Küresel Migren ve Ağrı DerneğiKüresel Migren ve Ağrı Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik
Daha fazla oku...

Migren bir engellilik midir?

manager2024-11-15T23:25:43+03:00

 

Engelli dediğimizde aklımıza bir uzvunu kullanamayan, hareket kabiliyeti sınırlı veya zihinsel bir sorun nedeniyle kendisini ifade açısından sorun yaşayan kişiler gelir akla. Burada anlatılmak istenen şey, kişinin hayatın içinde olmasını engelleyen bedensel, ruhsal veya zihinsel bir sorunu olmasıdır.

Oysa bir anne düşünün; ayda en az beş kez şiddetli baş ağrısı atağı yaşıyor. Ataklarının bir gün öncesinden başlayıp ağrıyla geçen üç günü ve ağrı geçtikten sonra yaşadığı bir günlük “üzerinden dozer geçmiş gibi yorgun olma hali” de eklenirse, her atak neredeyse beş gününü alıyor hayatından. Bu beş günde elinden geleni yapsa da evinin işleri, hayalleri ve insanlarla kurduğu diyaloglar, her şey etkileniyor. O çok sevdiği ailesiyle ne yemek yiyebiliyor ne evde zaman geçirebiliyor ne de dışarı çıkabiliyor hiç olmazsa bir hava almak için. Sürekli karanlık bir odada yatmak istiyor. Çocuklarının sesine, yemeğin kokusuna, odasına gelen güneş ışığına ve evin içinde hareket etmeye bile tahammülü kalmamış neredeyse. İşte bu anne doktor olarak bizim teşhisimize göre “müzmin migren” olarak yeterince dikkate alınıyor mu bilmiyorum ama, Dünya Sağlık Örgütü raporuna göre acil müdahale listesindeki ilk 10 hastalık içerisinde anılıyor hâlihazırda.

Migren atakları kişinin yaşına ve meşguliyetine göre yaşamı her anlamda olumsuz etkiler. Öğrenciler okuluna gidemez, gitse de dersi sağlıklı bir şekilde dinleyemez, başı patlayacakmış gibi ağrır, midesi bulanır, tahtaya dahi bakamaz ve sınıftaki koku onların canına okurken dört gözle bekler bir an önce eve gitmeyi. Dersi anlamaz, sınavı varsa yeterince kendini veremez ve okul etkinliklerine katılamaz gönlünce. Aynı şekilde iş insanları işlerindeki stresle katmerlenen ağrıları onlara hayatı zindan ederken doğal olarak eski performanslarını gösteremezler, evden çıkıp işe gidecek gücü bir şekilde toplamış olsalar da. Keza ataklar sırasında aksatılan sosyal aktiviteler giderek yalnızlığa ve mutsuzluğa götürür özünde mükemmeliyetçi ve hassas olan bu insanları. Nitekim bu aksaklığı ölçen ölçeklerde hastaların dörtte birinde yaşam kalitesinin %90’ı aşan oranlarda bozulduğu rapor edilmiştir. Ve keza hastaların %65 ten fazlası migren atakları nedeniyle işyerlerinde sorun yaşadıklarını, bozulan performanslarının onların kariyerlerini ve kazançlarını olumsuz etkilediğini bildirmişlerdir. Öyle ya; hangi işveren ayın yarısında ağrıdan dolayı mutsuz ve performansı düşük bir çalışanla devam etmek ister yoluna, her ne kadar bu onun elinde olmayan bir durum olsa da.

Bu tür hastalar için Amerika’da yılda 40 milyon dolar, Avrupa da ise 50 milyon dolar harcanıyor, olaya mali açıdan baktığımızda. Baş ağrısı ve ağrı kesicilerin fazlaca kullanıldığı baş ağrısı hastaları da dâhil edildiğinde, Avrupa ülkelerinde tüm baş ağrısı hastaları için harcanan para 100 milyon Euro’yu aşıyor, dolaylı kayıplar göz ardı edilerek. Hastanın aksayan işleri nedeniyle dolaylı kayıplar da hesaplandığında rakam daha da artıyor doğal olarak. Yaşam boyu yaşanan tüm ataklar gözetildiğinde migrenli kişilerin eğer bir an önce bir çözüm üretilemezse yaşamlarının neredeyse yarısını yaşam kalitesi bozuk bir şekilde yaşadıkları varsayılır. Bu, gerçekten ürkütücü bir saptamadır. Sadece İngiltere’de günde yaklaşık 100 bin kişinin okula veya işe gidemediğini söylersem ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız sanırım.

Nitekim tüm bu bilgiler ışığında hazırlanan bir raporda Dünya Sağlık Örgütü, DALY (Sisability Adjusted Life Years), yani engellilik durumuna göre ayarlanmış hastalığa maruz kalınan yıllar hesabıyla migreni felçten sonraki en önemli ikinci hastalık olarak kabul etmiş ve böylece konuya verdiği önemi göstermiştir. Sözünü ettiğim listede menenjit ve Alzheimer hastalığının migrenin arkasında kaldığını söylersem olayın boyutları kolaylıkla tahmin edilebilir.

Öte yandan migrenin erişkin ve üretken çağın hastalığı olduğunu hatırlarsak durumun önemini daha iyi fark ederiz. Bir diğer önemli gözlem de şunu gösteriyor: Son 25 yılda tüm dünyada migrene ait DALY değeri düşünün ki MS’ten (Multipl Skleroz) bile fazla artmıştır. Pek çoğunuz MS konusunda hastalığın doğal seyri ve kullanılan tedavilere rağmen yaşanan sorunlar nedeniyle yaşanan zorluklardan haberdarsınızdır. Sonuç olarak bir yanda artan hasta sayısı, öte yandan her geçen gün artan müzmin migrenli hastaların getirdiği ilave zorluklar, bu işe daha fazla kafa yormamız gerektiğini anımsatıyor bize. Aslında şunu kabul etmek hepimiz için iyi bir nokta oluyor: Tıpta rakamlar ile ifade edilen istatistiksel her rakam bir insanı ve bir hayatı temsil ediyor. Bu rakamlara birer gözüyle bakabilirsek, hep birlikte çözüm de kendiliğinden gelecektir.

Ülkemizde 1998, 2008 ve 2013 yıllarında (her zaman gururla paylaştığımız) üç önemli saha çalışması yapılmıştır, yedi bölgeden çokça hasta dâhil edilerek. Bu çalışmalar yurdumuzda her 10 erkekten biri ve her 5 kadından biri olmak üzere kabaca migren türü baş ağrıları yaşadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu hastaların çoğunun üretken çağda olduğu ve Marmara bölgesi gibi kentsel yaşamın yaygın olduğu alanlarda daha sık görüldüğü, dikkati çeken diğer noktadır. Yani insan türü için fazla teknoloji ve betonlar içindeki yaşam çok da iyi olmuyor.

İlginç bazı tespitleri aktarmak istiyorum, araştırıcıların (Ertaş M. ve arkadaşları, 1998-2008 ve 2013, Türkiye Baş Ağrısı Epidemiyolojisi Çalışması) izniyle ülkemiz açısından önem taşıdığı için. Yurdumuzda eğitimsizlerde, az buçuk malı mülkü olanlarda ve sigara içenlerde daha sık görülüyor migren türü ağrılar. İlginç olan nokta bu hastaların neredeyse yarısı ağrısı için komşu teşhislerine ve nörolog dışı hekimlerin bilgisine başvuruyor çoğu zaman. Neredeyse her 10 hastadan biri ağrısını kendi başına ağrı kesici tüketerek çözmeye çalışıyor; olmadı modası geçmiş migren ilaçları veya popüler olduğunu düşündüğü yeni migren ilaçlarından kullanıyor kafasına göre, kendisine vereceği zararlardan bihaber olarak. Hekime gittiklerinde ise pek çoğu sinüzit veya sinirsel baş ağrısı şeklinde teşhisler alıyor, gerçeği yansıtmayarak. (Burada meslektaşlarıma haksızlık etmek istemem. Amerika ve Avrupa’da da bu konuda durum benzerdir.) Bu insanların çoğunun ayda 5 ten sık atak yaşadığını ve ağrıların yarısından fazlasının çok şiddetli olduğunu söylersem bana hak verirsiniz sanırım. Aslında hastalarımız da bunun fazlasıyla farkında, zira hekimlerin, “Ağrıdan dolayı yaşam kaliteniz düşüyor mu?” sorusuna ülkemizdeki migrenlilerin yarıdan fazlası “Evet” cevabını vermiş. Migren ataklarında her dört kişiden biri aile içi görevlerini aksatıyor. Kabaca her iki migrenliden biri işini veya okulunu aksatıyor.

O halde sizce hâlâ migren bir engellilik durumu değil mi? Nitekim son raporlardan birinde engellilik yaratan tıbbi durumlar içinde migren 6. sırayı almıştır, hepimizi şaşırtıp ürküterek. Nitekim yukarıda söz ettiğim ülkemize ait araştırmada ağır engellilik ölçütlerini karşılayan hasta oranı %10’larda iken, %15,8 olan orta engellilik hastaları da dâhil edilirse kabaca her dört migrenliden birinin orta veya ağır engellilik durumunu karşılayacak yetersizlik içinde yaşamlarının yarısını geçirmek zorunda kaldıklarını söyleyebiliriz.

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Daha fazla oku...

Kadınların ya da kız çocuklarının kaderi midir migren? Peki ama neden?

manager2024-11-15T23:25:43+03:00

 

Bir hikâye vardır. Bir gün Tanrı, “Âdem, aşağıdaki vadiye in” der.

Âdem sorar: “Vadi nedir Tanrım?”

Ve Tanrı konuşur: “Adem, bu nehri geçmelisin.”

Âdem sorar: “Nehir nedir Tanrım?”

Ve Tanrı yeniden konuşur: “Âdem, bu dağı aşmalısın.”

Âdem sorar: “Dağ nedir Tanrım?”

Ve Tanrı yeniden konuşur: “Bu dağın arkasında bir mağara bulacaksın.”

Âdem sorar: “Mağara nedir Tanrım?”

Sonra Tanrı şöyle der: “Mağarada bir kadın bulacaksın.”

Âdem sorar: “Kadın nedir Tanrım?”

Tanrı isteğini dile getirir: “Sizin üremenizi istiyorum.”

Âdem sorar: “Bunu nasıl yapacağım Tanrım?”

Ve Tanrı ona bunu da anlatır…

Ve Âdem yola çıkar…

Vadiye iner…

Nehri geçer…

Dağı aşar…

Mağaraya girer…

Ve kadını bulur.

Aradan 15 dakika geçer ve Âdem Tanrı’nın yanına gelir.

Tanrı bu kez hafif sinirlenerek sorar: “Yine ne oldu Âdem?”

Ve Âdem sorar: “Migren nedir Tanrım?”

Bu mizansenden de anlaşıldığı üzere, insanlık tarihi kadar uzun bir süredir kadınların yüklendiği onca sorumluluğun yanı sıra, “özel” bir sınav mıdır migren? Orasını henüz bilemiyorum; ancak kadınlar ve migren yakınlığını anlatmaya çalışacağım size dilim döndüğünce.

Ergenlik öncesinde kız ve oğlan çocuklarda migren sıklığı birbirine yakındır genel olarak. Ergenlikten sonra kadın cinsiyet hormonlarından östrojen ve bu hormonla birlikte beyinde yaşanan bir dizi kimyasal değişim maalesef kadınları migren konusunda erkeklerden iki kat daha fazla risk altında tutar. Destekleyici bir gözlem migrenli kadınlarda adet günlerinde ağrıların sıklaşması ve daha şiddetli ataklar geçiriyor olmalarıdır. Bir diğer destekleyici gözlem ise, migrenli anne adaylarının yaklaşık üçte ikisinin hamilelik ve erken loğusalık dönemini baş ağrısı konusunda rahat geçirmeleridir. Zira, teknik olarak bu dönemler “östrojen” olarak bilinen kadın cinsiyet hormonunun az salgılandığı dönemlerdir.

Tersi durumda ise doğum kontrol hapı veya jinekolojik tedavi amacıyla verilen östrojen içeren hormon ilaçları henüz yeşermemiş migren tohumlarını aktifleştirebileceği gibi, var olan migren ataklarını da sıklaştırabilir. İlaveten, migrenli kişinin kullandığı hormon ilacı nedeniyle migrenin türü ve bireyin yaşadığı atakların sıklığı gibi ek değişkenlerle birlikte düşündüğümüzde, hastadan hastaya değişmekle birlikte bu kadınlarda felç riskinin 1,84 ile 3,65 kat arttığını söyleyebiliriz. Bu kadın eğer “auralı migren” adını verdiğimiz migren atakları yaşıyorsa, bu kez felç geçirme riskinin 6 kat artığı kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki Avrupa Baş Ağrısı Federasyonu’nun 2017’de yayınlanan uzlaşı raporunda “auralı migren” olguları için doğum kontrol hapı kullanımı YASAK kabul edilmiş, migrenin diğer türlerinde ise düşük östrojen içeren türleri hekim kararına bırakılmıştır. Her koşulda hastanın bilgilendirilmesi ve konunun öneminin aktarılması önemli bir noktadır. Buna karşın migrenli kişilerde östrojen içermeyen hormon ilaçlarının kullanımında herhangi bir sakınca bildirilmemiştir.

Bir gün 11 yaşında bir kız çocuğunu getirmişlerdi bana, baş ağrısı nedeniyle. Şöyle bir diyalog yaşanmıştı aramızda, küçük kızla:

“Hoş geldin. Nedir şikâyetin? Sana nasıl yardımcı olabilirim?”

“Doktor Hanım, ben sizden menopoz almaya geldim”

“Nasıl yani, anlamadım; bir daha açıklayabilir misin?”

“Anneannemin de başı ağrıyormuş eskiden, annem çok küçükken; ama o menopoz alınca geçmiş ağrıları. Anneme söyledim, ağrıları için alsın diye ama almıyor; o da baş ağrısı yüzünden yatıyor bütün gün, nerdeyse haftada en az üç-dört gün. Son zamanlarda benim de baş ağrılarım başladı. Ben annem gibi olmak istemiyorum. Sizden menopoz almaya geldim.”

Annesi mahcup bir gülümsemeyle bana bakarak, “Doktor Hanım, siz anlatın lütfen; ben bir türlü anlatamadım ona, menopozun alınamayacağını. Size sormak istedi. Ağrımızın bir çözümü var mı?” diye sordu.

Küçük kız haklıydı. Menopozdan sonra migrenli kadınların üçte biri ağrıdan azat edilir adeta. Ancak geri kalanlarda ağrı bazen şekil değiştirip hafifler, bazen de aynı coşkusuyla devam eder. Tüm bunlar kadınların hormonal kaderiyle kesişen migren gerçeğini destekleyen bilgiler. Daha kapsamlı açıklamalar da yapılabilir elbette; ancak ben kadınların migren, migrenin kendisi, müzmin formu ve istenmeyen sonuçları için dezavantajlı olduğunu ifade ederek sonlandıracağım sözlerimi.

O halde ne yapmalıyız?

Kadınlarda migrenin öneminin onların hormonlarından kaynaklandığını bilerek takviye hormon ilaçları konusunda dikkat etmeliyiz. Eğer migren kliniği ortaya çıkmışsa, bilişsel davranışçı tedavilerden ileri girişimsel tedavilere kadar her yolu deneyerek ağrıları kontrol altında tutmaya çalışmalıyız. Tüm bunların bir kader olmadığını iyice anlatarak hem kadınların hem de dolayısıyla toplumun yaşam kalitesini artırmaya çalışmalıyız.

Var mısınız?

(Ek Not: Menopoz, kadının adetten kesilmesidir. Menopoz için son adetten sonra 1 yıllık sürenin geçmesi gerekmektedir. Gelişen tanı ve tedavi olanakları insanların yaşam süresini uzatmıştır. Kadınların bu nedenle yaşamlarının yaklaşık 1/3’ü menopoz döneminde geçmektedir. Menopozun getirdikleri konusunda bilinçli olmak ve oluşan değişiklikleri kendi akışına bırakmamak, sağlıklı bir yaşlılığı da garantiler.)

 

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Daha fazla oku...

Çocuk ve ergenlerde migren ataklarını neler tetikleyebilir?

manager2024-11-15T23:25:43+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

Uygun bir genetik yatkınlığı olan kişilerde bazı tetikleyiciler migren ataklarını ortaya çıkaran beyin kimyasallarının salgılanmasına yol açar. Bu tetikleyiciler herkeste farklı biçimde ve farklı derecelerde görünmeleriyle beraber biyolojik, çevresel, beslenmeyle ilişkili ve psikolojik etmenlere bağlı olup olmamalarına göre sınıflandırılabilirler.

Biyolojik etmenlere bağlı tetikleyiciler: Cinsiyet hormonları, puberte (buluğ), menstruasyon, yorgunluk, uyku düzeni bozukluğu

Çevresel etmenlere bağlı tetikleyiciler: Parlak ışık, gürültü, hava kirliliği, sigara, parfüm, tiner gibi bazı keskin kokular, sıcak hava, sıcak banyo, seyahat, jet-lag, atmosferik hava, hava durumu değişimi, düşük barometrik basınç, yüksek atmosfer basıncı, rüzgarlı hava, taşıt tutması, sık oynanan bilgisayar oyunları, fiziksel aktivite

Beslenme ile ilişkili etmenlere bağlı tetikleyiciler: Açlık, fermante besinler, küflü peynir, kurutulmuş besinler, narenciye, balık, çikolata, kuruyemişler, nitrat içeren besinler, işlenmiş besinler, alkolik fermante içecekler, kafeinli içecekler, enerji içecekleri, yetersiz sıvı alımı, dehidratasyon

Psikolojik etmenlere bağlı tetikleyiciler: Stres seviyesinde ani değişim, anksiyete, depresyon, kronik stres, fiziksel veya mental tükenmişlik hali, ders çalışma ve sınav kaygısı

Kaynaklar:

Bener A, Uduman SA, Qassimi EMA et al: Genetic and enviromental factors associated with migraine in schoolchildren .Headache 2000;40: 152-157.

Karli N, Akis N, Zarifoglu M, Akgoz S, Irgil E, Ayvacioglu U, Calisir N, Haran N, Akdogan O: Headache prevalence in adolescents aged 12 to 17: a student-based epidemiological study in Bursa.

Headache 2006; 46(4): 649-655

Kelman L: Pain characteristics of the acute migraine attack. Headache 2006a; 46(6): 942-953.

Özge A, Buğdaycı R, Şaşmaz T, Kaleağasi H, Kurt Ö, Karakelle A, Tezcan H, Siva A: The Sensitivity and Specificity of the Case Definition Criteria in Diagnosis of Headache: A School-Based Epidemiological Study of 5562 Children In Mersin. Cephalalgia. 2002; 22(10): 791-798.

 

Turkdogan D, Cagirici S, Soylemez D, Sur H, Bilge C, Turk U: Characteristic and overlapping features of migraine and tensiontype headache Headache 2006; 46(3): 461-468.

Daha fazla oku...

Nedir migren?

manager2024-11-15T23:25:43+03:00
İnsan hayatına, anne-babasından (iyi ya da kötü) miras kalan genler ve onlardan üretilen proteinler şekil verir. Bu proteinler genlerdeki kodlardan ihtiyaca göre üretilir ve kullanıldıkça yenilenir. İşte bu mirasın henüz açılmamış kodları uygun bir ortam oluştuğunda açılır ve size kendisini gösterir. Örneğin: Migren şeklinde verilen kırkı aşkın odaktan üretilmiş karmaşık bir gen paketinden önce “ağrı” ile ilgili proteinler üretilebilir. Bu proteinler, kişinin zaman zaman yaşadığı, öncesinde açıklayamadığı garip huzursuzluğun olduğu, esnediği, iştahının her zamankinden farklı olduğu saatleri takiben çoğunlukla tek taraflı, müdahale etmezse neredeyse tüm gün süren, şiddetli zonklayıcı ağrılar yaşamasına neden olabilir.Yine bu ağrılar sırasında üretilen başka proteinler aracılığı ile kişi bazen mide bulantısı hisseder ve bazen de kusar. Etraftaki kokulara, ışığa, seslere ve hareket eden objelere herkesten daha hassas olur. Ve yine bu ağrı sırasında hareket etmek durumu kötüleştirdiği için tercihen karanlık bir odada konuşmadan, yemeden-içmeden bekler, ağrının geçip yeniden iyi hissedeceği bir âna geri dönmeyi. Bu kişi, ağrı geçtikten sonra, üzerinden dozer geçmiş gibi yorgun hisseder kendini ve uyumak ister bir süre, “fabrika ayarlarına dönünceye dek”.Bu kişi ağrı öncesinde ve ağrı sırasında oldukça kırılgandır, zihni her zamanki berraklığını kaybetmiştir ve bazen de tuhaf görme sorunları, bedenine ait anlamsız uyuşma ve güç kaybı kafasını karıştırır, “Ne oluyor?” diye. Benzer sorunlar yaşayan arkadaşlarıyla konuştuğunda, onların da kendisi gibi ataklarda sıkıntı yaşadıklarını, buna karşın ataklar geçtikten sonra herkes gibi gayet normal olduklarını fark eder. Ancak bu kişiler, herkesten daha kırılgan, detaycı, alerjik, mide-barsak sorunu yaşayan, biraz romatizmal sorunu, biraz da uyku sorunu olan bireylerdir.Migren, tüm bunların ve size anlatacağım diğer sorunların toplamıdır. Ailesinden miras kalan çeyiz sandığındaki hangi tohumun ne zaman ve ne ölçüde yeşereceğine bağlı olarak, herkes kendi hikâyesini yazar. Size bu yazılar dizisinde, tanık olduğum hikâyelerden oluşan izlenimlerimi bilimsel dayanaklarla paylaşacağım. Toplumdaki her 5 kadından ve her 10 erkekten birini etkileyen, bilinen en karmaşık hastalıklardan birine rasyonel bakış açısıyla yaklaşmanıza, farkındalığınızın artmasına mütevazı bir katkım olursa ne mutlu bana… Sonuçta, kimsenin elinde sihirli bir değnek yok; ancak sorunları bir bütün olarak kavramak, uzun vadeli çözümler üretmek ve empati yapabilmek başlangıç için makul hedefler diye düşünüyorum. Bu sitedeki yazılar dizisi, migrenin daha iyi anlaşılmasına ve migren hastalarının yaşam kalitesinin artmasına hizmet ederse, amacını gerçekleştirmiş olacaktır benim nezdimde.Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.
Daha fazla oku...

Erken çocuklukta migrenin farklı yüzleri

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Küçük bir çocukta durduk yerde başın ani dönüşlerine neden olan tuhaf hareketler yaşanıyorsa ve bu sırada çocuk hiç olmadığı kadar huzursuzsa veya ağlıyorsa bu migrenin bir diğer yüzünü anımsatır bize. Bu çocukları dikkatle gözleyen ebeveynler bazen video görüntü veya fotoğrafla o anı belgeleyip gelirler. Deneyimli bir hekim için zor değildir, “beningn paroksismal tortikollis” adı verilen migren öncüsü masum hareket bozukluğunu tanımak. Aileyi baş ağrısı ve migrene eşlik eden diğer sorunlar yönünden sorgulamak, çocuğu takip etmek çoğu zaman öngörüleri netleştirmeye yardım eder.

Çocuk biraz daha büyüdüğünde zaman zaman yaşanan açıklanamayan karın ağrıları “abdominal migren” dediğimiz bir tabloyu akla getirir sıkça eşlik eden bir ebeveynin migreni de dayanak alınarak. Yaşamın ikinci yaşından sonra gözlenen bu karın ağrılarında çocuğun farkında olmadan aldığı “cenin pozisyonu” önemli bir uyarıcıdır. Atak boyunca hareket etmekten kaçınan çocuğun sesten ve ışıklı ortamdan da rahatsız olduğu ve atak geçinceye kadar beslenmeyi reddettiği sıkça dikkati çeker.

Hani bazı çocuklar vardır; “Arabaya biner binmez uyuyor” der anne-babaları. Bu çocuklar da büyük olasılıkla ilerleyen zamanda migren adayıdır. Zamanla, “hareket hassasiyeti” dediğimiz bu duruma kısa süreli baş dönmeleri veya “yer ayağımın altından kayıyor” veya “içim geçiyor” diye ifade edilen baygınlık hissi de eşlik eder. Bu çocuklar bazen yıllarca hiç baş ağrısı çekmeden periyodik denge sorunları ile hekim hekim dolaştırılır. Tüm incelemeler yapılır ama makul bir neden bulunamaz. Bu noktada, deneyimli bir hekim, migren öncüsü olarak kabul edilen “benign paroksismal vertigo” adı verilen masum baş ağrısı tanısını koyabilir. Bu çocukların atak boyunca hareket etmeden, yemek yemeden, oynamadan mutsuzca bir köşede yatıp uyumaya çalışmaları dikkat çekicidir. Atak geçtiğinde kaldıkları yerden oynamaya ve her türlü aktiviteyi yapmaya devam ederler. İlerleyen zamanda büyük olasılıkla migren türü baş ağrıları da gelişecek olan bu çocuklar için ailenin hekimle kuracağı sağlıklı ilişki bu süreci daha az sıkıntı ile atlatmaları için hayati önem taşır.

Bir keresinde, bir ailenin tek çocuğu olan 15 yaşında bir oğlan çocuğunu görmüştüm. Durduk yerde kusuyor ve sonrasında birkaç saat süren ciddi huzursuzluk yaşıyordu. Gerek kendisinin gerekse ailesinin anlam veremediği ve onu sosyal açıdan sıkıntıya sokan bu kusma atakları nedeniyle çok huzursuzdu. Ülkemizdeki sayılı tüm pediatrik gastroenteroloji merkezlerini ziyaret etmişlerdi ve ellerinde tetkikleri toparladıkları kalınca bir dosya vardı. Dosyada, kusma açısından gerekli tüm tetkikler vardı ve hiçbir sorun görünmüyordu. Çocuğu dikkatle dinleyip annesi ile de konuştuktan sonra bunun bir migren öncüsü durum olduğuna kanaat getirip çok basit bir migren önleyici tedavi başlattım. Takipler geçtiğinde çocuğun kusmaları tamamen durmuştu. Kontrol muayenesinde, artık okula gitmek istediğini söyleyen çocuğun yüzündeki mutluluk görmeye değerdi. Kimse bunun bir migren tablosu olabileceğini düşünmemişti ve çözüm kendiliğinden gelmişti.

Bazı çocuklarda ise baş dönmesi ve denge bozukluğu atakları erişkin yaşta da devam eder. Hayatında hiç baş ağrısı yaşamamış; ancak baş dönmesi atakları için yapılan onca tetkik ve tedaviye rağmen çözüm bulunamayan, hatta aylarca hastanede yatan hastalarla karşılaştım mesleki pratiğimde. Baktığımda, migrenin ağrı dışındaki diğer tüm özelliklerini gösteren bu hastalarımın basit bir migren önleyici tedaviyle tamamen rahatladıklarına tanık oldum defalarca. Bazen bakmak ve görmek yeterli oluyor; migren öncüsü olan “vestibüler migren” veya “migrenöz vertigo” adı verilen tablo için fazlaca teknolojiye ihtiyaç olmuyor. Bazı çocuklar vardır, güzel güzel oynarken bir anda olduğu yere yığılırlar. Aile koşarak gelir bakar ki çocuğun bir kol ve bacağı tutmuyor veya konuşması bozulmuş bir anda. Aile için son derece ürkütücü olan bu tabloda ilk akla gelen şey doğal olarak çocuğun felç olduğudur. Hızla hastaneye gidilirken bazen bulantı-kusma da eşlik eder bu gürültülü tabloya. Acilde gerekli incelemeler yapılıp beyinde sorun olmadığı söylendiğinde rahat bir nefes alan aile haklı olarak ne olduğunu merak eder? Öte yandan pek çok hekim dahi migrenin geçici bir felç durumuyla ortaya çıkabileceğinden haberdar değildir. Felç endişesiyle acile giden aile için kuşkusuz alacakları en iyi haberdir bu durum.

Daha seyrek olarak gördüğümüz bir diğer rastlantı ise, çocuklarda yaşanan “gece terörü” adı verilen canlı rüya görme halidir. Bazen beraberinde görülen uyurgezerlik gibi uyku ilişkili tablolar da olur. Bu durum, migrenli çocuklarda diğer akranlarından bir parça daha sık görülür. Erişkinlerde seyrek olmayarak gözlenen “huzursuz bacak sendromu” gibi uyku kalitesini bozan sorunlar migrenli çocuklarda da gözlenir zaman zaman.

O halde, migrenin beyin şebekeleri geliştikçe şekillenen pek çok kostümü var ve onunla hangi kostüm üzerindeyken karşılaşacağımızı kimse bilmiyor. Bilmemiz gereken şey, zaman zaman yaşanıp kendiliğinden düzelen sağlık sorunlarında migreni aklımızda tutmamızdır, hele de ailede böyle bir gelenek söz konusu ise.

Bunu dikkate alabiliriz, değil mi?

 

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Daha fazla oku...

Yenidoğan bebekler ağrıyı hissedebilir mi?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

 

Halk arasında yaygın olan, “yeni doğan bebeklerin ağrı duymadığı” inanışının aksine, anne karnındaki 27 haftalık bir bebekte ağrı duyusunu taşıyacak sinir ağının olgunlaştığı bilinmektedir. Elbette ki ağrı ile birlikte verilen bedensel ve ruhsal tepkiler için serebral maturasyon, yani “beynin olgunlaşması” dediğimiz ve kabaca 21 yaşına kadar süren süreç belirleyicidir. Ancak yine de migren dâhil ağrılı tabloların beşikten mezara her insanın sorunu olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Yeni doğan bebeklerin sinir sistemleri yeterince olgunlaşmamış olduğu için ağrıyı daha büyük çocuklar gibi yeterince hissetmedikleri şeklinde yanlış bir inanış vardır. Oysa anne karnındaki bir bebekte 26. haftadan sonra ağrı duyusunu taşıyacak sinir ağları olgunlaştığı için fizyolojik refleksler gelişmekte ve fetüs ağrıyı algılayabilmektedir.

Peki “Yeni doğan bir bebek veya dil gelişimi henüz tamamlanmamış bir çocukta migren gibi iddialı bir baş ağrısı tanısı mümkün müdür?” Bu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Kapsamlı beyin görüntüleme çalışmaları gibi araştırma odaklı ispatları bir kenara koyarak, insanlık tarihindeki en önemli bilimsel dayanak, yani “gözlem gücü” bu noktada yeterli oluyor çoğu zaman. Örneğin: Yaşamın ilk 3-9 aylarında, zaman zaman sıra dışı ağlama atakları ile gelen, bu ağlamaya sebep olacak hiçbir tıbbi durum saptanmayan, götürülmedik doktor, yapılmadık inceleme kalmadığı halde çözüm bulunamayan bir bebek düşünün. Sorduğunuzda, ailesinde sıklıkla migren benzeri ağrısı olduğunu öğreniyorsunuz. Bu bebek büyük olasılıkla migrenin 27 ayrı kostümünden biri olan “infantil kolik” adını verdiğimiz kostümü giyerek karşımıza çıkan migrenin en erken yaşta görülen yüzlerinden biridir. Eğer hekim bu durumu fark edip aileyi bilgilendirirse, çocuğun periyodik (ara ara ortaya çıkan) sorunları hakkında sıkı bir iş birliği yapılırsa, çeyizdeki diğer tohumların aktifleşip DNA’da protein üretilmesi ve migren görünümünün şekillenmesi engellenebilir. Burada hekimler ve aileler riski düşürmek için iş birliği yapmalıdır mutlaka; ancak kimsenin elinde bir bireyin migren olmasını %100 garantiyle önleyecek bir formül olmadığını da söylemek gerek sözümüzün amacından uzaklaşmadan.

Kaynaklar: Özge, A. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. İstanbul; A7 Kitap Yayıncılık, 2018.

Daha fazla oku...

Çocuk ve ergenlerde yaygın olarak görülen birincil başağrıları türleri nelerdir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

1.Migren

Ülkemizde ve dünyada kişilerin yaşam kalitesini bozarak mağduriyet yaratan ilk 10 hastalık arasında yer alan migren, beyinde yaşanan bir dizi kimyasal değişimin sonucu yaşanan özel bir baş ağrısı türüdür. Bunun yanında migren, genetik mirasın yanı sıra çevresel etmenlerin de etkili olduğu nörolojik bir hastalıktır. Ülkemizde her 5 kadından ve her 10 erkekten birinin migren hastası olduğu bilinmektedir. Bununla beraber çocuk ve ergenlerin onda birinde ve genç yetişkinlik dönemindeki bireylerin de beşte birinde migrene bağlı baş ağrısı sorunu vardır. Bunlara ek olarak çocukluk çağı migreni, hastaların yaklaşık yarısında 6-10 yaş arasında başlar.

Migren türleri nelerdir?

a. Aurasız Migren: Bu oldukça yaygın görülen migren türünde ağrı genellikle zonklayıcıdır, şiddetlidir ve ağrı süresi en az 1 saattir. Çoğu zaman ağrıya mide bulantısı, kusma, ışık, ses, koku ve dokunmaya artmış hassasiyet eşlik eder ve tek taraflı olarak (başın daha çok sol ya da sağ tarafında olmak üzere, bazen de taraf değiştirerek) görülür. Genellikle fiziksel aktivite ya da egzersizle artar ve uyuyunca da geçme eğilimindedir.

b. Auralı Migren: Bazı ağrılarda, ağrıdan kısa süre önce veya ağrıyla eş zamanlı olarak görülen ve kendiliğinden düzelen belirtiler ‘aura’ olarak isimlendirilir. Böylesi bir haberci belirtiyi takiben en geç 1 saat içinde başlayan migren türü ağrılar ‘auralı migren’ olarak isimlendirilir. En sık gözlenen belirti görme ile ilgili auralardır. Bunlar zik-zak çizgiler, puslu-bulanık görme, görüntünün tamamen kararmasına bağlı hiç görememe, gördüğünün yarısını karanlık görme, dama tahtası görüntüsü veya parıltılı noktalar görme şeklinde hissedilebilir. Bu belirtiler 4 dakikadan daha kısa bir süre içinde gelişirler, genellikle 60 dakikadan daha uzun sürmezler ve kendiliğinden düzelirler. Belirtileri takiben veya eş zamanlı olarak migren özelliğinde tipik baş ağrısı ortaya çıkar.

c. Kronik migren: Kronik migren, migren türünde ağrı yaşanan günlerin en azından üç ay süreyle ayda 15 günden daha sık olması durumuna verilen isimdir. Migren ataklarının sıklaşmasının başta yoğun stres etmenleri olmak üzere madde kullanımı, ağrı kesicilerin kontrolsüz şekilde sık kullanımı, eşlik eden başka sağlık sorunları olması gibi pek çok nedeni vardır. Çocuk ve ergenlerde yetişkinlere oranla seyrek olsa da kronik migren görülmektedir.

 2.Gerilim Tipi Baş Ağrıları (GTBA)

Genellikle kısa süreli (çoğu 30 dakikadan kısa), başın her iki tarafında da eşit olarak hissedilebilen, sıkıştırıcı veya basınçlı karakterde, hafif ya da orta şiddette (örneğin ders çalışmak, televizyon izlemek, oyun gibi günlük işlevleri etkilemeyecek nitelikte), karın ağrısı, bulantı, baş dönmesi, terleme gibi bulguların seyrek olarak eşlik ettiği, kusma ve ışık hassasiyeti gibi durumların görülmediği ve istirahatle kolaylıkla geçen ağrılar ile tanınmaktadır. Sık görülen bir baş ağrısı türüdür ve genellikle çevresel etmenler ile ilgilidir. Ağrıların temelinde daha çok ruhsal gerginlikler, psikiyatrik hastalıklar, kas gerginliği, ağız-çene yapısı bozuklukları vardır. GTBA’nın genel yaygınlığı %11-72.8 arasında olup, çocuk ve ergenlerde görülen GTBA olgularının %52’si epizodik GTBA, %16’sı kronik GTBA ve %33’ü IHS kriterlerini karşılamayan GTBA olgularından oluşmaktadır. Öte yandan GTBA, kız ve erkeklerde 11-12 yaşına kadar eşit oranda görülürken bu yaştan sonra kızlarda daha sıklıkla görülmektedir.

GTBA türleri nelerdir?

a. Epizodik GTBA: Sık epizodik GTBA geçiren çocuklar kronik GTBA için en muhtemel adaydır. Boyun-omuz ağrıları, depresif bulgular ve oromandibuler disfonksiyonu destekleyen bulguların yanında perikranial kaslarda hassasiyet söz konusudur.

b. Kronik GTBA: Bu baş ağrısı türünde en 6 ay süreyle, ayda 15 günden daha sık baş ağrısı öyküsü, sıklıkla eşlik eden bir psikopatoloji, komorbid organik problem (epilepsi, geçirilmiş kafa travması, öğrenme güçlüğü, paroksismal vertigo, kalp hastalıkları, diyabetes mellitus gibi) varlığı, aile içi problemlerin yaygınlığı, kronik anksiyete ve stres, olguların yaklaşık %17.5’inde ailede tekrarlayıcı baş ağrısı öyküsü, düşük sosyoekonomik düzey gibi özellikler söz konusudur.

3. Küme Tipi Baş Ağrısı

Baş ağrılarının bu türü daha çok erişkinlerde (30-60 yaş) ve sıklıkla erkeklerde görülür. Çocukluk çağında küme tipi baş ağrısı tanısı ender ve güçtür. Çocukluk çağı başlangıç prevalansı %0.1’dir. Sık rastlanan migren ağrılarının tersine küme ağrılarında atakların süresi daha kısadır (10-30 dakika). Ağrıların yılın ve günün belirli dönemlerinde gözlenmesi (kümelenme) önemli bir tanımlayıcı özelliktir. Her bir küme birkaç hafta ya da ay sürer. Gün içinde kısa süreli ve tekrarlayan ağrı atakları (günlük atak sayısı ortalama beştir) bir diğer özelliktir. Ağrıların gece uykudan uyandırması ve özellikle de rüya fazında görülmesi destekleyici bir özelliktir. Ataklar, migren ağrılarının tersine halsizlik, uyuma isteği yapmaz, aksine kişi sinirli, hareketli, yerinde duramaz bile olabilir. Küme ağrıları da migren gibi tek taraflı olabilir ama bulantı-kusma daha nadirdir.

4.Kronik günlük baş ağrısı (KGBA)

Çocuk ve ergenlerde %0.5-5.9 sıklıkla rapor edilen, yaklaşık 10 yıl içinde diğer primer (birincil) baş ağrılarından gelişen bir klinik tablodur. Kızlarda (%69.6) ve yaş arttıkça daha sık görülür. Hemen her gün ortaya çıkan başın iki tarafına yerleşen baş ağrıları ile tanınır. Ağrılara sıklıkla okul fobisi, ayrılık anksiyetesi, aile problemleri ve dürtü kontrol problemleri eşlik eder. Ağrılar genellikle frontal (beynin ön kısmında-%46) veya başın herhangi bir bölgesinde yerleşen, sıkıştırıcı özellikte olup, %21.9 olguda zonklayıcı karakterdedir.

 

Kaynaklar:

Abu-Arafeh, I. & Russel, G. (1994). Prevalence of headache and migraine in schoolchildren. BMJ, 309(6957), 765-769.

Buse, D.C., Manack, A.N., Fanning, K.M., Serrano, D., Reed, M. L., Turkel, C. C., … Lipton, R. B. (2012). Chronic migraine prevalence, disability, and sociodemographic factors: Results from the American migraine prevalence and prevention study. Headache: The Journal of Head and Face Pain, 52(10), 1456-1470.

Evers S, Afra J, Frese A, Goadsby PJ, Linde M, May A, Sandor PS: EFNS guideline on the drug treatment of migraine - report of an EFNS task force. Eur J Neurol 2006; 13(6): 560-572.

Hershey AD, Powers SW, Bentti AL, deGrauw TJ: Effectiveness of amitriptyline in the prophylactic management of childhood headaches. Headache 2000; 40: 539-549.

Karli N, Akis N, Zarifoglu M, Akgoz S, Irgil E, Ayvacioglu U, Calisir N, Haran N, Akdogan O: Headache prevalence in adolescents aged 12 to 17: a student-based epidemiological study in Bursa.

Headache 2006; 46(4): 649-655

Özge A, Buğdaycı R, Şaşmaz T, Kaleağasi H, Kurt Ö, Karakelle A, Tezcan H, Siva A: The Sensitivity and Specificity of the Case Definition Criteria in Diagnosis of Headache: A School-Based Epidemiological Study of 5562 Children In Mersin. Cephalalgia. 2002; 22(10): 791-798.

Ramadan NM: Migraine headache prophylaxis: current options and advances on the horizon. Curr Neurol Neurosci Rep 2006; 6(2): 95-9

Silberstein SD. Preventive treatment of migraine. Trends Pharmacol Sci. 2006;27(8):410-415. doi:10.1016/j.tips.2006.06.003

Yapıcı, Z. (2014) Küme başağrısı. Annelik Akademisi - Anne Yapamam, Başım Çok Ağrıyor. (Ed. Aynur Özge). Boyut Yayınları.

Daha fazla oku...

Çocuk ve ergenlerde yaygın görülen başağrıları riskini arttıran etmenler nelerdir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

Çocuk ve ergenlerde başağrılarının ortaya çıkma sürecini hızlandıran birçok risk etmeni vardır. Bu etmenler şu şekilde sıralanabilir:

Genetik Miras: Yapılan çalışmalarda migrenli çocukların birinci derece akrabalarının %36.7-81.1’inde, gerilim tipi baş ağrısı (GTBA) tanısı alan çocukların birinci derece akrabalarının %51.4-63.4’ünde ve baş ağrısı olmayan çocukların birinci derece akrabalarının ise %29.8’inde herhangi bir tür baş ağrısı tanısının var olduğu tespit edilmiştir Bununla birlikte konuyla ilgili çalışmalar farklı baş ağrısı tanısı olan çocukların özellikle annelerinde de baş ağrılarının bulunması olasılığının %70 civarında olduğu bildirilmektedir.

Ailesel Etmenler: Çocuk ve ergenlerde başağrısı riskini arttıran bir diğer etmen ise düşük eğitimli ebeveynlere sahip olma, biyolojik ebeveynlerle yaşamama, babanın işsiz olması, ailenin göç öyküsünün olması ve boşanma gibi ailesel durumlardır.

Cinsiyet ve Sosyoekonomik Düzey: Yapılan uzun dönem çalışmalar migren açısından özellikle kız çocuklarının erkeklere göre daha yüksek risk grubunda olduğunu (bu, erkek çocukların risk oranının düşük olduğu anlamında yorumlanmamalıdır) ve bu çocuklarda erişkin dönemde de migren olma riskinin, çocukken baş ağrısı seyrek bile olsa özellikle anne-babanın sosyo ekonomik düzeyi düşük olduğunda arttığını ortaya koymuştur.

Eşlik Eden Fiziksel Hastalıklar: Çocuk ve ergenlerde başağrılarıyla birlikte en yaygın görülen hastalıklardan epilepsi, serebrovasküler hastalıklar, arteryel hipertansiyon, astım, alerjik bozukluklar ve fibromiyalji (kas romatizması) bu bireylerde başağrısı riskini arttıran önemli etmenler olarak tanımlanmaktadır. Bunun yanında başağrısı ve diğer ağrılı sendromlar arasında da ilişki olduğu bildirilmektedir (boyun ağrısı, bel ağrısı, sırt ağrısı, karın ağrısı…).

Psikiyatrik Bozukluklar: Çocuk ve ergenlerde migren ve gerilim tipi başağrıları gibi hastalıklarla birlikte en yaygın görülen ve baş ağrısı riskini arttıran psikiyatrik bozukluklar, anksiyete bozuklukları, depresyon, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, davranım bozukluğu, karşıt olma karşı gelme bozukluğu, travma ile ilişkili bozukluklar, özgül öğrenme bozuklukları ve tik bozuklukları olarak sıralanabilir.

Diğer Etmenler: Başlangıçta sık atak geçirme, günlük baş ağrısı miktarı, erken yaşta başlangıç, koroner arter hastalığı için aile öyküsünün varlığı, sabah uyanıldığında baş ağrısının olması, ilaç kötüye kullanımı ve kafa travması gibi durumlar çocuk ve ergenlerde baş ağrısı riskini arttıran diğer önemli etmenlerdir.

Kaynaklar:

Bugdayci R, Ozge A, Sasmaz T, Kurt AO, Kaleagasi H, Karakelle A, Tezcan H, Siva A. Prevalence and factors affecting headache in Turkish schoolchildren. Pediatr Int. 2005 Jun;47(3):316-22.

Hernandez-Latorre MA, Roig M. Natural history of migraine in childhood. Cephalalgia. 2000;20(6):573-579. doi:10.1046/j.1468-2982.2000.00083.x

Laimi K, Metsahonkala L, Anttila P, Aromaa M, Vahlberg T, Salminen JJ, Sillanpaa M: Outcome of headache frequency in adolescence. Cephalalgia 2006; 26(5): 604-62.

Laurell, K., Larsson, B., & Eeg-Olofsson, O. (2005). Headache in schoolchildren: Association with other pain, family history and psychosocial factors. The Journal of Pain, 119(1-3), 150–158.

Linder SL, Winner P: Pediatric headache. Medical Clinics of North America 2001; 85(4): 1037-1053

Loder E, Biondi D: Disease modification in migraine: a concept that has come of age? Headache 2003; 43(2): 135-143.

Mazzone, L., Vitiello, B., Incorpora, G., & Mazzone, D. (2006). Behavioural and temperamental characteristics of children and adolescents suffering from primary headache. Cephalalgia: An International Journal of Headache, 26(2), 194–201.

Özge A, Toros F, Kalea¤as› H: Primary headache in children and adolescents: psychiatric comorbidity and the relationship between headache characteristics (selected poster presentation). XII Congress of the International Headache Society. In: Cephalalgia 2005; 25: 903.

Unalp A, Dirik E, Kurul S. Prevalence and characteristics of recurrent headaches in Turkish adolescents. Pediatr Neurol. 2006;34(2):110-115. doi:10.1016/j.pediatrneurol.2005.08.001

Unalp A, Dirik E, Kurul S. Prevalence and clinical findings of migraine and tension-type headache in adolescents. Pediatr Int. 2007;49(6):943-949. doi:10.1111/j.1442-200X.2007.02484.x

Waldie KE: Childhood headache, stress in adolescence, and primary headache in young adulthood: A longitudinal cohort study. Headache 2001; 41: 1-10.

Visudtibhan A, Siripornpanich V, Khongkhatithum C, et al. Migraine in Thai children: prevalence in junior high school students. J Child Neurol. 2007;22(9):1117-1120. doi:10.1177/0883073807306264

Zencir M, Ergin H, Sahiner T, Kilic I, Alkis E, Ozdel L, Gurses D, Ergin A: Epidemiology and symptomatology of migraine among school children: Denizli urban area in Turkey. Headache 2004; 44(8): 780-785

Daha fazla oku...

Çocuk-ergen başağrıları hakkında neler biliyoruz?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

YAZAR ETİKETİ: AYNUR ÖZGE, OZAN KAYAR

Son 30 yılda çocukluk çağı başağrılarında gözlenen çarpıcı artış konuya olan ilgiyi artırmış ve gerek hekimlerin gerek ailelerin bilgilendirilmesi ile etkin tedavi stratejilerinin geliştirilmesini gerekli kılmıştır. Dünya genelinde gözlenen bu artışta rolü olabilecek etmenlere göz atacak olursak bunlar arasında;

*Geniş aile yapısından çekirdek aileye geçişle birlikte aile içi rollerin ve stres kaynaklarının farklılaşması,

*Aile bireyleri arasındaki paylaşımın azalması,

*Çocuk ve ergenlerin yaşam biçimlerinin ve beslenme düzenlerinin değişmesi,

*Çocuk ve ergenlerde akademik stres kaynaklarının artması, bunun yanında artan bilgisayar kötüye kullanımı ve bunun sonucunda gün boyu hareketsiz kalma sürelerinin artması gibi nedenler sayılabilir.

Başağrısı, kafada bir organ hasarı olmaksızın veya bununla ilişkili olarak ortaya çıkabilen, kafa ve ilişkili çevre yapılarında hissedilen bir ağrı biçimi olarak tanımlanır. Ergen kızlar başta olmak üzere çocukların büyük kısmı başağrılarından sık sık yakınırlar. Bu ağrılar erken çocukluk döneminde başlayabilir ve ne kadar erken yaşta başlarsa gidişat o kadar kötüdür. Dahası tekrarlayan başağrısı olan çocukların büyük kısmı erişkin olduklarında kronik başağrısı gelişimi için yüksek bir risk altındadırlar. Yapılan bir çalışmada çocukluk çağında farklı türde başağrısı tanısı alan kişilerde ergenlik döneminde baş ağrısı olasılığının 2.22 kat, çeşitli fiziksel semptomlara sahip olma olasılığının 1.62 kat ve herhangi bir psikiyatrik bozukluğun eşlik etme durumunun da 1.41 kat daha fazla olduğu bildirilmiştir.

Üstelik başağrılı çocukların büyük kısmı ölçeklerle tespit edilecek düzeyde anlamlı yaşam kalitesi düşmesi ile de karşı karşıyadırlar. Çocuklarda-ergenlerde baş ağrısı diğer kronik hastalıklar ile kıyaslandığında gerek okul performansı gerekse duygusal durum olumsuz yönde etkilenmektedir. Başağrıları okul çağı çocuklarında %26.5 gibi bir oranla en sık bildirilen okula gitmeme nedenidir. Ayrıca kliniklere başvurmayan başağrıları olan çocuk ve ergenlerde depresyon, somatizasyon, anksiyete gibi eşlikçi bulgular, hastaneye başağrısı nedeni ile başvuran çocuk ve ergenlerden daha sıktır. Bununla birlikte bu çocukların baş ağrısı nedeniyle haftanın bazı günlerini yatakta geçirdikleri, ağrılarının günlük aktivitelerini kısıtladığı, okulda yapılan aktivitelerde performanslarının düştüğü, anne-baba ve akranlarla ilişkileri olumsuz etkilediği, uzun dönemde ise kariyerlerinin olumsuz etkilendiği ve ağrı ataklarının aile hayatlarında önemli aksaklıklara yol açtığı bildirilmektedir.

Öte yandan migren ataklarının sık olarak stres ve diğer psikolojik nedenlere bağlı olarak tetiklendiği doğru olsa da migren özünde psikolojik diye tanımlanan bir ağrı türü değildir, tam tersi temele inilecek olunursa daha çok genetik ve biyolojik kökenin varlığı görülecektir. Bunun yanında bir baş ağrısı türüne psikojenik demeden önce 287 neden dışlanmalıdır. Ruhsal bozukluklara neden olan baş ağrılarının ve baş ağrılarına neden olan ruhsal bozuklukların veya her iki durumun ortak bir nedeni olabilmektedir.

 

Kaynaklar:

Akyol A, Kiylioglu N, Aydin I, et al. Epidemiology and clinical characteristics of migraine among school children in the Menderes region. Cephalalgia. 2007;27(7):781-787. doi:10.1111/j.1468-2982.2007.01343.x

Anttila P. Tension-type headache in childhood and adolescence. Lancet Neurol. 2006;5(3):268-274. doi:10.1016/S1474-4422(06)70376-3

Bille B. A 40-year follow-up of school children with migraine. Cephalalgia. 1997;17(4):488-487. doi:10.1046/j.1468-2982.1997.1704488.x

Fearon, P., & Hotopf, M. (2001). Relation between headache in childhood and physical and psychiatric symptoms in adulthood: National birth cohort study. BMJ, 322(7295), 1145.

Hernandez-Latorre MA, Roig M. Natural history of migraine in childhood. Cephalalgia. 2000;20(6):573-579. doi:10.1046/j.1468-2982.2000.00083.x

Kröner-Herwig, B., Heinrich, M., & Morris, L., (2007). Headache in German children and adolescents: A population-based epidemiological study. Cephalalgia: An International Journal of Headache, 27(6), 519-527.

Lake, A.E., Rains, J.C., Penzien, D.B., & Lipchik, G.L. (2005). Headache and psychiatric comorbidity historical context, clinical ımplications, and research relevance. Headache: The Journal of Head and Face Pain, 45(5), 493-506.

Powers SW, Patton SR, Hommel KA, Hershey AD. Quality of life in childhood migraines: clinical impact and comparison to other chronic illnesses. Pediatrics. 2003;112(1 Pt 1):e1-e5. doi:10.1542/peds.112.1.e1

Oksanen A, Metsähonkala L, Anttila P, et al. Leisure activities in adolescents with headache. Acta Paediatr. 2005;94(5):609-615. doi:10.1111/j.1651-2227.2005.tb01947.x

Unalp A, Dirik E, Kurul S. Prevalence and characteristics of recurrent headaches in Turkish adolescents. Pediatr Neurol. 2006;34(2):110-115. doi:10.1016/j.pediatrneurol.2005.08.001

Sasmaz T, Bugdayci R, Ozge A, Karakelle A, Kurt O, Kaleagasi H. Are parents aware of their schoolchildren's headaches? Eur J Public Health. 2004 Dec;14(4):366-8.

Winarno, A.N.S. (2019). Migraine headache in children: recent diagnosis and treatment. Jurnal Kedokteran dan Kesehatan Indonesia, 10(2), 185-196. 

Daha fazla oku...

10 Adımda Migren Gerçeği

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Migren 50 yaş altı bireylerde 369 kronik hastalık arasında en fazla engelliliğe yol açan hastalık olarak kabul edilmektedir1.  Özellikle 30 ile 50 yaş arasındaki üretken kesim dikkate alındığında migren en önemli engellilik nedenidir2.  Türkiye Migren Raporuna göre migren toplumda her dört kişiden birinin şiddetli ağrı olarak tanımladığı bir durum olsa da gerçekten sadece başağrısı mıdır?

Migren beyin kabuğundan omurilik soğanına kadar neredeyse beynin her alanını etkileyen, muhtelif kimyasalların salınımı, damarların genişlemesi, beyinde özgün bir iltihabi durumun oluşması ve neticede beynin tüm algı ayarlarının değişmesine sebep olan oldukça karmaşık bir tablodur. Düşünün ki atak sırasında kişinin taktığı küpenin bile beyne iletildiği sistemin ayarı değişir ve ondan dahi rahatsız olur hale gelir. Keza ağrının yaşanma sıklığı ve şiddetine göre beyin kabuğunun altında yer alan duygu, hafıza, konsantrasyon, ince motor beceri gibi merkezlerin ayarı da geçici olarak bozulur. Özellikle ayda 15 günden daha sık migren karakterinde başağrısı yaşayan kişiler ve ayda 10 tabletin üzerinde ağrı kesici kullanan kişilerde beyinlerinde yukarıda sözü edilen tüm alanların ayarının bozulduğu kabul edilir.

Beyinde yaşanan kimyasal değişimler kişinin yaşamında nelere yol açar?

En önemli sorun hastalığın yeterince tanınmamasıdır. Bu noktada hastalar kadar hasta yakınları ve hekimlerin de migreni yeterince tanımadığını söylersek yalan olmaz. Türkiye’de her 3 kişiden birinin migreni olan bir yakını varken çoğunluğu migreni şiddetli başağrısı atağı olarak tanımlıyor ve sadece %14’ü gerçekten bir tedavisi olduğuna inanıyor. En bilinen çözümler ağrı kesici içmek ve karanlık bir odada yatmak. Oysa ki migren 40’a yakın gen üzerinden taşınan ağrıdan çok daha fazlası olan bir klinik tablodur. Tek taraflı başlama eğiliminde olan, göz veya boyun bölgesinden başlayan şiddetli ağrılara mide bulantısı, kusma, ışık-ses-koku-hareket konusunda artmış hassasiyet eşlik eder. Ataklar şeklinde gelen bu ağrılar eğer müdahale edilmezse 4 saat ile 72 saat arasında sürebilir. Ataklar hastalar tarafından çoklukla şiddetli veya çok şiddetli olarak ifade edilir. Ağrı şekli çoğunlukla zonklayıcı, bazen de sıkıştırıcı karakterdedir. Atak sırasında gerek ağrı şiddeti gerek se eşlik eden belirtiler hastaların yaptıkları işe ara vermelerine, hemen bir ağrı kesici alıp, başlarına buzlu kompres yaparak karanlık bir odada hareket etmeden uzanmalarına sebep olur. Ataklardan 24 saat öncesine uzanan açıklanamayan esneme, gerginlik hissi, vücutta şişlik hissi, bazı hastalarda 1 saat kadar sürebilen görme veya konuşma, bazen de denge sorunları da hesaba katıldığında atakların yalnızca ağrı döneminde kişiyi zora sokan basit bir başağrısı olmadığı anlaşılır. Ayda 4-5 atak dahi yaşayan bir kişi toplamda ayın en az üçte birini görevlerinden uzak ve acı çekerek geçiriyor demektir. Atak geçtikten sonra yaşanan yorgunluk, tükenmişlik hissi, uyku eğilimi ve algılama güçlüğü de dikkate alındığında bir atak hastanın yaşamından 2-3 gününe mal olur. Ülkemizde migren hastalığının sıklığı %16.4 olup her 5 kadından biri ve her 10 erkekten birinin bu sorunla mücadele ettiği bilinmektedir3. Bu durumda ülkemizdeki hasta sayısı 13 milyonu aşmaktadır. Bilinen en şiddetli başağrılarından birine sebep olsa da toplumda yeterince tanınmamaktadır.

Şekil. Toplumda Migren algısı (Kaynak Türkiye Migren Raporu).

O halde migren yalnızca başağrısı olmasa da en sık görülen ve en şiddetli başağrısı nedenlerinden biri olarak üretken yaşın başlıca kabuslarından biridir. Özellikle de kadınlarımızın başlıca sağlık sorunlarından biridir.

Öncelikli olarak tanımak, fark etmek ve anlamak gerekir. Sonrasında doğru hekim-hasta ilişkisi ve bütüncül bakış için gerekenler yapılacak ve çözüm elbette mümkün. Nasıl mı? Devamı sonraki yazılarımızda.

Kaynakça:

  1. Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021.
  2. Steiner TJ, Stovner LJ, Jensen R, Uluduz D, Katsarava Z; Lifting The Burden: the Global Campaign against Headache. Migraine remains second among the world's causes of disability, and first among young women: findings from GBD2019. J Headache Pain. 2020 Dec 2;21(1):137. doi: 10.1186/s10194-020-01208-0.
  3.  Ertas M, Baykan B, Orhan EK, Zarifoglu M, Karli N, Saip S, Onal AE, Siva A. One-year prevalence and the impact of migraine and tension-type headache in Turkey: a nationwide home-based study in adults. J Headache Pain. 2012 Mar;13(2):147-57. doi: 10.1007/s10194-011-0414-5.
  Prev1…567…11Next  

Son Yazılar

  • 10th MENA Meeting & 6th Turkish African Meeting of Headache and Pain Management Congress
  • 4. Mısır Başağrısı Kongresi
  • Çocuk-Ergenlere Mektup Var!
  • Doktora gitmeden önce başağrıları hakkında çocuğunuzu bilgilendirin: Örnek bir ebeveyn-çocuk diyaloğu
  • Başı ağrıyan çocukları olan ebeveynlere yönelik genel öneriler: Ağrısız bir yaşam için ne yapabilirsiniz?

Copyright © 2025 Küresel Migren ve Ağrı Derneği. Tüm hakları saklıdır.

Facebook Twitter Youtube Instagram Linkedin
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik