Küresel Migren ve Ağrı DerneğiKüresel Migren ve Ağrı Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik
Daha fazla oku...

Migren tüm vücudun hastalığıdır

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Migren tekrarlayan şiddetli başağrısı atakları ile bilinen en sık görülen ve en fazla mağdur eden başağrısı türü olsa da hastaların tek sorunları yaşadıkları başağrıları değildir. Son 10 yılda ivme kazanan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki migrende aynı genom üzerinden taşınan 40’a yakın tıbbi durum kişilerde farklı sıklık ve şiddetle gündeme gelmektedir. Bu çok önemli bir durumdur zira hekime başağrısı ile başvuran bir hastada hekim bu eşlikçi tıbbi durumları gözden geçiremezse önerilen en popüler pek çok migren ilacının bu eşlikçi tablolarla etkileşimi olabilmektedir. Öte yandan sorunların topyekün çözümü olmadıkça hastalar tam bir iyilik hali elde edemeyecektir1,2.

Nedir bu migrene eşlik eden tıbbi durumlar?

Şekil. Migrene toplum ortalamasından çok daha sık eşlik eden tıbbi durumlar

Migren atakları stresle tetiklendiği, hastaların da toplum ortalamasından daha yüksek bir kaygı düzeyi olduğu için en sık aldıkları tepki “kafana takma” “bu kadar ince düşünme” gibi eleştiriler olmaktadır. Oysaki bu hastanın elinde olan bir durum değildir. Kim daha fazla ağrı çekecek bir kısır döngüye girmek ister ki? Genetik kökenli kaygı ve detaylı düşünme, yaşama, titizlik, hassasiyet, travmalara artmış hassasiyet gibi psikolojik faktörler yaşam içerisinde doğru yönetilemezse veya terapilerle doğru yöne çekilemezse tedavi gerektiren birer tıbbi duruma dönüşürler.

Öte yandan huzursuz bacaklar sendromu, uykuya dalma süresinde gecikme, uyku saatine ait bozukluklar, uyku apnesi gibi sorunlar da migrenlileri daha sık etkiler. Uyku düzeni çözülmeyen bir migren hastasının tedavisi neredeyse imkansızdır.

Migren başağrısı olsa da çocuk yaşta bebek kolikleri, açıklanamayan kusma atakları, erişkin dönemde ise glüten aşırı duyarlılığı, huzursuz barsak sendromu ve reflu sorunları migrenlilere yaşamı dar eder. Bu noktada hastaların bilinçsiz tükettikleri ağrı kesicilerin ve uyku sorunu gibi diğer sorunlarında mide barsak sorunlarını olumsuz etkilediğini unutmamak gerekir.

Allerjiye yatkınlık migrenlilerin neredeyse dörtte üçünde yaşanan bir sorundur. Bu durum eşlik eden ilaç allerjisi, göz allerjisi, cilt allerjisi gibi sorunlar yaratsa da en çok karşılaşılan sorun solunum yolları belirtileridir. Migrenlilerde tekrarlayan hapşırık, burun akıntısı ve sinüslerde dolgunluk ile seyreden allerjik rinosinüzit atakları migren ağrılarının sıkça “sinüzit” şeklinde yanlış teşhis almasına neden olur. Keza astım atakları da migrende hem teşhis, hem de tedavi planında göz önüne alınan önemli bir eşlikçi tıbbi durumdur.

Migrenlilerde damar sertliğine yatkınlık artmıştır. Eşlik eden yüksek tansiyon (bazen de düşük tansiyon), kalp kapak hastalıkları ve kalpteki karıncıklar arasında kalabilen delikler de dikkate alındığında “auralı” migren olguları başta olmak üzere migrenlilerde takip eden hekim duruma göre kardiyolojik değerlendirme istediğinde şaşırmamak gerekir.

Migrenlilerde özelliklerde küçük yaşlarda epilepsiye yatkınlık toplum ortalamasının hayli üstündedir. Keza migrenliler öncesinde önlem almazlarsa beyin krizi açısından da daha genç yaşlarda aday olurlar.  Ellerde titreme ve diş gıcırdatma gibi sorunlarda migrenlilerde daha sık gözlenir.

O halde migren yalnızca başağrısı değildir. Bir ağrıdan çok daha fazlası ve migrene eşlik eden tıbbi durumlardan daha ötesidir. Büyük resme bakacak zaman, birikim ve kabullenme tedavinin ilk ve en önemli aşamasıdır.

Kaynakça:

  1. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. Prof. Dr. Aynur Özge. A7 Kitap, 2018.
  2. Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021.  
Daha fazla oku...

Senin Başağrın Psikolojik. Var mı böyle bir şey?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

 

Sıkça duyarız. Titiz, kaygılı bir kişi. Başağrısı olduğunu söyler. Ağrı yaşam kalitesini bozar. Onu pek çok faaliyetten geri bırakır. Etrafındakiler ise onu eleştirir ve der ki “senin ağrın psikolojik, çok takıyorsun, takmasan ağrımaz”. Bugün sizinle gerilim tipi başağrısını ve biraz da başağrısı stres ilişkisini konuşmak istiyorum.

Gerilim-tipi başağrısı (GTB) dünya genelinde en yaygın görülen nörolojik bozukluktur. Bu hastalar hekime, hafif veya orta şiddette tekrarlayıcı başağrıları ile gelirler. Başağrıları genellikle günün sonuna doğru başlar. Baş ve boyun birleşme bölgesi veya alından başlayıp kısa sürede başın tamamına yayılır. Ağrıyı hastalar “mengene sıkıştırılıyor gibi” ya da “saç bandı” benzeri bir şekilde tarif ederler. Ağrı sırasında günlük işlerini zorlansalar da sürdürebilirler. Ağrı sırasında size daha önce migrende söz ettiğim ışık-ses-koku-hareket hassasiyeti gibi sorunlar ya da bulantı/kusma gibi belirtiler gözlenmez. Ağrı masajla, istirahatle veya basit ağrı kesicilerle en fazla birkaç saat içerisinde düzelir. Önceleri ayda birkaç kez (epizodik denir) olan bu ağrı atakları eğer uygun tedavi yaklaşımı sergilenmezse zamanla sıklaşır (kronik denir). Bu kronikleşme üzerinde hastanın biyolojik özellikleri kadar eşlik eden psikolojik ve çevresel faktörler de rol oynar.

Küresel Hastalık Yükü (KHY) çalışmasındaki verilere göre, 2017 yılı itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 2.33 milyar GTB vakası olduğu, yıllık 882.4 milyon yeni vakanın da bu rakama eklendiği varsayılmaktadır. Böyle bakıldığında sorunun yaygınlığı ve meselenin önemi daha net anlaşılır diye düşünüyorum.

Gerilim-tipi başağrısı (GTB) tek başına yaşanan bir sağlık sorunu değildir. Özellikle sıkça atak yaşayan kişilerde eşlik eden kaygı bozukluğu, depresyon, uyku bozuklukları, kas-iskelet sorunları (fibromyalji gibi) toplum ortalamasından çok daha sık görülmektedir. GTB migren dâhil olmak üzere diğer ağrı bozukluklarıyla da sıkça ilişkilendirilmektedir. Aslına bakılırsa, nüfusa dayalı bir çalışmada migrenli insanların %83’ünün son bir yıl içerisinde GTB de yaşadığı belirlenmiştir. Bu tür başağrısı çekenler boyun ağrısı ve bel ağrısı gibi sorunları da sıkça (%80-90) yaşarlar.

Gerilim-tipi başağrısı (GTB) bazı yatkın genleri (5-HTTLPR, Val158Met COMT, APOE-ε4 gibi) barındıran kişilerde eşlik eden kas-iskelet sorunları (hassasiyet-sertlik artışı, enflamasyon, dolaşım bozukluğu gibi) veya damar sertliği ile ilgili sorunlar olduğunda salgılanan beyin kimyasalları nedeniyle yaşanan özgün bir başağrısıdır. Bu genler depresyon, kaygı bozukluğu başta olmak üzere stresle ilişkili psikiyatrik bozukluklarda da direk yada dolaylı adresler arasındadır. GTB genleri taşıyan bireylerde zamanla yaşanan ağrı atakları beyindeki ağrı kontrol merkezinin ayarlarının değişmesine ve ağrı eşiğinin düşmesine yol açar ki bu dönem tam da ağrının müzminleşme dönemine denk düşer. Yani stres ağrıya neden olmak dışında ağrıları sıklaştırmanın da sorumlusudur. Ancak önemli olan nokta tüm bunların hastanın “kafaya takmıyorum” demesi ile bir anda ortadan kalkacak kadar basit sorunlar olmamasıdır. Belirli bir noktadan sonra hayli nasırlaşmış ve uzun süreli emekle çözülebilir bir ağrıdır hasta ve hekimin çözüm aradığı.

Peki çözümü var mı gerilim tipi başağrısının?

ELBETTE. Bu ağrıya bütüncül yaklaşımla çözülebilen, hayli emek isteyen ama sonuçta hastayı da hekimi de mutlu eden bir ağrıdır. Öncelikle hastada ağrının GTB dışında olası bir nedeni olduğunu düşündürecek belirtiler olmamalıdır. Nedir bu belirtiler?

• zaman içinde aşamalı olarak kötüleşen veya karakteri değişen başağrısı

• hapşırma, öksürme veya egzersiz ile ortaya çıkan başağrısı

• kafa travmasını takiben ortaya çıkan başağrısı

• kilo kaybıyla ve/veya hafıza ya da kişilik değişikliğiyle ilişkili başağrısı

• başağrısının 50 yaşından sonra başlaması

• sinir sisteminde soruna işaret edecek nörolojik semptomlar olması

• istenmeyen kilo kaybının eşlik ettiği başağrısı

• hafıza bozukluğu, bilinç durumunda veya kişilikte değişiklikle seyreden başağrısı

• başağrısıyla birlikte açıklanamayan ateş yüksekliği olması

• başağrısıyla birlikte ense sertliği olması

• başağrısının öksürmek, ıkınmak, uzanmak veya ağır bir şey kaldırmakla daha da kötüleşiyor olması

Bunlara “kırmızı bayraklar” deriz ve bunlar başağrısı olan bir kişide mevcutsa mutlaka detaylı incelemeye tabi tutarız.

Peki böyle bir durum olmadığı anlaşılan GTB hastası nasıl tedavi ediliyor?

Birinci ve en önemli adım HASTA EĞİTİMİ VE BİLİNÇLENDİRİLMESİdir. Burada hem hastanın hem de yakınlarının GTB nin bir beyin hastalığı olduğu, yaşanan gelişmelerin biyolojik bir kökeni olduğu ve ancak biyolojik çözümlerle düzeleceği konusunda aydınlatılmasını amaçlıyoruz. Hastanın yaşam biçiminde ağrıyı tetikleyen veya kötüleştiren unsurları saptayarak çözmeye özen gösteriyoruz. Yaşam biçiminde stres yönetimine destek olacak bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlere, kas iskelet sistemi tetikleyicilerini düzenleyecek yoga-pilates gibi egzersizlere yer vermesini istiyoruz. Özellikle omurgayı ve kafatasını yerinde tutan kaslara yönelik gevşeme egzersizleri gerçekten ciddi rahatlama sağlıyor. Nefes egzersizleri de benzer şekilde fayda sağlıyor. Masaj, uygun hastalarda akupunktur da faydalı takviye uygulamaları günlük pratiğimizde.

İkinci adım; Ağrı varsa bir an önce dindirmeye dayanıyor. Zira ağrıyı uygun ağrı kesicilerle bir an önce dindirmek, beyindeki ağrı kontrol merkezini çok fazla meşgul etmemek bir sonraki ağrı atağını daha kolay atlatmak için bir nevi güvence teşkil ediyor. O yüzden çoğu kişinin düşündüğü gibi ağrıya dayanmak iyi bir şey değil.

Üçüncü adım; eğer ayda 4 seferden daha sık ağrı kesici almak gerekmişse uygun bir ağrı önleyici tedavi için doktorunuzla iş birliği yapmak olmalı. Bu ilaç tedavisi olabileceği gibi rasyonel tıbbi değeri kanıtlanmış bir müdahale de olabilir (“periferik sinir blokajı”, “tetik nokta enjeksiyonu” gibi).

Sonrasında ise ağrıları uygun bir günlüğe kaydetmek ve iyi bir hasta hekim ilişkisi ile ağrısız yaşamın tadını çıkarmak çok da uzak bir hayal değil. Tadını çıkarın, ağrınızla arkadaş olmayın….

Daha fazla oku...

Küme Başağrısı

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Küme başağrısı, baş ve yüz ağrıları içinde en şiddetli ve dayanılmaz olanıdır. Önceki bilgilerimize göre sıklıkla erkeklerde (10 erkek, 1 kadın oranı) görülür diye düşünüyorduk. Ancak son yollarda pratik bilgilerimizin artması ile artık kadınlarda da aslında daha sık (5 erkek, 1 kadın oranı) olduğunu biliyoruz.

Küme başağrısı nedir?

Küme başağrısı, ismi ile çok benzeyen özellikler taşır, kümeler halinde gelir. En sık bahar aylarında karşımıza çıkar. Örneğin sonbahar aylarında aniden başlayabilir ve başlayınca en az 15 gün ortalama 7-8 hafta sürebilir. Bu duruma epizodik geçici küme atakları diyoruz.

Bazı şiddetli hastalarda ise çok daha uzun sürebilir veya kümeler halinde değil süreklilik kazanır. Bu duruma da kronik-uzamış küme atakları denir.

Küme başağrısı, uyku ritmi ile de çok ilişkilidir. Hatta melatonin uyku hormonunun bu ağrılarla bağlantılı olabileceği düşünülerek bu hastaların tedavisinde melatonin hormonu da kullanabiliyoruz.

Hasta, uykuya daldıktan yaklaşık 1-2 saat sonra yani uykunun ilk döneminde aniden başağrısı ile uyanır. Bu, o kadar şiddetli bir ağrıdır ki “doğum ağrısı şiddeti” ile eşdeğer kabul edilir. Bazen hastalar bu ağrı nedeniyle “Migrenim mi var?” diye düşünebilirler. Çünkü ağrı az da olsa gündüzleri de görülebilir. Ama bu ağrı migrenden çok farklı özellikler taşır.

İlk söyleyebileceğim fark; migren ağrısı sırasında karanlık bir odada yatmak isteriz ama küme ağrısı sırasında yatmak mümkün değildir. Ağrı o kadar şiddetlidir ki sizi yatırmaz, yatıyorsanız dahi mutlaka yataktan kaldırır. Odada bir köşeden diğer köşeye gezinirsiniz, yerinizde duramazsınız. Hatta bazı hastalarım “Ağrının şiddetinden başımı duvara vurmak istiyorum.” Derler.

Küme başağrısının belirtileri

Küme başağrısında ağrı hep aynı tarafta ve göz etrafındadır. Bu da yine bu ağrıyı migrenden ayırır. Çünkü migren ağrıları sağ-sol değişkenlik gösterebiliyor. Küme ağrısı ise göz etrafında sanki gözü oyuyormuş, çıkarıyorlarmış hissi veren bir ağrıdır.

Ağrı sırasında ağrının olduğu tarafta gözde mutlaka kızarma, kanlanma ve yaşarma olur. Bazen burun akıntısı, yüzde terleme ve kızarma da görülebilir.

Küme başağrısı atağı en az 15 dakika sürer, en fazla 3 saate kadar uzayabilir. Pratikte genellikle 45 dakika kadar sürer. Ama sıkıntı şudur ki, ağrı geçse bile aynı gün içinde tekrarlayabilir.

Küme başağrısı ile migren arasındaki farklar

Başağrınızı daha net tanıyabilmeniz için küme başağrısı ile migren arasındaki farkları özetleyelim:

 Küme başağrısıMigren
Ağrı zamanıSıklıkla gece uykudaSıklıkla gündüz
Ağrı şiddeti (10 puan üzerinden)9-107-8
Ağrıyı azaltanKalkıp gezinmekUyumaya çalışmak
Ağrı yeriHep aynı taraf göz etrafındaSağ veya sol baş yarımında
Ağrı kesicilere cevapCevap vermezCevap verir

Küme başağrısı tedavisi

Küme başağrısında tedavi kolay değildir, Klasik ağrı kesicilere cevap vermez. Tripton dediğimiz spesifik migren ağrı kesicilerine bazen küme başağrısı da cevap verebilir ama en iyi tedavi, ataklar sırasında % 100 saf oksijen solumaktır. Ancak oksijen tedavisi çok akla gelmediği için acil servislerde bu hastalar ağrıları nedeniyle çok zorluklar çekebilmektedir.

Küme başağrısında temel amacımız ağrıların gelmesini önlemek olmalıdır. Bu nedenle hastalarda geçici süre (1-3 ay) ilaç tedavisi verebileceğimiz gibi ağrıya neden olan sinirin ağrı uyarısını ortadan kaldıracak sinire yönelik pratik girişimsel tedaviler de yapabilmekteyiz.

Küme başağrısına sahip kişiler sıklıkla mükemmeliyetçi, düzenli ve kuralcı kişilerdir. Yaşamlarında bu açıdan yaşayacakları sorunlar ağrı ataklarını ortaya çıkaracaktır. Bu açıdan bu hastaların mutlaka ağrı psikologları ile değerlendirilmesi gerekmektedir.

Daha fazla oku...

Gerilim Başağrısı

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Baş ağrıları içinde hemen en sık karşımıza çıkan gerilim baş ağrılarıdır. Gerilim başağrısı deyince gerginlik veya stres ağrısı olarak algılanıyor. Hâlbuki psikolojik ağrı değil bu ağrı.

Gerilim baş ağrısı nedir?

Gerilim başağrısı tamamen baş ve boyun veya yüz kaslarımızın zorlanması ve aşırı gerilmesi ile ilişkili ağrıdır.

Gerilim baş ağrısı neden olur?

Kaslarımızı aşırı zorlamanın birçok sebebi olabilir. Bilgisayar karşısında yoğun çalışma ile göz etrafı ve alın kaslarının zorlanması, diş sıkma neticesi şakaklardaki kasların zorlanması, uykusuzluk ile dinlenemeyen kasların zorlanması, sinirli olduğumuzda kaşlarımızı çattığımız için alın kaslarının zorlanması gerilim tipi baş ağrılarının tetikleyicileridir.

Gerilim başağrısının migrenden farkı nedir?

Gerilim tipi başağrısını migrenden ayırt edebilmek aslında kolaydır. Gerilim ağrılarında zonklama değil ön planda sıkıştırıcı bir ağrı vardır.

Ensede, tüm başta, şakaklarda iki taraflı ağrı günlerce sürebilir. Şiddeti migren kadar fazla değildir. Yani sizi yatırmaz. Ancak hep bir rahatsızlık hissi verir.

Bulantı pek olmaz ama nadiren görebiliriz. Işık rahatsızlığı değil ama sese karşı rahatsız hissedebiliriz.

Gerilim başağrısı nasıl geçer?

Gerilim başağrısına migrendeki gibi yatıp dinlenmek değil açık havaya çıkma daha iyi gelecektir. Önemli olan, zorladığımız kasların hangileri olduğunu ve nasıl zorladığımızı saptayarak o kaslara yönelik tedaviler uygulamaktır.

Tetikleyen sebepleri ortadan kaldırmadıkça gerilim ağrıları geçmeyecektir.

Daha fazla oku...

Trigeminal Nevralji

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Trigeminal nevralji aslında ağrılar arasında neredeyse en şiddetli olandır. Yüzümüzün siniri olan trigeminal ağrı sinirinin etkilenmesi nedeniyle ortaya çıkar.

Trigeminal Nevralji nedir?

Trigeminal ağrı sinirinin kökü beynimizin arka bölgesinde yerleşmiştir ve hemen yanından bizim denge damarımız geçer. Denge damarımız ile ağrı siniri normalde birbirine yakındır ama birbirlerine temas etmezler. Yaş ilerledikçe, sıklıkla da 55 yaş üzerinde cildimiz gibi denge damarımız da kırışır, büzüşür ve büklümlü bir şekil alır. Normalde birbirine değmeyen sinir ve damar büklümlü seyir alınca birbirine iyi yaklaşır. Ne zaman ki siniri uyaracak bir hareket yaptığımızda (konuşmak, sakız çiğnemek, yemek yemek, esnemek) sinir biraz daha şişer ve damara değer. İşte o anda sinirin beslediği bölgede çok şiddetli, elektrik çarpar gibi bir ağrı olur. Buna trigeminal nevralji diyoruz.

Trigeminal ağrı siniri yüzümüzdeki kas ve duyuları besler. Bu nedenle ağrıyı yüzümüde bazen alında (1. bölge), bazen burun kökünde (2. bölge), bazen de çenede veya yüzümüzün tümünde hissederiz.

Trigeminal Nevralji ne kadar tehlikelidir?

Trigeminal nevraljide ağrı çene bölgesi veya burun kökü civarında ise korkmaya gerek yoktur. Büyük olasılıkla damar ile birbirine değiyordur. Ancak ağrı özellikle alın bölgesinde belirginse bu bizi ürkütür ve önemli bir sebep ararız.

Trigeminal Nevralji belirtileri nelerdir?

Trigeminal nevraljide ağrı şöyledir:

  • Saniyeler sürer (çok ağır hastalarda dakikaları da bulabilir),
  • Günde defalarca tekrarlar,
  • Yüzün bir yarısında elektrik çarpması şeklinde ve çok şiddetlidir,
  • Özellikle konuşmak, yemek yemek gibi siniri çalıştırdığımızda tetiklenir.

Trigeminal nevraljinin hızlıca tedavi edilmesi önemlidir. Ağrılar kötüleştikçe tedavi yanıtı da azalacaktır.

Biz trigeminal nevralji hastası ile karşılaşınca ne yapıyoruz?

Öncelikle bu kişilerde 3 parametre çok önemlidir; uyku düzeni, stres kontrolü ve tansiyon kontrolü.

Trigeminal Nevralji tedavisi

Tüm bu parametreleri düzene sokmamız gerek. Ardından beyinde sinir ile damar bağlantısını net görmek için ayrıntılı görüntülemeler istiyoruz. Bu görüntülemeler sonunda ileride cerrahiye ihtiyaç var mı, not ediyoruz. Eğer uyguladığımız tedavilerle yanıt alamazsak ki % 90 hastada yanıtlar oldukça iyi, bu durumda cerrahi tedavi için bu hastalar uygun olabiliyor.

Tedaviler içinde ilaç tedavileri sıklıkla kullanılıyor. Ancak biz ön planda ağrıya neden olan siniri kökünden susturmayı hedefleyen tedaviler uyguluyoruz.

Daha fazla oku...

Baş ağrısını tetikleyen yiyecekler

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Baş ağrısı olan bazı kişiler belirli besinleri tükettiklerinde ağrı ataklarında artıştan yakınırlar. Bu kişilerde sadece beslenme düzeni değişiklikleri ile atakları yüzde 40 azaltabilmek mümkündür. Bu yüzden baş ağrısı atakları ile baş etmede beslenme düzeni önemli bir noktadır.

Sabah baş ağrısının nedenleri neler?

Sabah başlayan baş ağrılarınızız çaresi gece yatmadan hemen önce tüketilen besinlerle alakalalı. Peki hangi besinler baş ağrısına iyi gelir? Hangi besinler baş ağrınızı daha fazla tetikler? Baş ağrısına ne iyi gelir? İşte baş ağrısı için yol rehberi…

Baş ağrısını tetikleyen yiyecekler

Baş ağrısını tetikleyen besinler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hangi besinin buna neden olduğunu anlayabilmek için bir ay süre ile ağrı günlüğü tutmak ve ağrıları not etmek önerilir. Kişinin tetikleyici besinleri diyetinden tek tek çıkararak kontrol etmesi, diyet ve ağrı ilişkisini kolaylıkla gösterecektir.

Özellikle gıdalarda bulunan tiramin, monosodyumglutamat, nitrat, kafein ve aspartam gibi maddeler başağrısını tetikleyebilirler. Eğer baş ağrınızın bu gıdaların tüketiminden kaynaklandığını düşünüyorsanız bunlardan kaçınmalısınız.

Tiramin İçeren Gıdalar

  • Peynir (krema ve süzme peynir hariç)
  • Sirke veya sirke içeren besinler (turşu, hardal, ketçap, salata sosu)
  • Sakatat et (karaciğer, böbrek)
  • Tütsülenmiş et ve balık
  • Çikolata
  • Turunçgiller
  • Muz, İncir, Erik, Kuru üzüm
  • Fasülye, Soğan, Ispanak
  • Fındık
  • Alkollü içecekler

Kafein İçeren İçecekler

  • Kahve, Çay
  • Kakao
  • Kolalı veya enerji içecekleri

Monosodyumglutamat İçeren Gıdalar

  • Çin yemekleri
  • Hazır ve konserve çorbalar
  • Kavrulmuş fındık
  • Patates ve mısır cipsi

Nitrat içeren Gıdalar

  • Sosis, salam, sucuk, pastırma
  • Tütsülenmiş balık
  • Kurutulmuş et

Aspartam içeren Gıdalar

  • Sakız, dondurma
  • Tatlılar

Tükettiğiniz gıdalar 12 saate kadar başağrısını tetikleyebilir

Tiramin vücutta damarlar üzerine etki göstererek kan basıncı düzenleyen bir aminoasittir. Doğal olarak vücutta ve bazı protein içeren besinlerde bulunur. Beyindeki kan damarlarını önce kasar, ardından beyin kendini korumak için damarları genişletir ve bu da baş ağrısı ataklarını tetikleyebilir. Baş ağrısı sıklıkla tiramin içeren gıdaları tükettikten 1-12 saat içinde başlayabilir. Bu besinlerle beraber alkol kullanımı tiraminin vücutta emilimini hızlandırır ve atakları artırır.

Çin yemeğine dikkat!!

Monosodyumglutamat vücutta uyarıcı etkiye sahip bir aminoasittir, pek çok paketlenmiş gıdada bulunur ve lezzet arttırıcıdır. Monosodyumglutamat yeterli sindirilemez ve birikmesi kaslarda ve beyinde uyarıya yol açarak ağrı yollarını tetiklediği düşünülmektedir. Toplumun %25’inde baş ağrısına neden olur. Baş ağrısı yanında kişide terleme, göğüste, yüzde ve çenede gerilme hissi gibi yakınmalar olabilir. Genellikle monosodyumglutamat tüketiminden 15-30 dakika sonra baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Özellikle paketli gıdalarda monosodyumglutamat (‘MSG’ olarak kısaltılmıştır) olup olmadığı kontrol edilerek, bu gıdalardan uzak durulmalıdır. Bazı paketlenmiş gıdalarda MSG varlığı gizlenmekte, bunun yerine ‘hidrolize bitkisel protein’ olarak belirtilmektedir, bu duruma da dikkat etmemiz gerekir.

Yediğiniz pembe taze görünen et gerçekten sağlıklı mı?

Nitratlar et ürünlerini korumak amacıyla yüzyıllardır kullanılan bileşiklerdir. Ayrıca etlere tat ve iştah açıcı pembe kırmızı bir renk verirler. Yani aslında taptaze besin değeri yüksek sandığınız markette gördüğünüz etler nitrat içeriyor olabilir. Nitratlar beyin damarlarında, yüz ve saçlı derimizin damarlarında genişleme yaparak baş ağrısına yol açmaktadır. Bu baş ağrısı halk arasında “nitratlı gıdalara bağlı baş ağrısı atağı”ndan ziyade, “sosisli sandviç baş ağrısı” olarak da bilinir ve nitrat tüketiminden 30 dakika içerisinde ağrı ortaya çıkar.

Diğerleri…

Nerdeyse çoğunuzun ‘Sabah kahve içmeden uyanamıyorum’ dediğini duyar gibi oluyorum. Kafeini günlük hayatımızda sıkça tüketiyoruz. Aslında kafeinin kendisi baş ağrısına neden olmamakta, tam aksine, damarları daraltarak ağrıya iyi bile gelebilmektedir. Ancak, kafein vücutta tükendikçe damarlarda genişleme olur ve bunun sonucu olarak da ağrı tetiklenir. Günlük maksimum kafein tüketimi 300 mg’ı geçmemelidir (2 fincan Türk kahvesi, 4 bardak çay). Kafein tüketiminin ardından başağrısı genellikle 12 saat içinde başlar.
Yapay tatlandırıcı aspartamda baş ağrısını tetikleyen diğer bir gıda ürünüdür. Alkolsüz içecek, sakız ve düşük kalorili diyet dondurma ve tatlılarda aspartam varlığı için dikkatli olunmalıdır.
Tüm bu gıdalara dikkat etmenin yanında kan şekerinin fazla düşmesini de engellemelisiniz. Unutmayın gün içinde dört veya beş küçük öğün, iki veya üç büyük öğünden daha sağlıklıdır. Yüksek şeker içerikli beslenmek pankreastan çok fazla insülin salınımına ve hızlı bir şeker düşüşüne sebep olacaktır.

Yatmadan önce sağlıklı gıdalar tüketin.

Eğer baş ağrınız sabah kalktığınız gibi başlıyorsa bunun sebebi gece boyunca kan şekerinizin çok düşmesinden kaynaklanıyor olabilir. Gece yatmadan önce bir bardak süt, bitki çayı, bir dilim peynir veya küçük tavuk sandviç gibi proteince zengin gıdalar tüketerek bu baş ağrısını engelleyebilirsiniz.

Daha fazla oku...

Başağrım var, migren atağım mı tuttu yoksa COVID mi oldum?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Eğer daha önce migren tanınız varsa aslında bu ağrınızı tanımanız mümkün. Yeni ağrılarda ise Koronavirüs migrenden farklı özellik gösterir. Beraberinde ateşle birlikte öksürük olabilir ve başağrısını da tetikleyebilir. Koronavirüste başağrısı sıkıştırıcı özellikte ve öksürükle ve ateşle kötüleşen özelliktedir.

COVID-19‘da başağrısının sebebi sıklıkla bağışıklık sistemimizin virüse karşı yanıt vererek sitokin denen kimyasalları salıvermesidir. Sitokinler inflamasyon yapar bu da ağrıyı ortaya çıkarır.

Migren ağrısı Koronavirüsten farklıdır

Migren farklıdır; zonklar, şiddetlidir, ışık ve ses rahatsız eder, bulantı yapar. Migren, COVID-19 ile oluşabilecek başağrısından çok daha şiddetlidir. Ancak bu şiddetli ağrı Koronavirüsü çok şiddetli geçiren hastalarda da olur. COVID-19 akciğerleri etkiler ve bir yakınması da başağrısıdır. Başağrısı inflamasyonun hem erken hem geç döneminde görülebiliyor. Geç dönemde görüldüğünde de tablonun kötüleşmesi ile ilişkilendirilebiliyor.

Migren hastaları da COVID-19’a yakalanabilir

Migren öyküsü olanlar da COVID-19’a yakalanabilir ve başağrısı olabilir tabi. Bu kişilerde başağrısı genellikle ateş, öksürük gibi belirtilerden önce başlayabilir. COVID-19 ile hastaneye yatanların %11-34’ünde başağrısı görülüyor. Bu rakamlar Dünya Sağlık Örgütü ve Amerika Hastalık Önleme Birimi (CDC) tarafından da doğrulanmış rakamlar. CDC’ye göre başağrısı şikâyeti 65 yaş altında daha sık görülüyor.

COVID-19’un başağrısı karakteristik değil

COVID-19’da belirgin karakteristik bir başağrısı özelliği yok. Bu da ayırt etmede güçlük yaratabiliyor. Ama bildirilenlere göre COVID-19 orta şiddette ve bastırıcı, sıkıştırıcı özellikte, bilateral öne eğilmekle kötüleşen bir başağrısına sebep olurken, migrendeki gibi bulantı ve kusmaya sebep olmuyor ve migrende COVID-19’dan farklı olarak ateş belirtisi görülmüyor.

Başağrınız var ve Koronavirüsten şüphe ediyorsanız ateşinizi ölçün, eşlik eden diğer yakınmalarınıza bakın, ateş, halsizlik, öksürük, nefes darlığı, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, tat koku kaybı gibi farklı yakınmalarınız varsa mutlaka test yaptırın.

Daha fazla oku...

Vücudumda her yerim ağrıyor: Bunun adı Fibromyalji

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

‘Saç diplerimden ayak parmak uçlarıma kadar tüm vücudum ağrıyor, o kadar yorgunum ki sabahları yataktan külçe gibi kalkıyorum. Zaten uykum da çok kötü. Fakat herkes bu şikayetlerime psikolojik diyor!’ Bu yakınmalarınız 3 aydan uzun süredir devam ediyorsa dikkat, psikolojik değil bunun adı ‘fibromyalji’ olabilir!

Fibromyalji nedir?

Fibromyaljinin diğer adı kas romatizması. Adından da anlayacağınız gibi çok ağrılı bir durum. Sıklıkla kadınlarda görülüyor. Maalesef ki bu şikayetlerle hekime gittiklerinde tüm tahliller normal çıkıyor, çünkü fibromyaljinin bir tanı yöntemi yok! Durum böyle olunca da kolay tanı konulamadığı için hastalar ellerinde bir torba ilaç hekim hekim geziyor ve hala şikayetleri devam ediyor.

Fibromyaljinin belirtileri nelerdir?

Fibromyalji sıklıkla depresyonla karıştırılıyor. Kişi her tarafının ağrıdığını söylüyor. Öyle bir ağrı ki bu, sürekli sızlatıcı ve bezdirici. Sırt ve boyun ağrısı hiç geçmez, buna eşlik eden bazen sağ kol bazen sol bacak şeklinde gezici ağrılar olur. Koluna bacağına dokunamazsınız çok sızlar ağrılıdır. Hep yorgundur, hiçbir şey yapmaya hali yoktur. Sabah yataktan zorlukla kalkar, gece de ağrılardan zaten iyi uyuyamamıştır.

Gün içinde yakındaki manava gitse bir torbayı taşımaya gücü olmaz. Yakınları arkadaşları tarafından da bu şikayetleri yüzünden yanlış anlaşılır. Arkadaşları dışarı alışverişe gidelim dediklerinde ‘halim yok yorgunum’ der, eşi dokunmaya kalksa ‘dokunma her yerim ağrıyor’ der, çocuğu evcilik oynamak istese ‘yatmak istiyorum’ der. Haliyle psikolojik, naz kapris yapıyor zannedilir. Oysa olay psikolojik değil, vücudumuzda enerjimizi üreten mitokondri dediğimiz enerji üretim bölgeleri çalışamaz hale gelmiştir.

Fibromyalji neden olur?

Bu kişilere hastalık öncesinde nasıldın diye sorduğunuzda, çok pratik, aktif, hareketli yerinde duramayan enerjik insanlardır. Ama vücutlarını o kadar zorluyorlar ki koşturmaca içinde hızlıca bir tost yiyerek yemeklerini geçiştiriyorlar, iyi beslenemiyorlar. Sürekli beyinleri ve vücutları çalışıyor. Bir süre sonra da vücudun enerji üretimi teklemeye başlıyor.

Düşük yaşam kalitesi depresyon nedeni

Tüm organlarda enerji üretim bölgeleri var ve fibromyaljide tüm organlar etkileniyor. İşin aslı bu hastalar isteksiz değil, enerjileri olsa yapacaklar. Ama o kadar yaşam kaliteleri düşmüş ki ister istemez depresif hale geliyorlar. Bu nedenle de depresyon tanısı alabiliyorlar. Beyinde unutkanlık, baş ağrısı, uyku bozukluğu, depresyon, anksiyete; gözlerde yorgunluk ve bulanık görme; genel vücut yorgunluğu; sabah tutukluğu yaygın kas ağrıları; bağırsaklarda kabızlık, huzursuz bağırsak hastalığı, hazımsızlık; sık idrara çıkma gibi tüm yakınmalar olabiliyor.

Fibromyalji tedavisi

Fibromyaljide hastaya vereceğiniz şikayetlerine yönelik bir ilaç tedavisi yoktur. Depresyon ilacı, ağrı kesici gibi ilaçlar verseniz de işe yaramaz. Yapmanız gereken vücutta hasara uğrayan enerji üretim hücrelerini tamir etmek ve yeniden enerjiye kavuşmak. İşe beslenme düzeni ile başlamak en doğrusudur.

Sağlıklı beslenme

Sağlıklı beslenme vücudun kaliteli enerji üretmesi için şarttır. Şeker ve basit karbonhidratı kesmek, kafein tüketimini azaltmak gerekiyor. Akdeniz tipi beslenme düzeni çok önemli. Bu kişiler egzersiz yapmaktan hiç hoşlanmaz, çünkü egzersiz yaptıkları ertesi gün çok daha kötü olacaklarını bilirler.

Fibromyaljide egzersiz tedavi çok önemli

Fibromyalji tedavisinde egzersiz vazgeçilmezdir. Öyle ise günde 10 dakika yürüme ile başlayıp çok yavaş aralıklarla yürüme süresini artırmalısınız. Yürümede şart kendini zorlamamak olmalıdır.

İyi bir uyku da gerekiyor, uyku kalitesini artırmak için L-Theanin gibi destek tedaviler faydalı olabilir. Ayrıca D-Riboz gibi enerji üreten mitokondrilerin tamiri için destek tedaviler kullanılabilir.

Unutmayın fibromyaljiden kurtulmak için sabırlı olmalı ve sağlıklı bir yaşam şeklini benimsemelisiniz.

Daha fazla oku...

Aile ve öğretmenler çocukların baş ağrısının ne kadar farkında?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Okulların açılmasına kısa bir süre kalmışken biz kırtasiye ürünlerine, beslenmesine dikkat ediyoruz ancak önemli bir nokta göz ardı ediliyor. Okula başlayan çocuklarda baş ağrısı şikâyetleri artıyor. Bunun nedeni sizin düşündüğünüz gibi okula gitmek istemeyen çocukların kaprisi değil. Eğitim sezonu başında çocuklarda görülen baş ağrısının en önemli nedeni çocukların yaz tatilinde tüm rutinlerinin bozulması, yemek ve uyku düzenlerinin değişmesidir. 5 ila 17 yaş arasındaki çocukların yüzde 20’si de baş ağrısı şikayetinden yakınıyor. Peki, çocuklarda baş ağrısını nasıl azaltabiliriz ve hangi baş ağrısı neye işaret ediyor olabilir?

Çocuklarda en sık görülen baş ağrısı, migren ve gerilim baş ağrısıdır. Migren çocukların yaşadığı ağrı bakımından en şiddetli olanıdır. Migrene genellikle bulantı ve kusma eşlik eder, ayrıca ışığa, sese ve kokuya duyarlılık ile ilişkilidir. Gerginlik baş ağrıları ise çok daha yaygındır. Gerilim baş ağrılarına çocuğun içinde bulunduğu kaygı veya stres neden olur. Pek çok çocuk, özellikle sınav haftalarında bu ağrıyı yaşar.

ÇOCUKLARDA BAŞ AĞRISI NEDEN OLUR?

Çocuklarda baş ağrısında akla ilk gelen nedenler beyin iltihabı, beyin sarsıntısı, kafa travması ya da beyin tümörü olmamalı. Çünkü bunlar tüm baş ağrılarının yüzde 5’den az bir kısmında nedeni oluşturur. Okul dönemlerinde baş ağrısının birincil nedenleri stres, uykusuzluk, yetersiz beslenme, vücudun susuz kalması ve göz yorgunluğu olabiliyor. Ciddi nedenleri düşünmeden önce, baş ağrısından yakınan çocuğunuzda şu tetikleyicilerin olup olmadığına bakmak gerekiyor:

  • Aşırı yorgunluk ya da çok geç yatmak
  • Susuz kalmak
  • Öğün atlamak
  • Telefon bilgisayar televizyon gibi ekran önünde günde maksimum 2 saatten fazla vakit geçirmek
  • Stres veya kaygı nedeniyle oluşan kas gerginliği
  • Adet dönemleri
  • Çikolata, asitli veya kafeinli içecekler tüketmek
  • Ailede migren veya kronik baş ağrısı öyküsü olması

STRES

Biz farkında olmasak da çocuklarımız okul öncesinde ciddi bir stres yaşıyor. Kendilerini derslere ve okul temposuna hazır hissetmemeleri, aile ve çevreden gördükleri baskı, yeniden okul arkadaşlarını görecek olma heyecanı, sosyal fobi gibi birçok durum stres ve kaygıya neden olur. Çocuklarda stres nedeniyle oluşan baş ağrısını azaltmak için çeşitli egzersizler ve zihnini boşaltacak aktiviteler yaptırılabilir. Ancak daha önemlisi bu stresi azaltmaktır. Bunun için de planlama yapmak, mümkünse rehber öğretmeninin yardımıyla uygun bir program hazırlamak onu rahatlatabilir.

UYKUSUZLUK

Tüm yaz çocuğunuz geç saatlerde uyudu, sabah istediği saatte uyandı. Böylece tüm uyku düzeni rutinin dışına çıktı. Şimdi yeniden aynı düzene alışmaya çalışmak ise baş ağrılarını tetikliyor. Çünkü şu dönemde erken saatte uyumakta zorluk çekiyor ve uykusuz kalıyorlar. Bu geçişin zorluğunu azaltmak için okul öncesinde çocukları erken uyumaya ve erken kalkmaya alıştırabilirsiniz. Her gece en az 8 saat uyku uyuduklarından ve hafta sonları da dâhil aynı saatlerde uyuyup aynı saatlerde uyandıklarından emin olun.

SUSUZLUK VE KÖTÜ BESLENME

Çocuklarda beslenme düzeni kuşkusuz yetişkinlerden daha önemli. Gelişim çağında oldukları için öğün atlamak kan şekerini hızlıca düşürebilir ya da onlar bir sorun olduğunu fark ettiğinde çok geç kalmış olabilir. Aniden düşen kan şekeri ya da susuzluk baş ağrısının yaygın nedenlerinden biridir. Havaların hala sıcak olduğu bu günlerde yeterince su aldıklarından emin olun. Okul zamanı takip etmek mümkün değilse de beslenme konusunda onları bilinçlendirmeniz önemli. Öte yandan, bazı gıdalar spesifik olarak baş ağrılarını tetikler. Çocuğunuzdaki baş ağrısı tetikleyicilerini tespit etmek ve onlardan nasıl kaçınacaklarını anlamalarına yardımcı olmak için bir günlük çok faydalı olacaktır.

GÖZ YORGUNLUĞU VE GÖRME PROBLEMLERİ

Göz yorgunluğu ve görme problemleri çocuklarda baş ağrılarını tetikleyebilir. Örneğin, çocuğunuzun sınıfın arka sıralarında oturması ve tahtayı görebilmek için kendini zorlaması bile baş ağrısını etkileyen durumlardan biri olabilir. Tabii bunun yanı sıra ekran bağımlılığı (cep telefonu vs.) da önemli bir baş ağrısı nedenidir. Ayrıca uzun saatler kitap okumak, ders çalışmak göz yorgunluğuna neden olabilir. Bu göz yorgunluklarını engellemek için onun molalar vermesini sağlamalısınız. Özellikle ekran için geçerli olan 20 dakika kuralını unutmayın. Her 20 dakikada bir 20 saniye 20 metre uzağa bakmak gözleri zararlı etkilerden korumak için önemli bir mola.

NE ZAMAN DOKTORA GÖRÜNMELİ?

Aşağıdaki şu koşullar varsa doktora görünmekte fayda olabilir:

  • Hiç yaşanmamış yeni bir baş ağrısı söz konusuysa,
  • Gittikçe daha da kötüleşen bir baş ağrısıysa,
  • Baş ağrısı, yatma ya da ayağa kalkma gibi hareketlerle kötüleşiyorsa,
  • Sabahları daha kötüyse veya çocuğunuzu uykudan uyandırdıysa,
  • Israrcı bir kusma eşlik ediyorsa,
  • Kafada şişlik, ateş veya boyunda sertlik gözlemleniyorsa.

Çocuğunuzun bir uzman doktor tarafından değerlendirilmesi en iyisidir. Eğer doktorunuz fiziki muayenede migrenden şüpheleniyorsa bir nöroloji uzmanına yönlendirebilir veya MR gibi tarama tetkiklerine ihtiyaç duyulabilir. Ek olarak, çok fazla ağrı kesici tüketmenin de geçmeyen ve daha da kötüleşen baş ağrılarına yol açabileceğini unutmayın. Eğer reçetesiz ağrı kesicileri haftada üç ila dört kez kullanıyorlarsa, daha şiddetli baş ağrısı tersine artacaktır. Çocuğunuzun küçük yaşlarda çok fazla ağrı kesici kullanmasını önlemek için onun yaşamını düzenlemeniz gerekiyor. Düzenli uyku, düzenli ve sağlıklı beslenme ve stresten uzak kalmak çocuğunuzu bu şikayetlerden koruyacaktır.

Daha fazla oku...

Tedaviye dirençli baş ağrıları bunama nedeni olabilir mi?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Uluslararası Geriatrik Psikiyatri Dergisi’nde yayınlanana bir araştırmaya göre migreni olan hastalarda demans gelişme olasılığı 3 kat daha fazla… Bu sonuçlara göre; migren beyinde değişim yaratıyor olabilir…

Baş ağrısı, her yaşta en sık karşılaştığımız nörolojik hastalık ve en sık görülen ‘kronik’ baş ağrısı nedeni de migren.

Kadınların yüzde 20’si, erkeklerin ise yüzde 8’i migren hastası. Migrene bugün farklı bir açıdan bakalım istedim. Geçtiğimiz ay Kanada Waterloo Üniversitesi’nden bilim insanları bir araştırma yaptı ve bu araştırma önemli bilim dergilerinden ‘International Journal of Geriatric Psychiatry’ yani Uluslararası Geriatrik Psikiyatri Dergisi’nde yayınlandı.

Araştırmaya göre; migreni olan hastalarda demans gelişme olasılığı 3 kat fazla. Bu sonuçlar bize gösteriyor ki bugüne kadar beyinde fonksiyonal hiçbir değişiklik yapmadığını düşündüğümüz migren aslında değişim yaratıyor olabilir. Üstelik bu değişim damarsal değil. Çünkü aynı araştırmaya göre ‘vasküler demans’ dediğimiz ve damar yapısındaki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan demans ile migren arasında bir ilişki yok. Bu da migren ataklarını engellemenin ve düzenli yaşamanın önemini daha da arttırıyor.

30 yıl sonra demans hastası olabilirsiniz

Dünya nüfusu giderek yaşlanıyor. Bu satırları okuyan 40’larında biriyseniz belki 2030 yılında 75 milyona ulaşması beklenen demanslı insanlardan biri de siz olacaksınız. 75 milyonun yaklaşık bir Türkiye nüfusu olduğunu düşünürsek dünya ekonomisinin ve ülkelerin demansı ne kadar ciddiye alması gerektiğini daha iyi anlarız. Eğer bu satırları okuyan 30’lu yaşlarda bir genç iseniz de 2050’de sayısı 131 milyona ulaşacak demans hastalarından biri olabilirsiniz.

Peki, beyin sağlığımızı korumak, demansı önlemek için neler yapmalıyız? Demans aslında çevresel faktörler yani yaşam tarzı ile çok yakından ilişkili bir hastalık. Tabii ki genetik faktörler de var ama önlemek için en uygun strateji, demans için risk yaratan durumları ortadan kaldırmak, yaşam tarzını düzenlemek ve gerekli hastalıklarda ilaç tedavileri kullanılması. Mesela hipertansiyon, enflamasyon yani iltihap, kolesterol yüksekliği ve çeşitli hormonal bozukluklar demans için risk oluşturuyor. Bu risklerle mücadele demansın önlenmesinde temel oluşturuyor.

Baş ağrısı ile demansın nasıl bir ilişkisi var?

Bugüne kadar biz hep migrenin, beyin fonksiyonlarında bozukluk veya yapısal beyin sorunları ile ortaya çıkan bir hastalık olmadığını biliyorduk. Ancak son çalışmalar migrenin bazı yapısal değişikliklere neden olabileceğini bize gösterdi. Ayrıca migrenli hastalarda depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklar da demans riskini arttırıyor. Migrenin demansla ilişkili olması ve depresyonda olduğu gibi bunamada da etken olması mümkün. Dolayısıyla migren ataklarını önlemek bir başka nedenle de önem kazanıyor.

Migrenle demans ilişkisi damarsal değil nörolojik

Araştırmada migren öyküsü olanlarda demans görülme olasılığı 3 kat, demansın en yaygın görülen türlerinden biri olan Alzheimer gelişme olasılığı ise 4 kat fazla gösterildi. Bu çalışmada ilginç bir bulgu daha vardı. Vasküler demans denilen bir demans türü var. Vasküler demans damarlardaki yapısal bozukluk nedeniyle meydana geliyor. Bu araştırmaya göre ise migren ile vasküler demans arasında ilişki bulunamadı. Vasküler demans beyne kan akışı ile ilgili sorunlardan kaynaklanan beyin hücrelerinin zarar görmesi nedeniyle oluyor. Yani özetle migren, ön planda sinir hücrelerine direk hasar vererek beyne etki ediyor gibi görünüyor. Bu mekanizma bulunabilirse demansın önemli bir oranda azaltılması da mümkün. Ancak o zamana kadar migren ataklarını kontrol altına almak önemli.

  Prev1…678…10Next  

Son Yazılar

  • 10th MENA Meeting & 6th Turkish African Meeting of Headache and Pain Management Congress
  • 4. Mısır Başağrısı Kongresi
  • Çocuk-Ergenlere Mektup Var!
  • Doktora gitmeden önce başağrıları hakkında çocuğunuzu bilgilendirin: Örnek bir ebeveyn-çocuk diyaloğu
  • Başı ağrıyan çocukları olan ebeveynlere yönelik genel öneriler: Ağrısız bir yaşam için ne yapabilirsiniz?

Copyright © 2025 Küresel Migren ve Ağrı Derneği. Tüm hakları saklıdır.

Facebook Twitter Youtube Instagram Linkedin
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik