Küresel Migren ve Ağrı DerneğiKüresel Migren ve Ağrı Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik
Daha fazla oku...

Migren ağrısı nasıl önlenebilir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00
Migren kişilerde yaşam kalitesini bozan, ağrı atağı geldiği anda en keyifli anı kabusa çeviren, kişiye asla program yaptırmayan, şiddetli başağrısı ataklarının yanı sıra bulantı, kusma, ışık-ses-koku veya hareket hassasiyeti gibi belirtilerle seyreden en yaygın beyin hastalığıdır. Kötü olan nokta şudur ki bu ağrılar çoğunluğu kadın olmak üzere üretken yaşı olumsuz etkiler. Yani hastalık özellikle 20 ile 50 yaş arasındaki ortalama 5 kadından birini ve 10 erkekten birini ayda birden fazla ziyaret eder. Bu kişilerde yaşam kalitesi bozulur, üretkenlik azalır ve ağrının yarattığı olumsuz hava neredeyse yaşamlarının her alanını kapsayan bir karabasana dönüşür. Nice anne evladıyla geçireceği güzel zamanı ağrıyla odada ıstırap içinde geçirir. Nice başarılı iş kadını ağrı nedeniyle önüne çıkan terfi fırsatını kaçırır. Nice başarılı erkek baba veya iş insanı olarak geçirecekleri kıymetli zamanı ağrının pençesinde klinik klinik gezerek geçirmek zorunda kalır. O halde bu ağrıları hiç yaşamamak en iyisidir. Öncelikle migreni tetikleyen iç ve dış etmenler vardır “tetikleyici” olarak isimlendirdiğimiz. Sizin ataklarınızı hangi durumlar tetikliyor? Düşünün, gözlemleyin, not alın ve becerebilirseniz uzak durun. Örnek vermek gerekirse; - Stres; en önemli tetikleyicilerden biridir. Stressiz bir hayat olmayacağına ve başkaları sizin stres algınızı değiştiremeyeceğine göre kendi stres algınızı yeniden düzenleyecek ve mümkünse azaltacak yolları bulun, bulamıyorsanız yardım alın.- Kadın cinsiyet hormonları migren atağını doğrudan tetikler. Bu nedenledir ki ergenlikten sonra kızlarda ağrılar daha sık görülmeye başlar.  Doğum kontrol hapları dahil hormon ilaçları gündeme geldiğinde doktorunuza migren hastası olduğunuzu mutlaka söyleyin. - Çevresel etmenler; Parlak ışık, gürültü, hava kirliliği, sigara, parfüm, tiner gibi uçucu maddeler, sıcak hava, sıcak banyo, seyahat esnasında yaşanan basınç ve iklim değişiklikleri sıkça raporlanan tetikleyicilerdir. İklim değişikliğini düzeltmek tek başınıza sizin elinizde olmasa da sigara içmemek sizin elinizdedir. Sigara içen bir migren hastasının tedavisi içmeyen birinden çok daha zor olacaktır. - Beslenme düzeni; paketlenmiş ve işlenmiş gıdalar (nitrat içeren besinler), fermente besinler, küflü peynir, kurutulmuş besinler, narenciye ürünleri, balık, çikolata, kuruyemişler gibi besinler migren ataklarını bazı kişilerde tetikleyebilir. Ancak bu bir yasaklı besinler listesi değildir.  Sadece size atağınız olduğu günlerde ne yediğinizi kaydetmeniz ve hep aynı besinler denk geliyorsa diyetinizden o besini çıkararak sonucu gözlemeniz için yapılan bir tavsiyedir. Keza glütensiz beslenme lehine pek çok rapor bulunmakla birlikte bu bir kampanya nedeni değildir. Öte yandan pek çok aksi reklam ürünü olmasına rağmen migreni tedavi edecek ya da tamamen önleyecek bir besin maddesi de hali hazırda ispat edilmemiştir.  - İçecekler; başta alkollü fermente içecekler, kafein ve endüstriyel bazı içecekler olmak üzere migren ataklarını tetikleyecek içecekler raporlanmıştır. Ancak asıl önemli konu suyu az içmek ve buna bağlı yaşanan dehidratasyon tablosudur. Bizler migrenli kişilere kilolarına göre ayarlanmış su ihtiyacını karşılamaya, yine mümkünse suyun yanı sıra maden suyu, ayran gibi bazı içecekleri dahil etmeyi tavsiye ediyoruz. - Egzersiz; düzenli egzersiz yapmak, özellikle de nefes egzersizi, gevşeme egzersizi, yoga gibi uygulamalar migren ataklarını önlemede ve var olan atakların daha hafif ve daha kısa sürede iyileşmesinde büyük rol oynar. Aksi halde yaşanan obezite ve egzersizden yoksun olmak ise migrenin müzmin şekle dönüşmesine yol açar. - Uyku; uyku düzeni bozukluğu ve uyku kalitesinin bozulması migren ataklarını sıklaştıran ve ağırlaştıran en önemli nedenlerden biridir. Bu noktada leptin başta olmak üzere uykuda salgılanan bazı kimyasalların beyin hücreleri üzerindeki etkisi migrenin kaderini de belirler. Düzenli uyku için ilaç dahil her yol migren ağrısından daha az zarar verecektir. Tüm bunlar işe yaramadıysa ve hala migren ağrılarınız varsa, özellikle de bu durum sizi ayda 3 iş gününden daha fazla mağdur ediyorsa en kısa sürede konuyla ilgili bir hekime başvurun ve size uygun bir migren önleyici ilacı seçmesini isteyin. Önerilen ilacı yan etki oldu ya da ağrılar azaldı diye kendi kararınızla kesmeyin. Zira bu ilaçlar en az 3-6 ay kullanılmalıdır. Öte yandan ilaçlar yeterli sonuç vermezse ya da tolere edemediyseniz baş üzerindeki özel sinir alanlarına uygulanan enjeksiyonlar (periferik sinir blokları), 31 nokta enjeksiyonlu özel protokolle (PREEMPT) uygulanan onabotulinum toksin-A uygulaması ve son dönemde ülkemizde de ruhsat alarak pratiğimize girme şansı bulduğumuz CGRP monoklonal antikorlar (migren aşısı) hastanın da hekimin de yüzünü güldüren önemli seçeneklerdir. Yeter ki çözüm için güvendiğiniz bir hekimle iş birliği yapın ve iletişimden vaz geçmeyin.
Kaynakça:1- Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021. 2- Eigenbrodt AK, et al.  Diagnosis and management of migraine in ten steps. Nature Reviews Neurology. 2021. https://doi.org/10.1038/s41582-021-00509-5.
Daha fazla oku...

Migren ağrısı nasıl tedavi edilebilir?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00
Migren kişilerde yaşam kalitesini bozan, ağrı atağı geldiği anda en keyifli anı kabusa çeviren, kişiye asla program yaptırmayan, şiddetli başağrısı ataklarının yanı sıra bulantı, kusma, ışık-ses-koku veya hareket hassasiyeti gibi belirtilerle seyreden en yaygın beyin hastalığıdır. Ağrıyı çekmeyen kişilerin “ne var bunda canım, felç olmadın ya iç bir ağrı kesici, devam et hayatına” diye hafife aldıkları ağrılar sırasında aslında beynin kabuğundan omurilik soğanına kadar dokuz temel noktasında ve milyarlarca hücresinde neredeyse felç oranında ciddi değişiklikler yaşanır. Başağrısı atakları kişiden kişiye değişmekle birlikte bazen 3-4 saat sürüp geçerken, bazen de 2 hatta 3 güne kadar uzayabilir. Ülkemizde hastaların migren atak sayısı ortalama 7,7 gün (%72’si 4-7 gün arası, %18’i 8-14 gün arası) olup %10’unun ayda 15 gün ve daha fazla atak yaşadığı1 dikkate alındığında bu kadar süreyi ağrıyla, bulantıyla, hareket hassasiyeti ile geçiren, sese tahammül edemeyen, ekrana bakamayan ve en önemlisi yüzü gülmeyen bir anne, bir eş, bir baba, bir çalışan, bir öğrenci nasıl olur? Ne verebilir ailesine ve topluma kendisi can derdince iken… Ülkemizde migren hastalarının %81’inin sadece ağrısı olduğunda ilaç kullandığını bildiğimize göre hiç olmazsa bunu doğru şekilde yapmak ayrıca önem kazanıyor. O halde her ne kadar makbul olan ağrıyı önlemek olsa da (bunu sonraki yazımızda konuşacağız) migren ağrısı tutan kişilere bazı profesyonel önerilerim olacak maksadını aşmadan2; 1- Öncelikle atağınızın migren ağrısından kaynaklandığından emin olmak gerekir. Zira yıllardır migren hastası olmanız sizin migren dışındaki 285 adet başağrısından muaf olduğunuz anlamına gelmiyor elbette. Düşünün ve karar verin yaşadığınız bu atak eski ataklarınıza bire bir benziyor mu? Cevabınız evetse yazımın devamındaki önerilerimi dikkate alın. Eğer yanıtınız hayır ise veya aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçı sizde varsa hemen bir meslektaşıma başvurun ve yardım isteyin; • Ağrınız eğilmek, öksürmek veya ıkınmakla artıyorsa• Ağrınız uzanıp dinlendiğinizde daha da kötüleşiyorsa• Ağrınız karakter değiştirdi ise• Ağrınızla birlikte termometre ile ölçülen ateş yüksekliğiniz varsa• Ağrı sırasında sara nöbeti geçirdiyseniz• Ağrı sırasında vücudunuzda döküntüler oldu ise• Ağrı sırasında konuşmanız bozuldu veya bilinç bulanıklığı yaşadıysanız• Ağrınızı ilk yaşadığınızda 10 yaşından genç ya da 60 yaşından daha kıdemli iseniz• Bilinen kanser, yaygın romatizmal hastalık veya damar iltihabı (vaskülit) teşhisiniz varsa 2- Migren atağını en kısa sürede düzeltmenin yolu en kısa sürede müdahaleden geçer. Bu bir atak ise hemen yaptığınız işi başkasına devredin veya imkân varsa erteleyin ve atağınıza odaklanın. 3- Mümkünse ortamı havalandırın, taze oksijen atakta salgılanan bazı kimyasalların kontrolünde size yardım eder. 4- Hemen bir bardak su için, sıvı alımı ağrıya yol açan toksinleri uzaklaştırmanızda yardımcı olur. Suya limon dilimleri koymak, soda içmek, sodayla yapılan ayran içmek veya bitki çayları içmek te yararlı çözümlerdir.  5- Bir torba dondurulmuş bezelye ya da varsa buz kompresi ile alın ve şakaklarınıza soğuk uygulama yapın ki kan dolaşımına ait hatalı genişleme sinyalleri geri çevrilsin. Başa sıkı bir bant bağlamak, hatta bazen bu bantın içine kesilmiş soğan, patates vb koymakta geleneksel tıp uygulamaları içinde tercih edilse de rasyonel tıpta bilimsel karşılığı henüz tespit edilmemiştir. Öte yandan ataklarda uygulanan sülük, hacamat, muhtelif aktar teşhisli otların bilimsel dayanağı yoktur.  6- Ortamdaki ışığı mümkünse kısın, varsa perdeleri kapatın. Yine imkân varsa sesleri azaltın.  7- Bulantınız olmasa dahi hemen bir bulantı ilacı (Domperidon veya Metoklopramid grubu) için. Bu ilaçlar mide spazmını önleyerek sonrasında içeceğiniz ağrı kesici veya migrene özgü tedavi ilaçlarının daha kısa sürede etki etmesini sağlayacaktır. Aynı zamanda beyninizde atak sırasında salgılanan bazı kimyasalları da engelledikleri bilinmektedir.  8- Zaman kaybetmeden uygun dozda bir ağrı kesici için. Bu noktada Parasetamol grubu diye bilinen ağrı kesicilerin migren için önerilen erişkin dozunun 1000 mg olduğunu hatırlatmak isterim.  9- Ağrı kesici içmenize rağmen geçen yarım saatte ağrınız hafifleme eğilimi göstermiyor ve hatta şiddetleniyorsa vakit kaybetmeden migrene özgü atak ilaçlarından size uygun olarak önerilen seçeneğinizi uygulayın (Triptanlar gibi).  10- Bu aşama ilacınızı uygulamanıza rağmen geçen 1 saat içinde hala ağrınız rahatlama eğilimi göstermediyse doktorunuzla temas kurun veya acil servise gidin. Acil servislerde kalçadan ağrı kesici veya sakinleştirici uygulaması sıkça tercih edilen bir yaklaşım olsa da modern migren tedavisinde yeri olmadığını hatırlatmak isterim. Bizler güncel rasyonel bilgi içinde serumla uygulanan özel tedavileri daha çok tercih ediyoruz.  Migren atağını tedavi etmek zor bir iştir ve atak geçiren her hastamın da bana hak vereceği gibi atak geçtiğinde “adeta üzerlerinden bir dozer geçmiş” gibi hissederler. Zira atak hücrelerdeki enerji rezervlerini büyük ölçüde tüketir. Bu noktada hastalarımız sıkça sakin bir ortama çekilip dinlenmek isterler. İzin verelim dinlensinler ve hatta başarabilirlerse uyusunlar. Aslında en çok istedikleri bir daha böylesi bir atak yaşamamaktır. Bu konudaki önerilerimi sonraki yazımda sizinle paylaşacağım. 
Kaynakça:1- Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021. 2- Eigenbrodt AK, et al.  Diagnosis and management of migraine in ten steps. Nature Reviews Neurology. 2021. https://doi.org/10.1038/s41582-021-00509-5.
Daha fazla oku...

Migren tüm vücudun hastalığıdır

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Migren tekrarlayan şiddetli başağrısı atakları ile bilinen en sık görülen ve en fazla mağdur eden başağrısı türü olsa da hastaların tek sorunları yaşadıkları başağrıları değildir. Son 10 yılda ivme kazanan bilimsel araştırmalar göstermiştir ki migrende aynı genom üzerinden taşınan 40’a yakın tıbbi durum kişilerde farklı sıklık ve şiddetle gündeme gelmektedir. Bu çok önemli bir durumdur zira hekime başağrısı ile başvuran bir hastada hekim bu eşlikçi tıbbi durumları gözden geçiremezse önerilen en popüler pek çok migren ilacının bu eşlikçi tablolarla etkileşimi olabilmektedir. Öte yandan sorunların topyekün çözümü olmadıkça hastalar tam bir iyilik hali elde edemeyecektir1,2.

Nedir bu migrene eşlik eden tıbbi durumlar?

Şekil. Migrene toplum ortalamasından çok daha sık eşlik eden tıbbi durumlar

Migren atakları stresle tetiklendiği, hastaların da toplum ortalamasından daha yüksek bir kaygı düzeyi olduğu için en sık aldıkları tepki “kafana takma” “bu kadar ince düşünme” gibi eleştiriler olmaktadır. Oysaki bu hastanın elinde olan bir durum değildir. Kim daha fazla ağrı çekecek bir kısır döngüye girmek ister ki? Genetik kökenli kaygı ve detaylı düşünme, yaşama, titizlik, hassasiyet, travmalara artmış hassasiyet gibi psikolojik faktörler yaşam içerisinde doğru yönetilemezse veya terapilerle doğru yöne çekilemezse tedavi gerektiren birer tıbbi duruma dönüşürler.

Öte yandan huzursuz bacaklar sendromu, uykuya dalma süresinde gecikme, uyku saatine ait bozukluklar, uyku apnesi gibi sorunlar da migrenlileri daha sık etkiler. Uyku düzeni çözülmeyen bir migren hastasının tedavisi neredeyse imkansızdır.

Migren başağrısı olsa da çocuk yaşta bebek kolikleri, açıklanamayan kusma atakları, erişkin dönemde ise glüten aşırı duyarlılığı, huzursuz barsak sendromu ve reflu sorunları migrenlilere yaşamı dar eder. Bu noktada hastaların bilinçsiz tükettikleri ağrı kesicilerin ve uyku sorunu gibi diğer sorunlarında mide barsak sorunlarını olumsuz etkilediğini unutmamak gerekir.

Allerjiye yatkınlık migrenlilerin neredeyse dörtte üçünde yaşanan bir sorundur. Bu durum eşlik eden ilaç allerjisi, göz allerjisi, cilt allerjisi gibi sorunlar yaratsa da en çok karşılaşılan sorun solunum yolları belirtileridir. Migrenlilerde tekrarlayan hapşırık, burun akıntısı ve sinüslerde dolgunluk ile seyreden allerjik rinosinüzit atakları migren ağrılarının sıkça “sinüzit” şeklinde yanlış teşhis almasına neden olur. Keza astım atakları da migrende hem teşhis, hem de tedavi planında göz önüne alınan önemli bir eşlikçi tıbbi durumdur.

Migrenlilerde damar sertliğine yatkınlık artmıştır. Eşlik eden yüksek tansiyon (bazen de düşük tansiyon), kalp kapak hastalıkları ve kalpteki karıncıklar arasında kalabilen delikler de dikkate alındığında “auralı” migren olguları başta olmak üzere migrenlilerde takip eden hekim duruma göre kardiyolojik değerlendirme istediğinde şaşırmamak gerekir.

Migrenlilerde özelliklerde küçük yaşlarda epilepsiye yatkınlık toplum ortalamasının hayli üstündedir. Keza migrenliler öncesinde önlem almazlarsa beyin krizi açısından da daha genç yaşlarda aday olurlar.  Ellerde titreme ve diş gıcırdatma gibi sorunlarda migrenlilerde daha sık gözlenir.

O halde migren yalnızca başağrısı değildir. Bir ağrıdan çok daha fazlası ve migrene eşlik eden tıbbi durumlardan daha ötesidir. Büyük resme bakacak zaman, birikim ve kabullenme tedavinin ilk ve en önemli aşamasıdır.

Kaynakça:

  1. Genetik Havuzdan Çeyiz Sandığına Migren. Prof. Dr. Aynur Özge. A7 Kitap, 2018.
  2. Türkiye Migren Raporu. Küresel Migren ve Ağrı Derneği & Lilly iş birliği. 2021.  
Daha fazla oku...

Senin Başağrın Psikolojik. Var mı böyle bir şey?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

 

Sıkça duyarız. Titiz, kaygılı bir kişi. Başağrısı olduğunu söyler. Ağrı yaşam kalitesini bozar. Onu pek çok faaliyetten geri bırakır. Etrafındakiler ise onu eleştirir ve der ki “senin ağrın psikolojik, çok takıyorsun, takmasan ağrımaz”. Bugün sizinle gerilim tipi başağrısını ve biraz da başağrısı stres ilişkisini konuşmak istiyorum.

Gerilim-tipi başağrısı (GTB) dünya genelinde en yaygın görülen nörolojik bozukluktur. Bu hastalar hekime, hafif veya orta şiddette tekrarlayıcı başağrıları ile gelirler. Başağrıları genellikle günün sonuna doğru başlar. Baş ve boyun birleşme bölgesi veya alından başlayıp kısa sürede başın tamamına yayılır. Ağrıyı hastalar “mengene sıkıştırılıyor gibi” ya da “saç bandı” benzeri bir şekilde tarif ederler. Ağrı sırasında günlük işlerini zorlansalar da sürdürebilirler. Ağrı sırasında size daha önce migrende söz ettiğim ışık-ses-koku-hareket hassasiyeti gibi sorunlar ya da bulantı/kusma gibi belirtiler gözlenmez. Ağrı masajla, istirahatle veya basit ağrı kesicilerle en fazla birkaç saat içerisinde düzelir. Önceleri ayda birkaç kez (epizodik denir) olan bu ağrı atakları eğer uygun tedavi yaklaşımı sergilenmezse zamanla sıklaşır (kronik denir). Bu kronikleşme üzerinde hastanın biyolojik özellikleri kadar eşlik eden psikolojik ve çevresel faktörler de rol oynar.

Küresel Hastalık Yükü (KHY) çalışmasındaki verilere göre, 2017 yılı itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 2.33 milyar GTB vakası olduğu, yıllık 882.4 milyon yeni vakanın da bu rakama eklendiği varsayılmaktadır. Böyle bakıldığında sorunun yaygınlığı ve meselenin önemi daha net anlaşılır diye düşünüyorum.

Gerilim-tipi başağrısı (GTB) tek başına yaşanan bir sağlık sorunu değildir. Özellikle sıkça atak yaşayan kişilerde eşlik eden kaygı bozukluğu, depresyon, uyku bozuklukları, kas-iskelet sorunları (fibromyalji gibi) toplum ortalamasından çok daha sık görülmektedir. GTB migren dâhil olmak üzere diğer ağrı bozukluklarıyla da sıkça ilişkilendirilmektedir. Aslına bakılırsa, nüfusa dayalı bir çalışmada migrenli insanların %83’ünün son bir yıl içerisinde GTB de yaşadığı belirlenmiştir. Bu tür başağrısı çekenler boyun ağrısı ve bel ağrısı gibi sorunları da sıkça (%80-90) yaşarlar.

Gerilim-tipi başağrısı (GTB) bazı yatkın genleri (5-HTTLPR, Val158Met COMT, APOE-ε4 gibi) barındıran kişilerde eşlik eden kas-iskelet sorunları (hassasiyet-sertlik artışı, enflamasyon, dolaşım bozukluğu gibi) veya damar sertliği ile ilgili sorunlar olduğunda salgılanan beyin kimyasalları nedeniyle yaşanan özgün bir başağrısıdır. Bu genler depresyon, kaygı bozukluğu başta olmak üzere stresle ilişkili psikiyatrik bozukluklarda da direk yada dolaylı adresler arasındadır. GTB genleri taşıyan bireylerde zamanla yaşanan ağrı atakları beyindeki ağrı kontrol merkezinin ayarlarının değişmesine ve ağrı eşiğinin düşmesine yol açar ki bu dönem tam da ağrının müzminleşme dönemine denk düşer. Yani stres ağrıya neden olmak dışında ağrıları sıklaştırmanın da sorumlusudur. Ancak önemli olan nokta tüm bunların hastanın “kafaya takmıyorum” demesi ile bir anda ortadan kalkacak kadar basit sorunlar olmamasıdır. Belirli bir noktadan sonra hayli nasırlaşmış ve uzun süreli emekle çözülebilir bir ağrıdır hasta ve hekimin çözüm aradığı.

Peki çözümü var mı gerilim tipi başağrısının?

ELBETTE. Bu ağrıya bütüncül yaklaşımla çözülebilen, hayli emek isteyen ama sonuçta hastayı da hekimi de mutlu eden bir ağrıdır. Öncelikle hastada ağrının GTB dışında olası bir nedeni olduğunu düşündürecek belirtiler olmamalıdır. Nedir bu belirtiler?

• zaman içinde aşamalı olarak kötüleşen veya karakteri değişen başağrısı

• hapşırma, öksürme veya egzersiz ile ortaya çıkan başağrısı

• kafa travmasını takiben ortaya çıkan başağrısı

• kilo kaybıyla ve/veya hafıza ya da kişilik değişikliğiyle ilişkili başağrısı

• başağrısının 50 yaşından sonra başlaması

• sinir sisteminde soruna işaret edecek nörolojik semptomlar olması

• istenmeyen kilo kaybının eşlik ettiği başağrısı

• hafıza bozukluğu, bilinç durumunda veya kişilikte değişiklikle seyreden başağrısı

• başağrısıyla birlikte açıklanamayan ateş yüksekliği olması

• başağrısıyla birlikte ense sertliği olması

• başağrısının öksürmek, ıkınmak, uzanmak veya ağır bir şey kaldırmakla daha da kötüleşiyor olması

Bunlara “kırmızı bayraklar” deriz ve bunlar başağrısı olan bir kişide mevcutsa mutlaka detaylı incelemeye tabi tutarız.

Peki böyle bir durum olmadığı anlaşılan GTB hastası nasıl tedavi ediliyor?

Birinci ve en önemli adım HASTA EĞİTİMİ VE BİLİNÇLENDİRİLMESİdir. Burada hem hastanın hem de yakınlarının GTB nin bir beyin hastalığı olduğu, yaşanan gelişmelerin biyolojik bir kökeni olduğu ve ancak biyolojik çözümlerle düzeleceği konusunda aydınlatılmasını amaçlıyoruz. Hastanın yaşam biçiminde ağrıyı tetikleyen veya kötüleştiren unsurları saptayarak çözmeye özen gösteriyoruz. Yaşam biçiminde stres yönetimine destek olacak bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemlere, kas iskelet sistemi tetikleyicilerini düzenleyecek yoga-pilates gibi egzersizlere yer vermesini istiyoruz. Özellikle omurgayı ve kafatasını yerinde tutan kaslara yönelik gevşeme egzersizleri gerçekten ciddi rahatlama sağlıyor. Nefes egzersizleri de benzer şekilde fayda sağlıyor. Masaj, uygun hastalarda akupunktur da faydalı takviye uygulamaları günlük pratiğimizde.

İkinci adım; Ağrı varsa bir an önce dindirmeye dayanıyor. Zira ağrıyı uygun ağrı kesicilerle bir an önce dindirmek, beyindeki ağrı kontrol merkezini çok fazla meşgul etmemek bir sonraki ağrı atağını daha kolay atlatmak için bir nevi güvence teşkil ediyor. O yüzden çoğu kişinin düşündüğü gibi ağrıya dayanmak iyi bir şey değil.

Üçüncü adım; eğer ayda 4 seferden daha sık ağrı kesici almak gerekmişse uygun bir ağrı önleyici tedavi için doktorunuzla iş birliği yapmak olmalı. Bu ilaç tedavisi olabileceği gibi rasyonel tıbbi değeri kanıtlanmış bir müdahale de olabilir (“periferik sinir blokajı”, “tetik nokta enjeksiyonu” gibi).

Sonrasında ise ağrıları uygun bir günlüğe kaydetmek ve iyi bir hasta hekim ilişkisi ile ağrısız yaşamın tadını çıkarmak çok da uzak bir hayal değil. Tadını çıkarın, ağrınızla arkadaş olmayın….

Daha fazla oku...

Global Migraine and Pain Summit 2020 ile ilgili detaylı bilgilier Dernek Başkanımız Prof. Dr. Aynur Özge’nin kaleminden IHS Aralık Haber Bülteni’nde yayınlandı.

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Etkinliğimizin gerçekleşmesinde destekleri ve katkıları için IHS Yönetimi ve Gönüllülerine sonsuz teşekkürlerimizle...

Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız
Daha fazla oku...

IHS’den Migren Araştırmalarına Bir Destek Daha

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Son yıllarda migrenin akut veya önleyici tedavisi için yoğun şekilde çalışan Uluslararası Baş Ağrısı Derneği’nin (IHS) Klinik Araştırmalar Komitesi çok önemli bir çalışmaya daha imza attı.

Nöromodülasyon cihazlarını test eden klinik araştırmalar için özel kılavuzların eksikliği nedeniyle 2019 yılında Klinik Araştırmalar Komitesi’ni kuran International Headache Society (IHS), bu amaç doğrultusunda “özel kılavuzlar geliştirme” görevini üstlenerek ilgili hedefe bir adım daha yaklaştı.

Küçük bir grup genç baş ağrısı araştırmacısı tarafından desteklenen, nöromodülasyon konusunda özel bir uzmanlığa sahip uluslararası bir baş ağrısı bilimcisi ve klinisyen grubu, IHS kapsamındaki çalışmaları ile son 20 yılda yayınlanan nöromodülasyon cihazları üzerindeki klinik çalışmaları değerlendirdi ve ardından bu öneriler dizisini detaylandırdı.

Amacı “migrenin akut ve / veya önleyici tedavisi için nöromodülasyon cihazlarının kontrollü denemelerinin tasarımını optimize etmek için bir referans çerçeve sağlamak” olan kılavuz aracılığıyla migren tedavisi alanındaki bu önemli konuya bağlı kanıtların kalitesinin artması öngörülüyor.

Kılavuza Erişmek İçin Tıklayınız
Daha fazla oku...

THE LANCET’TE MİGREN ÜZERİNE 3 MAKALELİK BİR DİZİ

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

The Lancet’te; epidemiyolojiden biyobelirteç araştırmalarına ve klinik yönetime kadar her şeyi aydınlatmayı amaçlayan, migren üzerine 3 makalelik bir dizi.

Küresel Migren Ve Ağrı Derneği Başkanı Prof. Dr. Aynur Özge’nin de yazarları arasında olduğu, @MessoudAshina @TheLancet‘taki meslektaşlarımızın katkılarıyla #migren üzerine hazırlanmış bu seriyi mutlaka izleyin!

Makale 1 için tıklayınız Makale 2 için tıklayınız Makale 3 için tıklayınız
Daha fazla oku...

2nd Global Migraine & Pain Summit, 5th Mena Meeting & 3rd Turkish American Meeting of Headache and Pain Management etkinliği

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

2nd Global Migraine & Pain Summit, 5th Mena Meeting & 3rd Turkish American Meeting of Headache and Pain Management etkinliği; 27-30 October 2021 tarihleri arasında, Akra Hotel Antalya’da gerçekleşecek. Hybrid formatta hazırlanan kongreye fiziki veya online seçenekleriyle katılım mümkün olacak.

Daha fazla oku...

IHS ve EHF’nin ortak kongresi olan Uluslararası Baş Ağrısı Kongresi gerçekleştirildi.

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

IHS ve EHF'nin ortak kongresi olan Uluslararası Baş Ağrısı Kongresi 2021,  8-12 Eylül 2021 tarihleri ​​arasında sanal platform üzerinden gerçekleştirildi.

Daha fazla oku...

Küme Başağrısı

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Küme başağrısı, baş ve yüz ağrıları içinde en şiddetli ve dayanılmaz olanıdır. Önceki bilgilerimize göre sıklıkla erkeklerde (10 erkek, 1 kadın oranı) görülür diye düşünüyorduk. Ancak son yollarda pratik bilgilerimizin artması ile artık kadınlarda da aslında daha sık (5 erkek, 1 kadın oranı) olduğunu biliyoruz.

Küme başağrısı nedir?

Küme başağrısı, ismi ile çok benzeyen özellikler taşır, kümeler halinde gelir. En sık bahar aylarında karşımıza çıkar. Örneğin sonbahar aylarında aniden başlayabilir ve başlayınca en az 15 gün ortalama 7-8 hafta sürebilir. Bu duruma epizodik geçici küme atakları diyoruz.

Bazı şiddetli hastalarda ise çok daha uzun sürebilir veya kümeler halinde değil süreklilik kazanır. Bu duruma da kronik-uzamış küme atakları denir.

Küme başağrısı, uyku ritmi ile de çok ilişkilidir. Hatta melatonin uyku hormonunun bu ağrılarla bağlantılı olabileceği düşünülerek bu hastaların tedavisinde melatonin hormonu da kullanabiliyoruz.

Hasta, uykuya daldıktan yaklaşık 1-2 saat sonra yani uykunun ilk döneminde aniden başağrısı ile uyanır. Bu, o kadar şiddetli bir ağrıdır ki “doğum ağrısı şiddeti” ile eşdeğer kabul edilir. Bazen hastalar bu ağrı nedeniyle “Migrenim mi var?” diye düşünebilirler. Çünkü ağrı az da olsa gündüzleri de görülebilir. Ama bu ağrı migrenden çok farklı özellikler taşır.

İlk söyleyebileceğim fark; migren ağrısı sırasında karanlık bir odada yatmak isteriz ama küme ağrısı sırasında yatmak mümkün değildir. Ağrı o kadar şiddetlidir ki sizi yatırmaz, yatıyorsanız dahi mutlaka yataktan kaldırır. Odada bir köşeden diğer köşeye gezinirsiniz, yerinizde duramazsınız. Hatta bazı hastalarım “Ağrının şiddetinden başımı duvara vurmak istiyorum.” Derler.

Küme başağrısının belirtileri

Küme başağrısında ağrı hep aynı tarafta ve göz etrafındadır. Bu da yine bu ağrıyı migrenden ayırır. Çünkü migren ağrıları sağ-sol değişkenlik gösterebiliyor. Küme ağrısı ise göz etrafında sanki gözü oyuyormuş, çıkarıyorlarmış hissi veren bir ağrıdır.

Ağrı sırasında ağrının olduğu tarafta gözde mutlaka kızarma, kanlanma ve yaşarma olur. Bazen burun akıntısı, yüzde terleme ve kızarma da görülebilir.

Küme başağrısı atağı en az 15 dakika sürer, en fazla 3 saate kadar uzayabilir. Pratikte genellikle 45 dakika kadar sürer. Ama sıkıntı şudur ki, ağrı geçse bile aynı gün içinde tekrarlayabilir.

Küme başağrısı ile migren arasındaki farklar

Başağrınızı daha net tanıyabilmeniz için küme başağrısı ile migren arasındaki farkları özetleyelim:

 Küme başağrısıMigren
Ağrı zamanıSıklıkla gece uykudaSıklıkla gündüz
Ağrı şiddeti (10 puan üzerinden)9-107-8
Ağrıyı azaltanKalkıp gezinmekUyumaya çalışmak
Ağrı yeriHep aynı taraf göz etrafındaSağ veya sol baş yarımında
Ağrı kesicilere cevapCevap vermezCevap verir

Küme başağrısı tedavisi

Küme başağrısında tedavi kolay değildir, Klasik ağrı kesicilere cevap vermez. Tripton dediğimiz spesifik migren ağrı kesicilerine bazen küme başağrısı da cevap verebilir ama en iyi tedavi, ataklar sırasında % 100 saf oksijen solumaktır. Ancak oksijen tedavisi çok akla gelmediği için acil servislerde bu hastalar ağrıları nedeniyle çok zorluklar çekebilmektedir.

Küme başağrısında temel amacımız ağrıların gelmesini önlemek olmalıdır. Bu nedenle hastalarda geçici süre (1-3 ay) ilaç tedavisi verebileceğimiz gibi ağrıya neden olan sinirin ağrı uyarısını ortadan kaldıracak sinire yönelik pratik girişimsel tedaviler de yapabilmekteyiz.

Küme başağrısına sahip kişiler sıklıkla mükemmeliyetçi, düzenli ve kuralcı kişilerdir. Yaşamlarında bu açıdan yaşayacakları sorunlar ağrı ataklarını ortaya çıkaracaktır. Bu açıdan bu hastaların mutlaka ağrı psikologları ile değerlendirilmesi gerekmektedir.

  Prev1…678…11Next  

Son Yazılar

  • 10th MENA Meeting & 6th Turkish African Meeting of Headache and Pain Management Congress
  • 4. Mısır Başağrısı Kongresi
  • Çocuk-Ergenlere Mektup Var!
  • Doktora gitmeden önce başağrıları hakkında çocuğunuzu bilgilendirin: Örnek bir ebeveyn-çocuk diyaloğu
  • Başı ağrıyan çocukları olan ebeveynlere yönelik genel öneriler: Ağrısız bir yaşam için ne yapabilirsiniz?

Copyright © 2025 Küresel Migren ve Ağrı Derneği. Tüm hakları saklıdır.

Facebook Twitter Youtube Instagram Linkedin
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik