Küresel Migren ve Ağrı DerneğiKüresel Migren ve Ağrı Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik
Daha fazla oku...

Çocuk ve ergenlerde migren ataklarını neler tetikleyebilir?

manager2024-11-15T23:25:43+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

Uygun bir genetik yatkınlığı olan kişilerde bazı tetikleyiciler migren ataklarını ortaya çıkaran beyin kimyasallarının salgılanmasına yol açar. Bu tetikleyiciler herkeste farklı biçimde ve farklı derecelerde görünmeleriyle beraber biyolojik, çevresel, beslenmeyle ilişkili ve psikolojik etmenlere bağlı olup olmamalarına göre sınıflandırılabilirler.

Biyolojik etmenlere bağlı tetikleyiciler: Cinsiyet hormonları, puberte (buluğ), menstruasyon, yorgunluk, uyku düzeni bozukluğu

Çevresel etmenlere bağlı tetikleyiciler: Parlak ışık, gürültü, hava kirliliği, sigara, parfüm, tiner gibi bazı keskin kokular, sıcak hava, sıcak banyo, seyahat, jet-lag, atmosferik hava, hava durumu değişimi, düşük barometrik basınç, yüksek atmosfer basıncı, rüzgarlı hava, taşıt tutması, sık oynanan bilgisayar oyunları, fiziksel aktivite

Beslenme ile ilişkili etmenlere bağlı tetikleyiciler: Açlık, fermante besinler, küflü peynir, kurutulmuş besinler, narenciye, balık, çikolata, kuruyemişler, nitrat içeren besinler, işlenmiş besinler, alkolik fermante içecekler, kafeinli içecekler, enerji içecekleri, yetersiz sıvı alımı, dehidratasyon

Psikolojik etmenlere bağlı tetikleyiciler: Stres seviyesinde ani değişim, anksiyete, depresyon, kronik stres, fiziksel veya mental tükenmişlik hali, ders çalışma ve sınav kaygısı

Kaynaklar:

Bener A, Uduman SA, Qassimi EMA et al: Genetic and enviromental factors associated with migraine in schoolchildren .Headache 2000;40: 152-157.

Karli N, Akis N, Zarifoglu M, Akgoz S, Irgil E, Ayvacioglu U, Calisir N, Haran N, Akdogan O: Headache prevalence in adolescents aged 12 to 17: a student-based epidemiological study in Bursa.

Headache 2006; 46(4): 649-655

Kelman L: Pain characteristics of the acute migraine attack. Headache 2006a; 46(6): 942-953.

Özge A, Buğdaycı R, Şaşmaz T, Kaleağasi H, Kurt Ö, Karakelle A, Tezcan H, Siva A: The Sensitivity and Specificity of the Case Definition Criteria in Diagnosis of Headache: A School-Based Epidemiological Study of 5562 Children In Mersin. Cephalalgia. 2002; 22(10): 791-798.

 

Turkdogan D, Cagirici S, Soylemez D, Sur H, Bilge C, Turk U: Characteristic and overlapping features of migraine and tensiontype headache Headache 2006; 46(3): 461-468.

Daha fazla oku...

Nedir migren?

manager2024-11-15T23:25:43+03:00
İnsan hayatına, anne-babasından (iyi ya da kötü) miras kalan genler ve onlardan üretilen proteinler şekil verir. Bu proteinler genlerdeki kodlardan ihtiyaca göre üretilir ve kullanıldıkça yenilenir. İşte bu mirasın henüz açılmamış kodları uygun bir ortam oluştuğunda açılır ve size kendisini gösterir. Örneğin: Migren şeklinde verilen kırkı aşkın odaktan üretilmiş karmaşık bir gen paketinden önce “ağrı” ile ilgili proteinler üretilebilir. Bu proteinler, kişinin zaman zaman yaşadığı, öncesinde açıklayamadığı garip huzursuzluğun olduğu, esnediği, iştahının her zamankinden farklı olduğu saatleri takiben çoğunlukla tek taraflı, müdahale etmezse neredeyse tüm gün süren, şiddetli zonklayıcı ağrılar yaşamasına neden olabilir.Yine bu ağrılar sırasında üretilen başka proteinler aracılığı ile kişi bazen mide bulantısı hisseder ve bazen de kusar. Etraftaki kokulara, ışığa, seslere ve hareket eden objelere herkesten daha hassas olur. Ve yine bu ağrı sırasında hareket etmek durumu kötüleştirdiği için tercihen karanlık bir odada konuşmadan, yemeden-içmeden bekler, ağrının geçip yeniden iyi hissedeceği bir âna geri dönmeyi. Bu kişi, ağrı geçtikten sonra, üzerinden dozer geçmiş gibi yorgun hisseder kendini ve uyumak ister bir süre, “fabrika ayarlarına dönünceye dek”.Bu kişi ağrı öncesinde ve ağrı sırasında oldukça kırılgandır, zihni her zamanki berraklığını kaybetmiştir ve bazen de tuhaf görme sorunları, bedenine ait anlamsız uyuşma ve güç kaybı kafasını karıştırır, “Ne oluyor?” diye. Benzer sorunlar yaşayan arkadaşlarıyla konuştuğunda, onların da kendisi gibi ataklarda sıkıntı yaşadıklarını, buna karşın ataklar geçtikten sonra herkes gibi gayet normal olduklarını fark eder. Ancak bu kişiler, herkesten daha kırılgan, detaycı, alerjik, mide-barsak sorunu yaşayan, biraz romatizmal sorunu, biraz da uyku sorunu olan bireylerdir.Migren, tüm bunların ve size anlatacağım diğer sorunların toplamıdır. Ailesinden miras kalan çeyiz sandığındaki hangi tohumun ne zaman ve ne ölçüde yeşereceğine bağlı olarak, herkes kendi hikâyesini yazar. Size bu yazılar dizisinde, tanık olduğum hikâyelerden oluşan izlenimlerimi bilimsel dayanaklarla paylaşacağım. Toplumdaki her 5 kadından ve her 10 erkekten birini etkileyen, bilinen en karmaşık hastalıklardan birine rasyonel bakış açısıyla yaklaşmanıza, farkındalığınızın artmasına mütevazı bir katkım olursa ne mutlu bana… Sonuçta, kimsenin elinde sihirli bir değnek yok; ancak sorunları bir bütün olarak kavramak, uzun vadeli çözümler üretmek ve empati yapabilmek başlangıç için makul hedefler diye düşünüyorum. Bu sitedeki yazılar dizisi, migrenin daha iyi anlaşılmasına ve migren hastalarının yaşam kalitesinin artmasına hizmet ederse, amacını gerçekleştirmiş olacaktır benim nezdimde.Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.
Daha fazla oku...

Erken çocuklukta migrenin farklı yüzleri

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Küçük bir çocukta durduk yerde başın ani dönüşlerine neden olan tuhaf hareketler yaşanıyorsa ve bu sırada çocuk hiç olmadığı kadar huzursuzsa veya ağlıyorsa bu migrenin bir diğer yüzünü anımsatır bize. Bu çocukları dikkatle gözleyen ebeveynler bazen video görüntü veya fotoğrafla o anı belgeleyip gelirler. Deneyimli bir hekim için zor değildir, “beningn paroksismal tortikollis” adı verilen migren öncüsü masum hareket bozukluğunu tanımak. Aileyi baş ağrısı ve migrene eşlik eden diğer sorunlar yönünden sorgulamak, çocuğu takip etmek çoğu zaman öngörüleri netleştirmeye yardım eder.

Çocuk biraz daha büyüdüğünde zaman zaman yaşanan açıklanamayan karın ağrıları “abdominal migren” dediğimiz bir tabloyu akla getirir sıkça eşlik eden bir ebeveynin migreni de dayanak alınarak. Yaşamın ikinci yaşından sonra gözlenen bu karın ağrılarında çocuğun farkında olmadan aldığı “cenin pozisyonu” önemli bir uyarıcıdır. Atak boyunca hareket etmekten kaçınan çocuğun sesten ve ışıklı ortamdan da rahatsız olduğu ve atak geçinceye kadar beslenmeyi reddettiği sıkça dikkati çeker.

Hani bazı çocuklar vardır; “Arabaya biner binmez uyuyor” der anne-babaları. Bu çocuklar da büyük olasılıkla ilerleyen zamanda migren adayıdır. Zamanla, “hareket hassasiyeti” dediğimiz bu duruma kısa süreli baş dönmeleri veya “yer ayağımın altından kayıyor” veya “içim geçiyor” diye ifade edilen baygınlık hissi de eşlik eder. Bu çocuklar bazen yıllarca hiç baş ağrısı çekmeden periyodik denge sorunları ile hekim hekim dolaştırılır. Tüm incelemeler yapılır ama makul bir neden bulunamaz. Bu noktada, deneyimli bir hekim, migren öncüsü olarak kabul edilen “benign paroksismal vertigo” adı verilen masum baş ağrısı tanısını koyabilir. Bu çocukların atak boyunca hareket etmeden, yemek yemeden, oynamadan mutsuzca bir köşede yatıp uyumaya çalışmaları dikkat çekicidir. Atak geçtiğinde kaldıkları yerden oynamaya ve her türlü aktiviteyi yapmaya devam ederler. İlerleyen zamanda büyük olasılıkla migren türü baş ağrıları da gelişecek olan bu çocuklar için ailenin hekimle kuracağı sağlıklı ilişki bu süreci daha az sıkıntı ile atlatmaları için hayati önem taşır.

Bir keresinde, bir ailenin tek çocuğu olan 15 yaşında bir oğlan çocuğunu görmüştüm. Durduk yerde kusuyor ve sonrasında birkaç saat süren ciddi huzursuzluk yaşıyordu. Gerek kendisinin gerekse ailesinin anlam veremediği ve onu sosyal açıdan sıkıntıya sokan bu kusma atakları nedeniyle çok huzursuzdu. Ülkemizdeki sayılı tüm pediatrik gastroenteroloji merkezlerini ziyaret etmişlerdi ve ellerinde tetkikleri toparladıkları kalınca bir dosya vardı. Dosyada, kusma açısından gerekli tüm tetkikler vardı ve hiçbir sorun görünmüyordu. Çocuğu dikkatle dinleyip annesi ile de konuştuktan sonra bunun bir migren öncüsü durum olduğuna kanaat getirip çok basit bir migren önleyici tedavi başlattım. Takipler geçtiğinde çocuğun kusmaları tamamen durmuştu. Kontrol muayenesinde, artık okula gitmek istediğini söyleyen çocuğun yüzündeki mutluluk görmeye değerdi. Kimse bunun bir migren tablosu olabileceğini düşünmemişti ve çözüm kendiliğinden gelmişti.

Bazı çocuklarda ise baş dönmesi ve denge bozukluğu atakları erişkin yaşta da devam eder. Hayatında hiç baş ağrısı yaşamamış; ancak baş dönmesi atakları için yapılan onca tetkik ve tedaviye rağmen çözüm bulunamayan, hatta aylarca hastanede yatan hastalarla karşılaştım mesleki pratiğimde. Baktığımda, migrenin ağrı dışındaki diğer tüm özelliklerini gösteren bu hastalarımın basit bir migren önleyici tedaviyle tamamen rahatladıklarına tanık oldum defalarca. Bazen bakmak ve görmek yeterli oluyor; migren öncüsü olan “vestibüler migren” veya “migrenöz vertigo” adı verilen tablo için fazlaca teknolojiye ihtiyaç olmuyor. Bazı çocuklar vardır, güzel güzel oynarken bir anda olduğu yere yığılırlar. Aile koşarak gelir bakar ki çocuğun bir kol ve bacağı tutmuyor veya konuşması bozulmuş bir anda. Aile için son derece ürkütücü olan bu tabloda ilk akla gelen şey doğal olarak çocuğun felç olduğudur. Hızla hastaneye gidilirken bazen bulantı-kusma da eşlik eder bu gürültülü tabloya. Acilde gerekli incelemeler yapılıp beyinde sorun olmadığı söylendiğinde rahat bir nefes alan aile haklı olarak ne olduğunu merak eder? Öte yandan pek çok hekim dahi migrenin geçici bir felç durumuyla ortaya çıkabileceğinden haberdar değildir. Felç endişesiyle acile giden aile için kuşkusuz alacakları en iyi haberdir bu durum.

Daha seyrek olarak gördüğümüz bir diğer rastlantı ise, çocuklarda yaşanan “gece terörü” adı verilen canlı rüya görme halidir. Bazen beraberinde görülen uyurgezerlik gibi uyku ilişkili tablolar da olur. Bu durum, migrenli çocuklarda diğer akranlarından bir parça daha sık görülür. Erişkinlerde seyrek olmayarak gözlenen “huzursuz bacak sendromu” gibi uyku kalitesini bozan sorunlar migrenli çocuklarda da gözlenir zaman zaman.

O halde, migrenin beyin şebekeleri geliştikçe şekillenen pek çok kostümü var ve onunla hangi kostüm üzerindeyken karşılaşacağımızı kimse bilmiyor. Bilmemiz gereken şey, zaman zaman yaşanıp kendiliğinden düzelen sağlık sorunlarında migreni aklımızda tutmamızdır, hele de ailede böyle bir gelenek söz konusu ise.

Bunu dikkate alabiliriz, değil mi?

 

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Daha fazla oku...

Yenidoğan bebekler ağrıyı hissedebilir mi?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

 

Halk arasında yaygın olan, “yeni doğan bebeklerin ağrı duymadığı” inanışının aksine, anne karnındaki 27 haftalık bir bebekte ağrı duyusunu taşıyacak sinir ağının olgunlaştığı bilinmektedir. Elbette ki ağrı ile birlikte verilen bedensel ve ruhsal tepkiler için serebral maturasyon, yani “beynin olgunlaşması” dediğimiz ve kabaca 21 yaşına kadar süren süreç belirleyicidir. Ancak yine de migren dâhil ağrılı tabloların beşikten mezara her insanın sorunu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Yeni doğan bebeklerin sinir sistemleri yeterince olgunlaşmamış olduğu için ağrıyı daha büyük çocuklar gibi yeterince hissetmedikleri şeklinde yanlış bir inanış vardır. Oysa anne karnındaki bir bebekte 26. haftadan sonra ağrı duyusunu taşıyacak sinir ağları olgunlaştığı için fizyolojik refleksler gelişmekte ve fetüs ağrıyı algılayabilmektedir.

Peki “Yeni doğan bir bebek veya dil gelişimi henüz tamamlanmamış bir çocukta migren gibi iddialı bir baş ağrısı tanısı mümkün müdür?” Bu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Kapsamlı beyin görüntüleme çalışmaları gibi araştırma odaklı ispatları bir kenara koyarak, insanlık tarihindeki en önemli bilimsel dayanak, yani “gözlem gücü” bu noktada yeterli oluyor çoğu zaman. Örneğin: Yaşamın ilk 3-9 aylarında, zaman zaman sıra dışı ağlama atakları ile gelen, bu ağlamaya sebep olacak hiçbir tıbbi durum saptanmayan, götürülmedik doktor, yapılmadık inceleme kalmadığı halde çözüm bulunamayan bir bebek düşünün. Sorduğunuzda, ailesinde sıklıkla migren benzeri ağrısı olduğunu öğreniyorsunuz. Bu bebek büyük olasılıkla migrenin 27 ayrı kostümünden biri olan “infantil kolik” adını verdiğimiz kostümü giyerek karşımıza çıkan migrenin en erken yaşta görülen yüzlerinden biridir. Eğer hekim bu durumu fark edip aileyi bilgilendirirse, çocuğun periyodik (ara ara ortaya çıkan) sorunları hakkında sıkı bir iş birliği yapılırsa, çeyizdeki diğer tohumların aktifleşip DNA’da protein üretilmesi ve migren görünümünün şekillenmesi engellenebilir. Burada hekimler ve aileler riski düşürmek için iş birliği yapmalıdır mutlaka; ancak kimsenin elinde bir bireyin migren olmasını %100 garantiyle önleyecek bir formül olmadığını da söylemek gerek sözümüzün amacından uzaklaşmadan.

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Daha fazla oku...

Çocuk ve ergenlerde yaygın olarak görülen birincil başağrıları türleri nelerdir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

1.Migren

Ülkemizde ve dünyada kişilerin yaşam kalitesini bozarak mağduriyet yaratan ilk 10 hastalık arasında yer alan migren, beyinde yaşanan bir dizi kimyasal değişimin sonucu yaşanan özel bir baş ağrısı türüdür. Bunun yanında migren, genetik mirasın yanı sıra çevresel etmenlerin de etkili olduğu nörolojik bir hastalıktır. Ülkemizde her 5 kadından ve her 10 erkekten birinin migren hastası olduğu bilinmektedir. Bununla beraber çocuk ve ergenlerin onda birinde ve genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin de beşte birinde migrene bağlı baş ağrısı sorunu vardır. Bunlara ek olarak çocukluk çağı migreni, hastaların yaklaşık yarısında 6-10 yaş arasında başlar.

Migren türleri nelerdir?

a. Aurasız Migren: Bu oldukça yaygın görülen migren türünde ağrı genellikle zonklayıcıdır, şiddetlidir ve ağrı süresi en az 1 saattir. Çoğu zaman ağrıya mide bulantısı, kusma, ışık, ses, koku ve dokunmaya artmış hassasiyet eşlik eder ve tek taraflı olarak (başın daha çok sol ya da sağ tarafında olmak üzere, bazen de taraf değiştirerek) görülür. Genellikle fiziksel aktivite ya da egzersizle artar ve uyuyunca da geçme eğilimindedir.

b. Auralı Migren: Bazı ağrılarda, ağrıdan kısa süre önce veya ağrıyla eş zamanlı olarak görülen ve kendiliğinden düzelen belirtiler ‘aura’ olarak isimlendirilir. Böylesi bir haberci belirtiyi takiben en geç 1 saat içinde başlayan migren türü ağrılar ‘auralı migren’ olarak isimlendirilir. En sık gözlenen belirti görme ile ilgili auralardır. Bunlar zik-zak çizgiler, puslu-bulanık görme, görüntünün tamamen kararmasına bağlı hiç görememe, gördüğünün yarısını karanlık görme, dama tahtası görüntüsü veya parıltılı noktalar görme şeklinde hissedilebilir. Bu belirtiler 4 dakikadan daha kısa bir süre içinde gelişirler, genellikle 60 dakikadan daha uzun sürmezler ve kendiliğinden düzelirler. Belirtileri takiben veya eş zamanlı olarak migren özelliğinde tipik baş ağrısı ortaya çıkar.

c. Kronik migren: Kronik migren, migren türünde ağrı yaşanan günlerin en azından üç ay süreyle ayda 15 günden daha sık olması durumuna verilen isimdir. Migren ataklarının sıklaşmasının başta yoğun stres etmenleri olmak üzere madde kullanımı, ağrı kesicilerin kontrolsüz şekilde sık kullanımı, eşlik eden başka sağlık sorunları olması gibi pek çok nedeni vardır. Çocuk ve ergenlerde yetişkinlere oranla seyrek olsa da kronik migren görülmektedir.

 2.Gerilim Tipi Baş Ağrıları (GTBA)

Genellikle kısa süreli (çoğu 30 dakikadan kısa), başın her iki tarafında da eşit olarak hissedilebilen, sıkıştırıcı veya basınçlı karakterde, hafif ya da orta şiddette (örneğin ders çalışmak, televizyon izlemek, oyun gibi günlük işlevleri etkilemeyecek nitelikte), karın ağrısı, bulantı, baş dönmesi, terleme gibi bulguların seyrek olarak eşlik ettiği, kusma ve ışık hassasiyeti gibi durumların görülmediği ve istirahatle kolaylıkla geçen ağrılar ile tanınmaktadır. Sık görülen bir baş ağrısı türüdür ve genellikle çevresel etmenler ile ilgilidir. Ağrıların temelinde daha çok ruhsal gerginlikler, psikiyatrik hastalıklar, kas gerginliği, ağız-çene yapısı bozuklukları vardır. GTBA’nın genel yaygınlığı %11-72.8 arasında olup, çocuk ve ergenlerde görülen GTBA olgularının %52’si epizodik GTBA, %16’sı kronik GTBA ve %33’ü IHS kriterlerini karşılamayan GTBA olgularından oluşmaktadır. Öte yandan GTBA, kız ve erkeklerde 11-12 yaşına kadar eşit oranda görülürken bu yaştan sonra kızlarda daha sıklıkla görülmektedir.

GTBA türleri nelerdir?

a. Epizodik GTBA: Sık epizodik GTBA geçiren çocuklar kronik GTBA için en muhtemel adaydır. Boyun-omuz ağrıları, depresif bulgular ve oromandibuler disfonksiyonu destekleyen bulguların yanında perikranial kaslarda hassasiyet söz konusudur.

b. Kronik GTBA: Bu baş ağrısı türünde en 6 ay süreyle, ayda 15 günden daha sık baş ağrısı öyküsü, sıklıkla eşlik eden bir psikopatoloji, komorbid organik problem (epilepsi, geçirilmiş kafa travması, öğrenme güçlüğü, paroksismal vertigo, kalp hastalıkları, diyabetes mellitus gibi) varlığı, aile içi problemlerin yaygınlığı, kronik anksiyete ve stres, olguların yaklaşık %17.5’inde ailede tekrarlayıcı baş ağrısı öyküsü, düşük sosyoekonomik düzey gibi özellikler söz konusudur.

3. Küme Tipi Baş Ağrısı

Baş ağrılarının bu türü daha çok erişkinlerde (30-60 yaş) ve sıklıkla erkeklerde görülür. Çocukluk çağında küme tipi baş ağrısı tanısı ender ve güçtür. Çocukluk çağı başlangıç prevalansı %0.1’dir. Sık rastlanan migren ağrılarının tersine küme ağrılarında atakların süresi daha kısadır (10-30 dakika). Ağrıların yılın ve günün belirli dönemlerinde gözlenmesi (kümelenme) önemli bir tanımlayıcı özelliktir. Her bir küme birkaç hafta ya da ay sürer. Gün içinde kısa süreli ve tekrarlayan ağrı atakları (günlük atak sayısı ortalama beştir) bir diğer özelliktir. Ağrıların gece uykudan uyandırması ve özellikle de rüya fazında görülmesi destekleyici bir özelliktir. Ataklar, migren ağrılarının tersine halsizlik, uyuma isteği yapmaz, aksine kişi sinirli, hareketli, yerinde duramaz bile olabilir. Küme ağrıları da migren gibi tek taraflı olabilir ama bulantı-kusma daha nadirdir.

4.Kronik günlük baş ağrısı (KGBA)

Çocuk ve ergenlerde %0.5-5.9 sıklıkla rapor edilen, yaklaşık 10 yıl içinde diğer primer (birincil) baş ağrılarından gelişen bir klinik tablodur. Kızlarda (%69.6) ve yaş arttıkça daha sık görülür. Hemen her gün ortaya çıkan başın iki tarafına yerleşen baş ağrıları ile tanınır. Ağrılara sıklıkla okul fobisi, ayrılık anksiyetesi, aile problemleri ve dürtü kontrol problemleri eşlik eder. Ağrılar genellikle frontal (beynin ön kısmında-%46) veya başın herhangi bir bölgesinde yerleşen, sıkıştırıcı özellikte olup, %21.9 olguda zonklayıcı karakterdedir.

 

Kaynaklar:

Abu-Arafeh, I. & Russel, G. (1994). Prevalence of headache and migraine in schoolchildren. BMJ, 309(6957), 765-769.

Buse, D.C., Manack, A.N., Fanning, K.M., Serrano, D., Reed, M. L., Turkel, C. C., … Lipton, R. B. (2012). Chronic migraine prevalence, disability, and sociodemographic factors: Results from the American migraine prevalence and prevention study. Headache: The Journal of Head and Face Pain, 52(10), 1456-1470.

Evers S, Afra J, Frese A, Goadsby PJ, Linde M, May A, Sandor PS: EFNS guideline on the drug treatment of migraine - report of an EFNS task force. Eur J Neurol 2006; 13(6): 560-572.

Hershey AD, Powers SW, Bentti AL, deGrauw TJ: Effectiveness of amitriptyline in the prophylactic management of childhood headaches. Headache 2000; 40: 539-549.

Karli N, Akis N, Zarifoglu M, Akgoz S, Irgil E, Ayvacioglu U, Calisir N, Haran N, Akdogan O: Headache prevalence in adolescents aged 12 to 17: a student-based epidemiological study in Bursa.

Headache 2006; 46(4): 649-655

Özge A, Buğdaycı R, Şaşmaz T, Kaleağasi H, Kurt Ö, Karakelle A, Tezcan H, Siva A: The Sensitivity and Specificity of the Case Definition Criteria in Diagnosis of Headache: A School-Based Epidemiological Study of 5562 Children In Mersin. Cephalalgia. 2002; 22(10): 791-798.

Ramadan NM: Migraine headache prophylaxis: current options and advances on the horizon. Curr Neurol Neurosci Rep 2006; 6(2): 95-9

Silberstein SD. Preventive treatment of migraine. Trends Pharmacol Sci. 2006;27(8):410-415. doi:10.1016/j.tips.2006.06.003

Yapıcı, Z. (2014) Küme başağrısı. Annelik Akademisi - Anne Yapamam, Başım Çok Ağrıyor. (Ed. Aynur Özge). Boyut Yayınları.

Daha fazla oku...

Çocuk ve ergenlerde yaygın görülen başağrıları riskini arttıran etmenler nelerdir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

Çocuk ve ergenlerde başağrılarının ortaya çıkma sürecini hızlandıran birçok risk etmeni vardır. Bu etmenler şu şekilde sıralanabilir:

Genetik Miras: Yapılan çalışmalarda migrenli çocukların birinci derece akrabalarının %36.7-81.1’inde, gerilim tipi baş ağrısı (GTBA) tanısı alan çocukların birinci derece akrabalarının %51.4-63.4’ünde ve baş ağrısı olmayan çocukların birinci derece akrabalarının ise %29.8’inde herhangi bir tür baş ağrısı tanısının var olduğu tespit edilmiştir Bununla birlikte konuyla ilgili çalışmalar farklı baş ağrısı tanısı olan çocukların özellikle annelerinde de baş ağrılarının bulunması olasılığının %70 civarında olduğu bildirilmektedir.

Ailesel Etmenler: Çocuk ve ergenlerde başağrısı riskini arttıran bir diğer etmen ise düşük eğitimli ebeveynlere sahip olma, biyolojik ebeveynlerle yaşamama, babanın işsiz olması, ailenin göç öyküsünün olması ve boşanma gibi ailesel durumlardır.

Cinsiyet ve Sosyoekonomik Düzey: Yapılan uzun dönem çalışmalar migren açısından özellikle kız çocuklarının erkeklere göre daha yüksek risk grubunda olduğunu (bu, erkek çocukların risk oranının düşük olduğu anlamında yorumlanmamalıdır) ve bu çocuklarda erişkin dönemde de migren olma riskinin, çocukken baş ağrısı seyrek bile olsa özellikle anne-babanın sosyo ekonomik düzeyi düşük olduğunda arttığını ortaya koymuştur.

Eşlik Eden Fiziksel Hastalıklar: Çocuk ve ergenlerde başağrılarıyla birlikte en yaygın görülen hastalıklardan epilepsi, serebrovasküler hastalıklar, arteryel hipertansiyon, astım, alerjik bozukluklar ve fibromiyalji (kas romatizması) bu bireylerde başağrısı riskini arttıran önemli etmenler olarak tanımlanmaktadır. Bunun yanında başağrısı ve diğer ağrılı sendromlar arasında da ilişki olduğu bildirilmektedir (boyun ağrısı, bel ağrısı, sırt ağrısı, karın ağrısı…).

Psikiyatrik Bozukluklar: Çocuk ve ergenlerde migren ve gerilim tipi başağrıları gibi hastalıklarla birlikte en yaygın görülen ve baş ağrısı riskini arttıran psikiyatrik bozukluklar, anksiyete bozuklukları, depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, karşıt olma karşı gelme bozukluğu, travma ile ilişkili bozukluklar, özgül öğrenme bozuklukları ve tik bozuklukları olarak sıralanabilir.

Diğer Etmenler: Başlangıçta sık atak geçirme, günlük baş ağrısı miktarı, erken yaşta başlangıç, koroner arter hastalığı için aile öyküsünün varlığı, sabah uyanıldığında baş ağrısının olması, ilaç kötüye kullanımı ve kafa travması gibi durumlar çocuk ve ergenlerde baş ağrısı riskini arttıran diğer önemli etmenlerdir.

Kaynaklar:

Bugdayci R, Ozge A, Sasmaz T, Kurt AO, Kaleagasi H, Karakelle A, Tezcan H, Siva A. Prevalence and factors affecting headache in Turkish schoolchildren. Pediatr Int. 2005 Jun;47(3):316-22.

Hernandez-Latorre MA, Roig M. Natural history of migraine in childhood. Cephalalgia. 2000;20(6):573-579. doi:10.1046/j.1468-2982.2000.00083.x

Laimi K, Metsahonkala L, Anttila P, Aromaa M, Vahlberg T, Salminen JJ, Sillanpaa M: Outcome of headache frequency in adolescence. Cephalalgia 2006; 26(5): 604-62.

Laurell, K., Larsson, B., & Eeg-Olofsson, O. (2005). Headache in schoolchildren: Association with other pain, family history and psychosocial factors. The Journal of Pain, 119(1-3), 150–158.

Linder SL, Winner P: Pediatric headache. Medical Clinics of North America 2001; 85(4): 1037-1053

Loder E, Biondi D: Disease modification in migraine: a concept that has come of age? Headache 2003; 43(2): 135-143.

Mazzone, L., Vitiello, B., Incorpora, G., & Mazzone, D. (2006). Behavioural and temperamental characteristics of children and adolescents suffering from primary headache. Cephalalgia: An International Journal of Headache, 26(2), 194–201.

Özge A, Toros F, Kalea¤as› H: Primary headache in children and adolescents: psychiatric comorbidity and the relationship between headache characteristics (selected poster presentation). XII Congress of the International Headache Society. In: Cephalalgia 2005; 25: 903.

Unalp A, Dirik E, Kurul S. Prevalence and characteristics of recurrent headaches in Turkish adolescents. Pediatr Neurol. 2006;34(2):110-115. doi:10.1016/j.pediatrneurol.2005.08.001

Unalp A, Dirik E, Kurul S. Prevalence and clinical findings of migraine and tension-type headache in adolescents. Pediatr Int. 2007;49(6):943-949. doi:10.1111/j.1442-200X.2007.02484.x

Waldie KE: Childhood headache, stress in adolescence, and primary headache in young adulthood: A longitudinal cohort study. Headache 2001; 41: 1-10.

Visudtibhan A, Siripornpanich V, Khongkhatithum C, et al. Migraine in Thai children: prevalence in junior high school students. J Child Neurol. 2007;22(9):1117-1120. doi:10.1177/0883073807306264

Zencir M, Ergin H, Sahiner T, Kilic I, Alkis E, Ozdel L, Gurses D, Ergin A: Epidemiology and symptomatology of migraine among school children: Denizli urban area in Turkey. Headache 2004; 44(8): 780-785

Daha fazla oku...

Çocuk-ergen başağrıları hakkında neler biliyoruz?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

Son 30 yılda çocukluk çağı başağrılarında gözlenen çarpıcı artış konuya olan ilgiyi artırmış ve gerek hekimlerin gerek ailelerin bilgilendirilmesi ile etkin tedavi stratejilerinin geliştirilmesini gerekli kılmıştır. Dünya genelinde gözlenen bu artışta rolü olabilecek etmenlere göz atacak olursak bunlar arasında;

*Geniş aile yapısından çekirdek aileye geçişle birlikte aile içi rollerin ve stres kaynaklarının farklılaşması,

*Aile bireyleri arasındaki paylaşımın azalması,

*Çocuk ve ergenlerin yaşam biçimlerinin ve beslenme düzenlerinin değişmesi,

*Çocuk ve ergenlerde akademik stres kaynaklarının artması, bunun yanında artan bilgisayar kötüye kullanımı ve bunun sonucunda gün boyu hareketsiz kalma sürelerinin artması gibi nedenler sayılabilir.

Başağrısı, kafada bir organ hasarı olmaksızın veya bununla ilişkili olarak ortaya çıkabilen, kafa ve ilişkili çevre yapılarında hissedilen bir ağrı biçimi olarak tanımlanır. Ergen kızlar başta olmak üzere çocukların büyük kısmı başağrılarından sık sık yakınırlar. Bu ağrılar erken çocukluk döneminde başlayabilir ve ne kadar erken yaşta başlarsa gidişat o kadar kötüdür. Dahası tekrarlayan başağrısı olan çocukların büyük kısmı erişkin olduklarında kronik başağrısı gelişimi için yüksek bir risk altındadırlar. Yapılan bir çalışmada çocukluk çağında farklı türde başağrısı tanısı alan kişilerde ergenlik döneminde baş ağrısı olasılığının 2.22 kat, çeşitli fiziksel semptomlara sahip olma olasılığının 1.62 kat ve herhangi bir psikiyatrik bozukluğun eşlik etme durumunun da 1.41 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir.

Üstelik başağrılı çocukların büyük kısmı ölçeklerle tespit edilecek düzeyde anlamlı yaşam kalitesi düşmesi ile de karşı karşıyadırlar. Çocuklarda-ergenlerde baş ağrısı diğer kronik hastalıklar ile kıyaslandığında gerek okul performansı gerekse duygusal durum olumsuz yönde etkilenmektedir. Başağrıları okul çağı çocuklarında %26.5 gibi bir oranla en sık bildirilen okula gitmeme nedenidir. Ayrıca kliniklere başvurmayan başağrıları olan çocuk ve ergenlerde depresyon, somatizasyon, anksiyete gibi eşlikçi bulgular, hastaneye başağrısı nedeni ile başvuran çocuk ve ergenlerden daha sıktır. Bununla birlikte bu çocukların baş ağrısı nedeniyle haftanın bazı günlerini yatakta geçirdikleri, ağrılarının günlük aktivitelerini kısıtladığı, okulda yapılan aktivitelerde performanslarının düştüğü, anne-baba ve akranlarla ilişkileri olumsuz etkilediği, uzun dönemde ise kariyerlerinin olumsuz etkilendiği ve ağrı ataklarının aile hayatlarında önemli aksaklıklara yol açtığı bildirilmektedir.

Öte yandan migren ataklarının sık olarak stres ve diğer psikolojik nedenlere bağlı olarak tetiklendiği doğru olsa da migren özünde psikolojik diye tanımlanan bir ağrı türü değildir, tam tersi temele inilecek olunursa daha çok genetik ve biyolojik kökenin varlığı görülecektir. Bunun yanında bir baş ağrısı türüne psikojenik demeden önce 287 neden dışlanmalıdır. Ruhsal bozukluklara neden olan baş ağrılarının ve baş ağrılarına neden olan ruhsal bozuklukların veya her iki durumun ortak bir nedeni olabilmektedir.

 

Kaynaklar:

Akyol A, Kiylioglu N, Aydin I, et al. Epidemiology and clinical characteristics of migraine among school children in the Menderes region. Cephalalgia. 2007;27(7):781-787. doi:10.1111/j.1468-2982.2007.01343.x

Anttila P. Tension-type headache in childhood and adolescence. Lancet Neurol. 2006;5(3):268-274. doi:10.1016/S1474-4422(06)70376-3

Bille B. A 40-year follow-up of school children with migraine. Cephalalgia. 1997;17(4):488-487. doi:10.1046/j.1468-2982.1997.1704488.x

Fearon, P., & Hotopf, M. (2001). Relation between headache in childhood and physical and psychiatric symptoms in adulthood: National birth cohort study. BMJ, 322(7295), 1145.

Hernandez-Latorre MA, Roig M. Natural history of migraine in childhood. Cephalalgia. 2000;20(6):573-579. doi:10.1046/j.1468-2982.2000.00083.x

Kröner-Herwig, B., Heinrich, M., & Morris, L., (2007). Headache in German children and adolescents: A population-based epidemiological study. Cephalalgia: An International Journal of Headache, 27(6), 519-527.

Lake, A.E., Rains, J.C., Penzien, D.B., & Lipchik, G.L. (2005). Headache and psychiatric comorbidity historical context, clinical ımplications, and research relevance. Headache: The Journal of Head and Face Pain, 45(5), 493-506.

Powers SW, Patton SR, Hommel KA, Hershey AD. Quality of life in childhood migraines: clinical impact and comparison to other chronic illnesses. Pediatrics. 2003;112(1 Pt 1):e1-e5. doi:10.1542/peds.112.1.e1

Oksanen A, Metsähonkala L, Anttila P, et al. Leisure activities in adolescents with headache. Acta Paediatr. 2005;94(5):609-615. doi:10.1111/j.1651-2227.2005.tb01947.x

Unalp A, Dirik E, Kurul S. Prevalence and characteristics of recurrent headaches in Turkish adolescents. Pediatr Neurol. 2006;34(2):110-115. doi:10.1016/j.pediatrneurol.2005.08.001

Sasmaz T, Bugdayci R, Ozge A, Karakelle A, Kurt O, Kaleagasi H. Are parents aware of their schoolchildren's headaches? Eur J Public Health. 2004 Dec;14(4):366-8.

Winarno, A.N.S. (2019). Migraine headache in children: recent diagnosis and treatment. Jurnal Kedokteran dan Kesehatan Indonesia, 10(2), 185-196. 

Daha fazla oku...

10 Adımda Migren Gerçeği

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Migren 50 yaş altı bireylerde 369 kronik hastalık arasında en fazla engelliliğe yol açan hastalık olarak kabul edilmektedir1.  Özellikle 30 ile 50 yaş arasındaki üretken kesim dikkate alındığında migren en önemli engellilik nedenidir2.  Türkiye Migren Raporuna göre migren toplumda her dört kişiden birinin şiddetli ağrı olarak tanımladığı bir durum olsa da gerçekten sadece başağrısı mıdır?

Migren beyin kabuğundan omurilik soğanına kadar neredeyse beynin her alanını etkileyen, muhtelif kimyasalların salınımı, damarların genişlemesi, beyinde özgün bir iltihabi durumun oluşması ve neticede beynin tüm algı ayarlarının değişmesine sebep olan oldukça karmaşık bir tablodur. Düşünün ki atak sırasında kişinin taktığı küpenin bile beyne iletildiği sistemin ayarı değişir ve ondan dahi rahatsız olur hale gelir. Keza ağrının yaşanma sıklığı ve şiddetine göre beyin kabuğunun altında yer alan duygu, hafıza, konsantrasyon, ince motor beceri gibi merkezlerin ayarı da geçici olarak bozulur. Özellikle ayda 15 günden daha sık migren karakterinde başağrısı yaşayan kişiler ve ayda 10 tabletin üzerinde ağrı kesici kullanan kişilerde beyinlerinde yukarıda sözü edilen tüm alanların ayarının bozulduğu kabul edilir.

Beyinde yaşanan kimyasal değişimler kişinin yaşamında nelere yol açar?

En önemli sorun hastalığın yeterince tanınmamasıdır. Bu noktada hastalar kadar hasta yakınları ve hekimlerin de migreni yeterince tanımadığını söylersek yalan olmaz. Türkiye’de her 3 kişiden birinin migreni olan bir yakını varken çoğunluğu migreni şiddetli başağrısı atağı olarak tanımlıyor ve sadece %14’ü gerçekten bir tedavisi olduğuna inanıyor. En bilinen çözümler ağrı kesici içmek ve karanlık bir odada yatmak. Oysa ki migren 40’a yakın gen üzerinden taşınan ağrıdan çok daha fazlası olan bir klinik tablodur. Tek taraflı başlama eğiliminde olan, göz veya boyun bölgesinden başlayan şiddetli ağrılara mide bulantısı, kusma, ışık-ses-koku-hareket konusunda artmış hassasiyet eşlik eder. Ataklar şeklinde gelen bu ağrılar eğer müdahale edilmezse 4 saat ile 72 saat arasında sürebilir. Ataklar hastalar tarafından çoklukla şiddetli veya çok şiddetli olarak ifade edilir. Ağrı şekli çoğunlukla zonklayıcı, bazen de sıkıştırıcı karakterdedir. Atak sırasında gerek ağrı şiddeti gerek se eşlik eden belirtiler hastaların yaptıkları işe ara vermelerine, hemen bir ağrı kesici alıp, başlarına buzlu kompres yaparak karanlık bir odada hareket etmeden uzanmalarına sebep olur. Ataklardan 24 saat öncesine uzanan açıklanamayan esneme, gerginlik hissi, vücutta şişlik hissi, bazı hastalarda 1 saat kadar sürebilen görme veya konuşma, bazen de denge sorunları da hesaba katıldığında atakların yalnızca ağrı döneminde kişiyi zora sokan basit bir başağrısı olmadığı anlaşılır. Ayda 4-5 atak dahi yaşayan bir kişi toplamda ayın en az üçte birini görevlerinden uzak ve acı çekerek geçiriyor demektir. Atak geçtikten sonra yaşanan yorgunluk, tükenmişlik hissi, uyku eğilimi ve algılama güçlüğü de dikkate alındığında bir atak hastanın yaşamından 2-3 gününe mal olur. Ülkemizde migren hastalığının sıklığı %16.4 olup her 5 kadından biri ve her 10 erkekten birinin bu sorunla mücadele ettiği bilinmektedir3. Bu durumda ülkemizdeki hasta sayısı 13 milyonu aşmaktadır. Bilinen en şiddetli başağrılarından birine sebep olsa da toplumda yeterince tanınmamaktadır.

Şekil. Toplumda Migren algısı (Kaynak Türkiye Migren Raporu).

O halde migren yalnızca başağrısı olmasa da en sık görülen ve en şiddetli başağrısı nedenlerinden biri olarak üretken yaşın başlıca kabuslarından biridir. Özellikle de kadınlarımızın başlıca sağlık sorunlarından biridir.

Öncelikli olarak tanımak, fark etmek ve anlamak gerekir. Sonrasında doğru hekim-hasta ilişkisi ve bütüncül bakış için gerekenler yapılacak ve çözüm elbette mümkün. Nasıl mı? Devamı sonraki yazılarımızda.

Kaynakça:

  1. Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021.
  2. Steiner TJ, Stovner LJ, Jensen R, Uluduz D, Katsarava Z; Lifting The Burden: the Global Campaign against Headache. Migraine remains second among the world's causes of disability, and first among young women: findings from GBD2019. J Headache Pain. 2020 Dec 2;21(1):137. doi: 10.1186/s10194-020-01208-0.
  3.  Ertas M, Baykan B, Orhan EK, Zarifoglu M, Karli N, Saip S, Onal AE, Siva A. One-year prevalence and the impact of migraine and tension-type headache in Turkey: a nationwide home-based study in adults. J Headache Pain. 2012 Mar;13(2):147-57. doi: 10.1007/s10194-011-0414-5.
Daha fazla oku...

Migren ağrısı nasıl önlenebilir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00
Migren kişilerde yaşam kalitesini bozan, ağrı atağı geldiği anda en keyifli anı kabusa çeviren, kişiye asla program yaptırmayan, şiddetli başağrısı ataklarının yanı sıra bulantı, kusma, ışık-ses-koku veya hareket hassasiyeti gibi belirtilerle seyreden en yaygın beyin hastalığıdır. Kötü olan nokta şudur ki bu ağrılar çoğunluğu kadın olmak üzere üretken yaşı olumsuz etkiler. Yani hastalık özellikle 20 ile 50 yaş arasındaki ortalama 5 kadından birini ve 10 erkekten birini ayda birden fazla ziyaret eder. Bu kişilerde yaşam kalitesi bozulur, üretkenlik azalır ve ağrının yarattığı olumsuz hava neredeyse yaşamlarının her alanını kapsayan bir karabasana dönüşür. Nice anne evladıyla geçireceği güzel zamanı ağrıyla odada ıstırap içinde geçirir. Nice başarılı iş kadını ağrı nedeniyle önüne çıkan terfi fırsatını kaçırır. Nice başarılı erkek baba veya iş insanı olarak geçirecekleri kıymetli zamanı ağrının pençesinde klinik klinik gezerek geçirmek zorunda kalır. O halde bu ağrıları hiç yaşamamak en iyisidir. Öncelikle migreni tetikleyen iç ve dış etmenler vardır “tetikleyici” olarak isimlendirdiğimiz. Sizin ataklarınızı hangi durumlar tetikliyor? Düşünün, gözlemleyin, not alın ve becerebilirseniz uzak durun. Örnek vermek gerekirse; - Stres; en önemli tetikleyicilerden biridir. Stressiz bir hayat olmayacağına ve başkaları sizin stres algınızı değiştiremeyeceğine göre kendi stres algınızı yeniden düzenleyecek ve mümkünse azaltacak yolları bulun, bulamıyorsanız yardım alın.- Kadın cinsiyet hormonları migren atağını doğrudan tetikler. Bu nedenledir ki ergenlikten sonra kızlarda ağrılar daha sık görülmeye başlar.  Doğum kontrol hapları dahil hormon ilaçları gündeme geldiğinde doktorunuza migren hastası olduğunuzu mutlaka söyleyin. - Çevresel etmenler; Parlak ışık, gürültü, hava kirliliği, sigara, parfüm, tiner gibi uçucu maddeler, sıcak hava, sıcak banyo, seyahat esnasında yaşanan basınç ve iklim değişiklikleri sıkça raporlanan tetikleyicilerdir. İklim değişikliğini düzeltmek tek başınıza sizin elinizde olmasa da sigara içmemek sizin elinizdedir. Sigara içen bir migren hastasının tedavisi içmeyen birinden çok daha zor olacaktır. - Beslenme düzeni; paketlenmiş ve işlenmiş gıdalar (nitrat içeren besinler), fermente besinler, küflü peynir, kurutulmuş besinler, narenciye ürünleri, balık, çikolata, kuruyemişler gibi besinler migren ataklarını bazı kişilerde tetikleyebilir. Ancak bu bir yasaklı besinler listesi değildir.  Sadece size atağınız olduğu günlerde ne yediğinizi kaydetmeniz ve hep aynı besinler denk geliyorsa diyetinizden o besini çıkararak sonucu gözlemeniz için yapılan bir tavsiyedir. Keza glütensiz beslenme lehine pek çok rapor bulunmakla birlikte bu bir kampanya nedeni değildir. Öte yandan pek çok aksi reklam ürünü olmasına rağmen migreni tedavi edecek ya da tamamen önleyecek bir besin maddesi de hali hazırda ispat edilmemiştir.  - İçecekler; başta alkollü fermente içecekler, kafein ve endüstriyel bazı içecekler olmak üzere migren ataklarını tetikleyecek içecekler raporlanmıştır. Ancak asıl önemli konu suyu az içmek ve buna bağlı yaşanan dehidratasyon tablosudur. Bizler migrenli kişilere kilolarına göre ayarlanmış su ihtiyacını karşılamaya, yine mümkünse suyun yanı sıra maden suyu, ayran gibi bazı içecekleri dahil etmeyi tavsiye ediyoruz. - Egzersiz; düzenli egzersiz yapmak, özellikle de nefes egzersizi, gevşeme egzersizi, yoga gibi uygulamalar migren ataklarını önlemede ve var olan atakların daha hafif ve daha kısa sürede iyileşmesinde büyük rol oynar. Aksi halde yaşanan obezite ve egzersizden yoksun olmak ise migrenin müzmin şekle dönüşmesine yol açar. - Uyku; uyku düzeni bozukluğu ve uyku kalitesinin bozulması migren ataklarını sıklaştıran ve ağırlaştıran en önemli nedenlerden biridir. Bu noktada leptin başta olmak üzere uykuda salgılanan bazı kimyasalların beyin hücreleri üzerindeki etkisi migrenin kaderini de belirler. Düzenli uyku için ilaç dahil her yol migren ağrısından daha az zarar verecektir. Tüm bunlar işe yaramadıysa ve hala migren ağrılarınız varsa, özellikle de bu durum sizi ayda 3 iş gününden daha fazla mağdur ediyorsa en kısa sürede konuyla ilgili bir hekime başvurun ve size uygun bir migren önleyici ilacı seçmesini isteyin. Önerilen ilacı yan etki oldu ya da ağrılar azaldı diye kendi kararınızla kesmeyin. Zira bu ilaçlar en az 3-6 ay kullanılmalıdır. Öte yandan ilaçlar yeterli sonuç vermezse ya da tolere edemediyseniz baş üzerindeki özel sinir alanlarına uygulanan enjeksiyonlar (periferik sinir blokları), 31 nokta enjeksiyonlu özel protokolle (PREEMPT) uygulanan onabotulinum toksin-A uygulaması ve son dönemde ülkemizde de ruhsat alarak pratiğimize girme şansı bulduğumuz CGRP monoklonal antikorlar (migren aşısı) hastanın da hekimin de yüzünü güldüren önemli seçeneklerdir. Yeter ki çözüm için güvendiğiniz bir hekimle iş birliği yapın ve iletişimden vaz geçmeyin.
Kaynakça:1- Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021. 2- Eigenbrodt AK, et al.  Diagnosis and management of migraine in ten steps. Nature Reviews Neurology. 2021. https://doi.org/10.1038/s41582-021-00509-5.
Daha fazla oku...

Migren ağrısı nasıl tedavi edilebilir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00
Migren kişilerde yaşam kalitesini bozan, ağrı atağı geldiği anda en keyifli anı kabusa çeviren, kişiye asla program yaptırmayan, şiddetli başağrısı ataklarının yanı sıra bulantı, kusma, ışık-ses-koku veya hareket hassasiyeti gibi belirtilerle seyreden en yaygın beyin hastalığıdır. Ağrıyı çekmeyen kişilerin “ne var bunda canım, felç olmadın ya iç bir ağrı kesici, devam et hayatına” diye hafife aldıkları ağrılar sırasında aslında beynin kabuğundan omurilik soğanına kadar dokuz temel noktasında ve milyarlarca hücresinde neredeyse felç oranında ciddi değişiklikler yaşanır. Başağrısı atakları kişiden kişiye değişmekle birlikte bazen 3-4 saat sürüp geçerken, bazen de 2 hatta 3 güne kadar uzayabilir. Ülkemizde hastaların migren atak sayısı ortalama 7,7 gün (%72’si 4-7 gün arası, %18’i 8-14 gün arası) olup %10’unun ayda 15 gün ve daha fazla atak yaşadığı1 dikkate alındığında bu kadar süreyi ağrıyla, bulantıyla, hareket hassasiyeti ile geçiren, sese tahammül edemeyen, ekrana bakamayan ve en önemlisi yüzü gülmeyen bir anne, bir eş, bir baba, bir çalışan, bir öğrenci nasıl olur? Ne verebilir ailesine ve topluma kendisi can derdince iken… Ülkemizde migren hastalarının %81’inin sadece ağrısı olduğunda ilaç kullandığını bildiğimize göre hiç olmazsa bunu doğru şekilde yapmak ayrıca önem kazanıyor. O halde her ne kadar makbul olan ağrıyı önlemek olsa da (bunu sonraki yazımızda konuşacağız) migren ağrısı tutan kişilere bazı profesyonel önerilerim olacak maksadını aşmadan2; 1- Öncelikle atağınızın migren ağrısından kaynaklandığından emin olmak gerekir. Zira yıllardır migren hastası olmanız sizin migren dışındaki 285 adet başağrısından muaf olduğunuz anlamına gelmiyor elbette. Düşünün ve karar verin yaşadığınız bu atak eski ataklarınıza bire bir benziyor mu? Cevabınız evetse yazımın devamındaki önerilerimi dikkate alın. Eğer yanıtınız hayır ise veya aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı sizde varsa hemen bir meslektaşıma başvurun ve yardım isteyin; • Ağrınız eğilmek, öksürmek veya ıkınmakla artıyorsa• Ağrınız uzanıp dinlendiğinizde daha da kötüleşiyorsa• Ağrınız karakter değiştirdi ise• Ağrınızla birlikte termometre ile ölçülen ateş yüksekliğiniz varsa• Ağrı sırasında sara nöbeti geçirdiyseniz• Ağrı sırasında vücudunuzda döküntüler oldu ise• Ağrı sırasında konuşmanız bozuldu veya bilinç bulanıklığı yaşadıysanız• Ağrınızı ilk yaşadığınızda 10 yaşından genç ya da 60 yaşından daha kıdemli iseniz• Bilinen kanser, yaygın romatizmal hastalık veya damar iltihabı (vaskülit) teşhisiniz varsa 2- Migren atağını en kısa sürede düzeltmenin yolu en kısa sürede müdahaleden geçer. Bu bir atak ise hemen yaptığınız işi başkasına devredin veya imkân varsa erteleyin ve atağınıza odaklanın. 3- Mümkünse ortamı havalandırın, taze oksijen atakta salgılanan bazı kimyasalların kontrolünde size yardım eder. 4- Hemen bir bardak su için, sıvı alımı ağrıya yol açan toksinleri uzaklaştırmanızda yardımcı olur. Suya limon dilimleri koymak, soda içmek, sodayla yapılan ayran içmek veya bitki çayları içmek te yararlı çözümlerdir.  5- Bir torba dondurulmuş bezelye ya da varsa buz kompresi ile alın ve şakaklarınıza soğuk uygulama yapın ki kan dolaşımına ait hatalı genişleme sinyalleri geri çevrilsin. Başa sıkı bir bant bağlamak, hatta bazen bu bantın içine kesilmiş soğan, patates vb koymakta geleneksel tıp uygulamaları içinde tercih edilse de rasyonel tıpta bilimsel karşılığı henüz tespit edilmemiştir. Öte yandan ataklarda uygulanan sülük, hacamat, muhtelif aktar teşhisli otların bilimsel dayanağı yoktur.  6- Ortamdaki ışığı mümkünse kısın, varsa perdeleri kapatın. Yine imkân varsa sesleri azaltın.  7- Bulantınız olmasa dahi hemen bir bulantı ilacı (Domperidon veya Metoklopramid grubu) için. Bu ilaçlar mide spazmını önleyerek sonrasında içeceğiniz ağrı kesici veya migrene özgü tedavi ilaçlarının daha kısa sürede etki etmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda beyninizde atak sırasında salgılanan bazı kimyasalları da engelledikleri bilinmektedir.  8- Zaman kaybetmeden uygun dozda bir ağrı kesici için. Bu noktada Parasetamol grubu diye bilinen ağrı kesicilerin migren için önerilen erişkin dozunun 1000 mg olduğunu hatırlatmak isterim.  9- Ağrı kesici içmenize rağmen geçen yarım saatte ağrınız hafifleme eğilimi göstermiyor ve hatta şiddetleniyorsa vakit kaybetmeden migrene özgü atak ilaçlarından size uygun olarak önerilen seçeneğinizi uygulayın (Triptanlar gibi).  10- Bu aşama ilacınızı uygulamanıza rağmen geçen 1 saat içinde hala ağrınız rahatlama eğilimi göstermediyse doktorunuzla temas kurun veya acil servise gidin. Acil servislerde kalçadan ağrı kesici veya sakinleştirici uygulaması sıkça tercih edilen bir yaklaşım olsa da modern migren tedavisinde yeri olmadığını hatırlatmak isterim. Bizler güncel rasyonel bilgi içinde serumla uygulanan özel tedavileri daha çok tercih ediyoruz.  Migren atağını tedavi etmek zor bir iştir ve atak geçiren her hastamın da bana hak vereceği gibi atak geçtiğinde “adeta üzerlerinden bir dozer geçmiş” gibi hissederler. Zira atak hücrelerdeki enerji rezervlerini büyük ölçüde tüketir. Bu noktada hastalarımız sıkça sakin bir ortama çekilip dinlenmek isterler. İzin verelim dinlensinler ve hatta başarabilirlerse uyusunlar. Aslında en çok istedikleri bir daha böylesi bir atak yaşamamaktır. Bu konudaki önerilerimi sonraki yazımda sizinle paylaşacağım. 
Kaynakça:1- Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021. 2- Eigenbrodt AK, et al.  Diagnosis and management of migraine in ten steps. Nature Reviews Neurology. 2021. https://doi.org/10.1038/s41582-021-00509-5.
  Prev1…567…10Next  

Son Yazılar

  • 10th MENA Meeting & 6th Turkish African Meeting of Headache and Pain Management Congress
  • 4. Mısır Başağrısı Kongresi
  • Çocuk-Ergenlere Mektup Var!
  • Doktora gitmeden önce başağrıları hakkında çocuğunuzu bilgilendirin: Örnek bir ebeveyn-çocuk diyaloğu
  • Başı ağrıyan çocukları olan ebeveynlere yönelik genel öneriler: Ağrısız bir yaşam için ne yapabilirsiniz?

Copyright © 2025 Küresel Migren ve Ağrı Derneği. Tüm hakları saklıdır.

Facebook Twitter Youtube Instagram Linkedin
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik