Küresel Migren ve Ağrı DerneğiKüresel Migren ve Ağrı Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik
Daha fazla oku...

Gerilim Başağrısı

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Baş ağrıları içinde hemen en sık karşımıza çıkan gerilim baş ağrılarıdır. Gerilim başağrısı deyince gerginlik veya stres ağrısı olarak algılanıyor. Hâlbuki psikolojik ağrı değil bu ağrı.

Gerilim baş ağrısı nedir?

Gerilim başağrısı tamamen baş ve boyun veya yüz kaslarımızın zorlanması ve aşırı gerilmesi ile ilişkili ağrıdır.

Gerilim baş ağrısı neden olur?

Kaslarımızı aşırı zorlamanın birçok sebebi olabilir. Bilgisayar karşısında yoğun çalışma ile göz etrafı ve alın kaslarının zorlanması, diş sıkma neticesi şakaklardaki kasların zorlanması, uykusuzluk ile dinlenemeyen kasların zorlanması, sinirli olduğumuzda kaşlarımızı çattığımız için alın kaslarının zorlanması gerilim tipi baş ağrılarının tetikleyicileridir.

Gerilim başağrısının migrenden farkı nedir?

Gerilim tipi başağrısını migrenden ayırt edebilmek aslında kolaydır. Gerilim ağrılarında zonklama değil ön planda sıkıştırıcı bir ağrı vardır.

Ensede, tüm başta, şakaklarda iki taraflı ağrı günlerce sürebilir. Şiddeti migren kadar fazla değildir. Yani sizi yatırmaz. Ancak hep bir rahatsızlık hissi verir.

Bulantı pek olmaz ama nadiren görebiliriz. Işık rahatsızlığı değil ama sese karşı rahatsız hissedebiliriz.

Gerilim başağrısı nasıl geçer?

Gerilim başağrısına migrendeki gibi yatıp dinlenmek değil açık havaya çıkma daha iyi gelecektir. Önemli olan, zorladığımız kasların hangileri olduğunu ve nasıl zorladığımızı saptayarak o kaslara yönelik tedaviler uygulamaktır.

Tetikleyen sebepleri ortadan kaldırmadıkça gerilim ağrıları geçmeyecektir.

Daha fazla oku...

Trigeminal Nevralji

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Trigeminal nevralji aslında ağrılar arasında neredeyse en şiddetli olandır. Yüzümüzün siniri olan trigeminal ağrı sinirinin etkilenmesi nedeniyle ortaya çıkar.

Trigeminal Nevralji nedir?

Trigeminal ağrı sinirinin kökü beynimizin arka bölgesinde yerleşmiştir ve hemen yanından bizim denge damarımız geçer. Denge damarımız ile ağrı siniri normalde birbirine yakındır ama birbirlerine temas etmezler. Yaş ilerledikçe, sıklıkla da 55 yaş üzerinde cildimiz gibi denge damarımız da kırışır, büzüşür ve büklümlü bir şekil alır. Normalde birbirine değmeyen sinir ve damar büklümlü seyir alınca birbirine iyi yaklaşır. Ne zaman ki siniri uyaracak bir hareket yaptığımızda (konuşmak, sakız çiğnemek, yemek yemek, esnemek) sinir biraz daha şişer ve damara değer. İşte o anda sinirin beslediği bölgede çok şiddetli, elektrik çarpar gibi bir ağrı olur. Buna trigeminal nevralji diyoruz.

Trigeminal ağrı siniri yüzümüzdeki kas ve duyuları besler. Bu nedenle ağrıyı yüzümüde bazen alında (1. bölge), bazen burun kökünde (2. bölge), bazen de çenede veya yüzümüzün tümünde hissederiz.

Trigeminal Nevralji ne kadar tehlikelidir?

Trigeminal nevraljide ağrı çene bölgesi veya burun kökü civarında ise korkmaya gerek yoktur. Büyük olasılıkla damar ile birbirine değiyordur. Ancak ağrı özellikle alın bölgesinde belirginse bu bizi ürkütür ve önemli bir sebep ararız.

Trigeminal Nevralji belirtileri nelerdir?

Trigeminal nevraljide ağrı şöyledir:

  • Saniyeler sürer (çok ağır hastalarda dakikaları da bulabilir),
  • Günde defalarca tekrarlar,
  • Yüzün bir yarısında elektrik çarpması şeklinde ve çok şiddetlidir,
  • Özellikle konuşmak, yemek yemek gibi siniri çalıştırdığımızda tetiklenir.

Trigeminal nevraljinin hızlıca tedavi edilmesi önemlidir. Ağrılar kötüleştikçe tedavi yanıtı da azalacaktır.

Biz trigeminal nevralji hastası ile karşılaşınca ne yapıyoruz?

Öncelikle bu kişilerde 3 parametre çok önemlidir; uyku düzeni, stres kontrolü ve tansiyon kontrolü.

Trigeminal Nevralji tedavisi

Tüm bu parametreleri düzene sokmamız gerek. Ardından beyinde sinir ile damar bağlantısını net görmek için ayrıntılı görüntülemeler istiyoruz. Bu görüntülemeler sonunda ileride cerrahiye ihtiyaç var mı, not ediyoruz. Eğer uyguladığımız tedavilerle yanıt alamazsak ki % 90 hastada yanıtlar oldukça iyi, bu durumda cerrahi tedavi için bu hastalar uygun olabiliyor.

Tedaviler içinde ilaç tedavileri sıklıkla kullanılıyor. Ancak biz ön planda ağrıya neden olan siniri kökünden susturmayı hedefleyen tedaviler uyguluyoruz.

Daha fazla oku...

Baş ağrısını tetikleyen yiyecekler

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Baş ağrısı olan bazı kişiler belirli besinleri tükettiklerinde ağrı ataklarında artıştan yakınırlar. Bu kişilerde sadece beslenme düzeni değişiklikleri ile atakları yüzde 40 azaltabilmek mümkündür. Bu yüzden baş ağrısı atakları ile baş etmede beslenme düzeni önemli bir noktadır.

Sabah baş ağrısının nedenleri neler?

Sabah başlayan baş ağrılarınızız çaresi gece yatmadan hemen önce tüketilen besinlerle alakalalı. Peki hangi besinler baş ağrısına iyi gelir? Hangi besinler baş ağrınızı daha fazla tetikler? Baş ağrısına ne iyi gelir? İşte baş ağrısı için yol rehberi…

Baş ağrısını tetikleyen yiyecekler

Baş ağrısını tetikleyen besinler kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Hangi besinin buna neden olduğunu anlayabilmek için bir ay süre ile ağrı günlüğü tutmak ve ağrıları not etmek önerilir. Kişinin tetikleyici besinleri diyetinden tek tek çıkararak kontrol etmesi, diyet ve ağrı ilişkisini kolaylıkla gösterecektir.

Özellikle gıdalarda bulunan tiramin, monosodyumglutamat, nitrat, kafein ve aspartam gibi maddeler başağrısını tetikleyebilirler. Eğer baş ağrınızın bu gıdaların tüketiminden kaynaklandığını düşünüyorsanız bunlardan kaçınmalısınız.

Tiramin İçeren Gıdalar

  • Peynir (krema ve süzme peynir hariç)
  • Sirke veya sirke içeren besinler (turşu, hardal, ketçap, salata sosu)
  • Sakatat et (karaciğer, böbrek)
  • Tütsülenmiş et ve balık
  • Çikolata
  • Turunçgiller
  • Muz, İncir, Erik, Kuru üzüm
  • Fasülye, Soğan, Ispanak
  • Fındık
  • Alkollü içecekler

Kafein İçeren İçecekler

  • Kahve, Çay
  • Kakao
  • Kolalı veya enerji içecekleri

Monosodyumglutamat İçeren Gıdalar

  • Çin yemekleri
  • Hazır ve konserve çorbalar
  • Kavrulmuş fındık
  • Patates ve mısır cipsi

Nitrat içeren Gıdalar

  • Sosis, salam, sucuk, pastırma
  • Tütsülenmiş balık
  • Kurutulmuş et

Aspartam içeren Gıdalar

  • Sakız, dondurma
  • Tatlılar

Tükettiğiniz gıdalar 12 saate kadar başağrısını tetikleyebilir

Tiramin vücutta damarlar üzerine etki göstererek kan basıncı düzenleyen bir aminoasittir. Doğal olarak vücutta ve bazı protein içeren besinlerde bulunur. Beyindeki kan damarlarını önce kasar, ardından beyin kendini korumak için damarları genişletir ve bu da baş ağrısı ataklarını tetikleyebilir. Baş ağrısı sıklıkla tiramin içeren gıdaları tükettikten 1-12 saat içinde başlayabilir. Bu besinlerle beraber alkol kullanımı tiraminin vücutta emilimini hızlandırır ve atakları artırır.

Çin yemeğine dikkat!!

Monosodyumglutamat vücutta uyarıcı etkiye sahip bir aminoasittir, pek çok paketlenmiş gıdada bulunur ve lezzet arttırıcıdır. Monosodyumglutamat yeterli sindirilemez ve birikmesi kaslarda ve beyinde uyarıya yol açarak ağrı yollarını tetiklediği düşünülmektedir. Toplumun %25’inde baş ağrısına neden olur. Baş ağrısı yanında kişide terleme, göğüste, yüzde ve çenede gerilme hissi gibi yakınmalar olabilir. Genellikle monosodyumglutamat tüketiminden 15-30 dakika sonra baş ağrısı ortaya çıkmaktadır. Özellikle paketli gıdalarda monosodyumglutamat (‘MSG’ olarak kısaltılmıştır) olup olmadığı kontrol edilerek, bu gıdalardan uzak durulmalıdır. Bazı paketlenmiş gıdalarda MSG varlığı gizlenmekte, bunun yerine ‘hidrolize bitkisel protein’ olarak belirtilmektedir, bu duruma da dikkat etmemiz gerekir.

Yediğiniz pembe taze görünen et gerçekten sağlıklı mı?

Nitratlar et ürünlerini korumak amacıyla yüzyıllardır kullanılan bileşiklerdir. Ayrıca etlere tat ve iştah açıcı pembe kırmızı bir renk verirler. Yani aslında taptaze besin değeri yüksek sandığınız markette gördüğünüz etler nitrat içeriyor olabilir. Nitratlar beyin damarlarında, yüz ve saçlı derimizin damarlarında genişleme yaparak baş ağrısına yol açmaktadır. Bu baş ağrısı halk arasında “nitratlı gıdalara bağlı baş ağrısı atağı”ndan ziyade, “sosisli sandviç baş ağrısı” olarak da bilinir ve nitrat tüketiminden 30 dakika içerisinde ağrı ortaya çıkar.

Diğerleri…

Nerdeyse çoğunuzun ‘Sabah kahve içmeden uyanamıyorum’ dediğini duyar gibi oluyorum. Kafeini günlük hayatımızda sıkça tüketiyoruz. Aslında kafeinin kendisi baş ağrısına neden olmamakta, tam aksine, damarları daraltarak ağrıya iyi bile gelebilmektedir. Ancak, kafein vücutta tükendikçe damarlarda genişleme olur ve bunun sonucu olarak da ağrı tetiklenir. Günlük maksimum kafein tüketimi 300 mg’ı geçmemelidir (2 fincan Türk kahvesi, 4 bardak çay). Kafein tüketiminin ardından başağrısı genellikle 12 saat içinde başlar.
Yapay tatlandırıcı aspartamda baş ağrısını tetikleyen diğer bir gıda ürünüdür. Alkolsüz içecek, sakız ve düşük kalorili diyet dondurma ve tatlılarda aspartam varlığı için dikkatli olunmalıdır.
Tüm bu gıdalara dikkat etmenin yanında kan şekerinin fazla düşmesini de engellemelisiniz. Unutmayın gün içinde dört veya beş küçük öğün, iki veya üç büyük öğünden daha sağlıklıdır. Yüksek şeker içerikli beslenmek pankreastan çok fazla insülin salınımına ve hızlı bir şeker düşüşüne sebep olacaktır.

Yatmadan önce sağlıklı gıdalar tüketin.

Eğer baş ağrınız sabah kalktığınız gibi başlıyorsa bunun sebebi gece boyunca kan şekerinizin çok düşmesinden kaynaklanıyor olabilir. Gece yatmadan önce bir bardak süt, bitki çayı, bir dilim peynir veya küçük tavuk sandviç gibi proteince zengin gıdalar tüketerek bu baş ağrısını engelleyebilirsiniz.

Daha fazla oku...

Başağrım var, migren atağım mı tuttu yoksa COVID mi oldum?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Eğer daha önce migren tanınız varsa aslında bu ağrınızı tanımanız mümkün. Yeni ağrılarda ise Koronavirüs migrenden farklı özellik gösterir. Beraberinde ateşle birlikte öksürük olabilir ve başağrısını da tetikleyebilir. Koronavirüste başağrısı sıkıştırıcı özellikte ve öksürükle ve ateşle kötüleşen özelliktedir.

COVID-19‘da başağrısının sebebi sıklıkla bağışıklık sistemimizin virüse karşı yanıt vererek sitokin denen kimyasalları salıvermesidir. Sitokinler inflamasyon yapar bu da ağrıyı ortaya çıkarır.

Migren ağrısı Koronavirüsten farklıdır

Migren farklıdır; zonklar, şiddetlidir, ışık ve ses rahatsız eder, bulantı yapar. Migren, COVID-19 ile oluşabilecek başağrısından çok daha şiddetlidir. Ancak bu şiddetli ağrı Koronavirüsü çok şiddetli geçiren hastalarda da olur. COVID-19 akciğerleri etkiler ve bir yakınması da başağrısıdır. Başağrısı inflamasyonun hem erken hem geç döneminde görülebiliyor. Geç dönemde görüldüğünde de tablonun kötüleşmesi ile ilişkilendirilebiliyor.

Migren hastaları da COVID-19’a yakalanabilir

Migren öyküsü olanlar da COVID-19’a yakalanabilir ve başağrısı olabilir tabi. Bu kişilerde başağrısı genellikle ateş, öksürük gibi belirtilerden önce başlayabilir. COVID-19 ile hastaneye yatanların %11-34’ünde başağrısı görülüyor. Bu rakamlar Dünya Sağlık Örgütü ve Amerika Hastalık Önleme Birimi (CDC) tarafından da doğrulanmış rakamlar. CDC’ye göre başağrısı şikâyeti 65 yaş altında daha sık görülüyor.

COVID-19’un başağrısı karakteristik değil

COVID-19’da belirgin karakteristik bir başağrısı özelliği yok. Bu da ayırt etmede güçlük yaratabiliyor. Ama bildirilenlere göre COVID-19 orta şiddette ve bastırıcı, sıkıştırıcı özellikte, bilateral öne eğilmekle kötüleşen bir başağrısına sebep olurken, migrendeki gibi bulantı ve kusmaya sebep olmuyor ve migrende COVID-19’dan farklı olarak ateş belirtisi görülmüyor.

Başağrınız var ve Koronavirüsten şüphe ediyorsanız ateşinizi ölçün, eşlik eden diğer yakınmalarınıza bakın, ateş, halsizlik, öksürük, nefes darlığı, boğaz ağrısı, vücut ağrısı, tat koku kaybı gibi farklı yakınmalarınız varsa mutlaka test yaptırın.

Daha fazla oku...

Vücudumda her yerim ağrıyor: Bunun adı Fibromyalji

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

‘Saç diplerimden ayak parmak uçlarıma kadar tüm vücudum ağrıyor, o kadar yorgunum ki sabahları yataktan külçe gibi kalkıyorum. Zaten uykum da çok kötü. Fakat herkes bu şikayetlerime psikolojik diyor!’ Bu yakınmalarınız 3 aydan uzun süredir devam ediyorsa dikkat, psikolojik değil bunun adı ‘fibromyalji’ olabilir!

Fibromyalji nedir?

Fibromyaljinin diğer adı kas romatizması. Adından da anlayacağınız gibi çok ağrılı bir durum. Sıklıkla kadınlarda görülüyor. Maalesef ki bu şikayetlerle hekime gittiklerinde tüm tahliller normal çıkıyor, çünkü fibromyaljinin bir tanı yöntemi yok! Durum böyle olunca da kolay tanı konulamadığı için hastalar ellerinde bir torba ilaç hekim hekim geziyor ve hala şikayetleri devam ediyor.

Fibromyaljinin belirtileri nelerdir?

Fibromyalji sıklıkla depresyonla karıştırılıyor. Kişi her tarafının ağrıdığını söylüyor. Öyle bir ağrı ki bu, sürekli sızlatıcı ve bezdirici. Sırt ve boyun ağrısı hiç geçmez, buna eşlik eden bazen sağ kol bazen sol bacak şeklinde gezici ağrılar olur. Koluna bacağına dokunamazsınız çok sızlar ağrılıdır. Hep yorgundur, hiçbir şey yapmaya hali yoktur. Sabah yataktan zorlukla kalkar, gece de ağrılardan zaten iyi uyuyamamıştır.

Gün içinde yakındaki manava gitse bir torbayı taşımaya gücü olmaz. Yakınları arkadaşları tarafından da bu şikayetleri yüzünden yanlış anlaşılır. Arkadaşları dışarı alışverişe gidelim dediklerinde ‘halim yok yorgunum’ der, eşi dokunmaya kalksa ‘dokunma her yerim ağrıyor’ der, çocuğu evcilik oynamak istese ‘yatmak istiyorum’ der. Haliyle psikolojik, naz kapris yapıyor zannedilir. Oysa olay psikolojik değil, vücudumuzda enerjimizi üreten mitokondri dediğimiz enerji üretim bölgeleri çalışamaz hale gelmiştir.

Fibromyalji neden olur?

Bu kişilere hastalık öncesinde nasıldın diye sorduğunuzda, çok pratik, aktif, hareketli yerinde duramayan enerjik insanlardır. Ama vücutlarını o kadar zorluyorlar ki koşturmaca içinde hızlıca bir tost yiyerek yemeklerini geçiştiriyorlar, iyi beslenemiyorlar. Sürekli beyinleri ve vücutları çalışıyor. Bir süre sonra da vücudun enerji üretimi teklemeye başlıyor.

Düşük yaşam kalitesi depresyon nedeni

Tüm organlarda enerji üretim bölgeleri var ve fibromyaljide tüm organlar etkileniyor. İşin aslı bu hastalar isteksiz değil, enerjileri olsa yapacaklar. Ama o kadar yaşam kaliteleri düşmüş ki ister istemez depresif hale geliyorlar. Bu nedenle de depresyon tanısı alabiliyorlar. Beyinde unutkanlık, baş ağrısı, uyku bozukluğu, depresyon, anksiyete; gözlerde yorgunluk ve bulanık görme; genel vücut yorgunluğu; sabah tutukluğu yaygın kas ağrıları; bağırsaklarda kabızlık, huzursuz bağırsak hastalığı, hazımsızlık; sık idrara çıkma gibi tüm yakınmalar olabiliyor.

Fibromyalji tedavisi

Fibromyaljide hastaya vereceğiniz şikayetlerine yönelik bir ilaç tedavisi yoktur. Depresyon ilacı, ağrı kesici gibi ilaçlar verseniz de işe yaramaz. Yapmanız gereken vücutta hasara uğrayan enerji üretim hücrelerini tamir etmek ve yeniden enerjiye kavuşmak. İşe beslenme düzeni ile başlamak en doğrusudur.

Sağlıklı beslenme

Sağlıklı beslenme vücudun kaliteli enerji üretmesi için şarttır. Şeker ve basit karbonhidratı kesmek, kafein tüketimini azaltmak gerekiyor. Akdeniz tipi beslenme düzeni çok önemli. Bu kişiler egzersiz yapmaktan hiç hoşlanmaz, çünkü egzersiz yaptıkları ertesi gün çok daha kötü olacaklarını bilirler.

Fibromyaljide egzersiz tedavi çok önemli

Fibromyalji tedavisinde egzersiz vazgeçilmezdir. Öyle ise günde 10 dakika yürüme ile başlayıp çok yavaş aralıklarla yürüme süresini artırmalısınız. Yürümede şart kendini zorlamamak olmalıdır.

İyi bir uyku da gerekiyor, uyku kalitesini artırmak için L-Theanin gibi destek tedaviler faydalı olabilir. Ayrıca D-Riboz gibi enerji üreten mitokondrilerin tamiri için destek tedaviler kullanılabilir.

Unutmayın fibromyaljiden kurtulmak için sabırlı olmalı ve sağlıklı bir yaşam şeklini benimsemelisiniz.

Daha fazla oku...

Aile ve öğretmenler çocukların baş ağrısının ne kadar farkında?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Okulların açılmasına kısa bir süre kalmışken biz kırtasiye ürünlerine, beslenmesine dikkat ediyoruz ancak önemli bir nokta göz ardı ediliyor. Okula başlayan çocuklarda baş ağrısı şikâyetleri artıyor. Bunun nedeni sizin düşündüğünüz gibi okula gitmek istemeyen çocukların kaprisi değil. Eğitim sezonu başında çocuklarda görülen baş ağrısının en önemli nedeni çocukların yaz tatilinde tüm rutinlerinin bozulması, yemek ve uyku düzenlerinin değişmesidir. 5 ila 17 yaş arasındaki çocukların yüzde 20’si de baş ağrısı şikayetinden yakınıyor. Peki, çocuklarda baş ağrısını nasıl azaltabiliriz ve hangi baş ağrısı neye işaret ediyor olabilir?

Çocuklarda en sık görülen baş ağrısı, migren ve gerilim baş ağrısıdır. Migren çocukların yaşadığı ağrı bakımından en şiddetli olanıdır. Migrene genellikle bulantı ve kusma eşlik eder, ayrıca ışığa, sese ve kokuya duyarlılık ile ilişkilidir. Gerginlik baş ağrıları ise çok daha yaygındır. Gerilim baş ağrılarına çocuğun içinde bulunduğu kaygı veya stres neden olur. Pek çok çocuk, özellikle sınav haftalarında bu ağrıyı yaşar.

ÇOCUKLARDA BAŞ AĞRISI NEDEN OLUR?

Çocuklarda baş ağrısında akla ilk gelen nedenler beyin iltihabı, beyin sarsıntısı, kafa travması ya da beyin tümörü olmamalı. Çünkü bunlar tüm baş ağrılarının yüzde 5’den az bir kısmında nedeni oluşturur. Okul dönemlerinde baş ağrısının birincil nedenleri stres, uykusuzluk, yetersiz beslenme, vücudun susuz kalması ve göz yorgunluğu olabiliyor. Ciddi nedenleri düşünmeden önce, baş ağrısından yakınan çocuğunuzda şu tetikleyicilerin olup olmadığına bakmak gerekiyor:

  • Aşırı yorgunluk ya da çok geç yatmak
  • Susuz kalmak
  • Öğün atlamak
  • Telefon bilgisayar televizyon gibi ekran önünde günde maksimum 2 saatten fazla vakit geçirmek
  • Stres veya kaygı nedeniyle oluşan kas gerginliği
  • Adet dönemleri
  • Çikolata, asitli veya kafeinli içecekler tüketmek
  • Ailede migren veya kronik baş ağrısı öyküsü olması

STRES

Biz farkında olmasak da çocuklarımız okul öncesinde ciddi bir stres yaşıyor. Kendilerini derslere ve okul temposuna hazır hissetmemeleri, aile ve çevreden gördükleri baskı, yeniden okul arkadaşlarını görecek olma heyecanı, sosyal fobi gibi birçok durum stres ve kaygıya neden olur. Çocuklarda stres nedeniyle oluşan baş ağrısını azaltmak için çeşitli egzersizler ve zihnini boşaltacak aktiviteler yaptırılabilir. Ancak daha önemlisi bu stresi azaltmaktır. Bunun için de planlama yapmak, mümkünse rehber öğretmeninin yardımıyla uygun bir program hazırlamak onu rahatlatabilir.

UYKUSUZLUK

Tüm yaz çocuğunuz geç saatlerde uyudu, sabah istediği saatte uyandı. Böylece tüm uyku düzeni rutinin dışına çıktı. Şimdi yeniden aynı düzene alışmaya çalışmak ise baş ağrılarını tetikliyor. Çünkü şu dönemde erken saatte uyumakta zorluk çekiyor ve uykusuz kalıyorlar. Bu geçişin zorluğunu azaltmak için okul öncesinde çocukları erken uyumaya ve erken kalkmaya alıştırabilirsiniz. Her gece en az 8 saat uyku uyuduklarından ve hafta sonları da dâhil aynı saatlerde uyuyup aynı saatlerde uyandıklarından emin olun.

SUSUZLUK VE KÖTÜ BESLENME

Çocuklarda beslenme düzeni kuşkusuz yetişkinlerden daha önemli. Gelişim çağında oldukları için öğün atlamak kan şekerini hızlıca düşürebilir ya da onlar bir sorun olduğunu fark ettiğinde çok geç kalmış olabilir. Aniden düşen kan şekeri ya da susuzluk baş ağrısının yaygın nedenlerinden biridir. Havaların hala sıcak olduğu bu günlerde yeterince su aldıklarından emin olun. Okul zamanı takip etmek mümkün değilse de beslenme konusunda onları bilinçlendirmeniz önemli. Öte yandan, bazı gıdalar spesifik olarak baş ağrılarını tetikler. Çocuğunuzdaki baş ağrısı tetikleyicilerini tespit etmek ve onlardan nasıl kaçınacaklarını anlamalarına yardımcı olmak için bir günlük çok faydalı olacaktır.

GÖZ YORGUNLUĞU VE GÖRME PROBLEMLERİ

Göz yorgunluğu ve görme problemleri çocuklarda baş ağrılarını tetikleyebilir. Örneğin, çocuğunuzun sınıfın arka sıralarında oturması ve tahtayı görebilmek için kendini zorlaması bile baş ağrısını etkileyen durumlardan biri olabilir. Tabii bunun yanı sıra ekran bağımlılığı (cep telefonu vs.) da önemli bir baş ağrısı nedenidir. Ayrıca uzun saatler kitap okumak, ders çalışmak göz yorgunluğuna neden olabilir. Bu göz yorgunluklarını engellemek için onun molalar vermesini sağlamalısınız. Özellikle ekran için geçerli olan 20 dakika kuralını unutmayın. Her 20 dakikada bir 20 saniye 20 metre uzağa bakmak gözleri zararlı etkilerden korumak için önemli bir mola.

NE ZAMAN DOKTORA GÖRÜNMELİ?

Aşağıdaki şu koşullar varsa doktora görünmekte fayda olabilir:

  • Hiç yaşanmamış yeni bir baş ağrısı söz konusuysa,
  • Gittikçe daha da kötüleşen bir baş ağrısıysa,
  • Baş ağrısı, yatma ya da ayağa kalkma gibi hareketlerle kötüleşiyorsa,
  • Sabahları daha kötüyse veya çocuğunuzu uykudan uyandırdıysa,
  • Israrcı bir kusma eşlik ediyorsa,
  • Kafada şişlik, ateş veya boyunda sertlik gözlemleniyorsa.

Çocuğunuzun bir uzman doktor tarafından değerlendirilmesi en iyisidir. Eğer doktorunuz fiziki muayenede migrenden şüpheleniyorsa bir nöroloji uzmanına yönlendirebilir veya MR gibi tarama tetkiklerine ihtiyaç duyulabilir. Ek olarak, çok fazla ağrı kesici tüketmenin de geçmeyen ve daha da kötüleşen baş ağrılarına yol açabileceğini unutmayın. Eğer reçetesiz ağrı kesicileri haftada üç ila dört kez kullanıyorlarsa, daha şiddetli baş ağrısı tersine artacaktır. Çocuğunuzun küçük yaşlarda çok fazla ağrı kesici kullanmasını önlemek için onun yaşamını düzenlemeniz gerekiyor. Düzenli uyku, düzenli ve sağlıklı beslenme ve stresten uzak kalmak çocuğunuzu bu şikayetlerden koruyacaktır.

Daha fazla oku...

Tedaviye dirençli baş ağrıları bunama nedeni olabilir mi?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Uluslararası Geriatrik Psikiyatri Dergisi’nde yayınlanana bir araştırmaya göre migreni olan hastalarda demans gelişme olasılığı 3 kat daha fazla… Bu sonuçlara göre; migren beyinde değişim yaratıyor olabilir…

Baş ağrısı, her yaşta en sık karşılaştığımız nörolojik hastalık ve en sık görülen ‘kronik’ baş ağrısı nedeni de migren.

Kadınların yüzde 20’si, erkeklerin ise yüzde 8’i migren hastası. Migrene bugün farklı bir açıdan bakalım istedim. Geçtiğimiz ay Kanada Waterloo Üniversitesi’nden bilim insanları bir araştırma yaptı ve bu araştırma önemli bilim dergilerinden ‘International Journal of Geriatric Psychiatry’ yani Uluslararası Geriatrik Psikiyatri Dergisi’nde yayınlandı.

Araştırmaya göre; migreni olan hastalarda demans gelişme olasılığı 3 kat fazla. Bu sonuçlar bize gösteriyor ki bugüne kadar beyinde fonksiyonal hiçbir değişiklik yapmadığını düşündüğümüz migren aslında değişim yaratıyor olabilir. Üstelik bu değişim damarsal değil. Çünkü aynı araştırmaya göre ‘vasküler demans’ dediğimiz ve damar yapısındaki bozukluklar nedeniyle ortaya çıkan demans ile migren arasında bir ilişki yok. Bu da migren ataklarını engellemenin ve düzenli yaşamanın önemini daha da arttırıyor.

30 yıl sonra demans hastası olabilirsiniz

Dünya nüfusu giderek yaşlanıyor. Bu satırları okuyan 40’larında biriyseniz belki 2030 yılında 75 milyona ulaşması beklenen demanslı insanlardan biri de siz olacaksınız. 75 milyonun yaklaşık bir Türkiye nüfusu olduğunu düşünürsek dünya ekonomisinin ve ülkelerin demansı ne kadar ciddiye alması gerektiğini daha iyi anlarız. Eğer bu satırları okuyan 30’lu yaşlarda bir genç iseniz de 2050’de sayısı 131 milyona ulaşacak demans hastalarından biri olabilirsiniz.

Peki, beyin sağlığımızı korumak, demansı önlemek için neler yapmalıyız? Demans aslında çevresel faktörler yani yaşam tarzı ile çok yakından ilişkili bir hastalık. Tabii ki genetik faktörler de var ama önlemek için en uygun strateji, demans için risk yaratan durumları ortadan kaldırmak, yaşam tarzını düzenlemek ve gerekli hastalıklarda ilaç tedavileri kullanılması. Mesela hipertansiyon, enflamasyon yani iltihap, kolesterol yüksekliği ve çeşitli hormonal bozukluklar demans için risk oluşturuyor. Bu risklerle mücadele demansın önlenmesinde temel oluşturuyor.

Baş ağrısı ile demansın nasıl bir ilişkisi var?

Bugüne kadar biz hep migrenin, beyin fonksiyonlarında bozukluk veya yapısal beyin sorunları ile ortaya çıkan bir hastalık olmadığını biliyorduk. Ancak son çalışmalar migrenin bazı yapısal değişikliklere neden olabileceğini bize gösterdi. Ayrıca migrenli hastalarda depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikiyatrik hastalıklar da demans riskini arttırıyor. Migrenin demansla ilişkili olması ve depresyonda olduğu gibi bunamada da etken olması mümkün. Dolayısıyla migren ataklarını önlemek bir başka nedenle de önem kazanıyor.

Migrenle demans ilişkisi damarsal değil nörolojik

Araştırmada migren öyküsü olanlarda demans görülme olasılığı 3 kat, demansın en yaygın görülen türlerinden biri olan Alzheimer gelişme olasılığı ise 4 kat fazla gösterildi. Bu çalışmada ilginç bir bulgu daha vardı. Vasküler demans denilen bir demans türü var. Vasküler demans damarlardaki yapısal bozukluk nedeniyle meydana geliyor. Bu araştırmaya göre ise migren ile vasküler demans arasında ilişki bulunamadı. Vasküler demans beyne kan akışı ile ilgili sorunlardan kaynaklanan beyin hücrelerinin zarar görmesi nedeniyle oluyor. Yani özetle migren, ön planda sinir hücrelerine direk hasar vererek beyne etki ediyor gibi görünüyor. Bu mekanizma bulunabilirse demansın önemli bir oranda azaltılması da mümkün. Ancak o zamana kadar migren ataklarını kontrol altına almak önemli.

Daha fazla oku...

“Çok halsizim, her yerim ağrıyor ne yapmalıyım?”

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Vücudunuzda sürekli ağrı mı var? Kemikleriniz sızlıyor, üşüyor ve çabucak halsiz mi düşüyorsunuz? Sorununuz ciddi bir hastalık olan fibromiyalji olabilir.

Fibromiyalji, bir zamanlar tamamen psikolojik bir sorun olarak kabul ediliyordu. Ancak şu anda artık biliyoruz ki bu tablo, sinir sisteminin gelen uyarıları yorumlama ve değerlendirmesinde aksaklıklar ile ortaya çıkıyor.

Sinir sistemi, zararsız uyaranlar karşısında bile ağrı tepkisine neden oluyor ve vücutta genel anlamda sürekli bir ağrı hissediliyor.

Genç veya orta yaşta kadınlar, uyku sorunları yaşayanlar ve kilolu olanlar daha fazla risk altında.

Fibromiyalji belirtileri

Fibromiyaljide şu belirtiler ortaya çıkıyor:

  • Yaygın kronik ağrı (karıncalanma, yanma, zonklama vb. şekillerde olabilir)
  • Kronik yorgunluk
  • Uyku bozuklukları
  • Duygudurum bozuklukları (örneğin, anksiyete veya depresyon)
  • Konsantre olmakta veya ayrıntıları hatırlamakta zorlanma
  • Migren ve gerilim tipi baş ağrıları
  • Kabızlık, karın ağrıları, eklem ağrıları, kilo artışı, cinsel işlev bozukluğu, idrar sorunları

Fibromiyalji neden olur?

Uzun yıllar boyunca vücudunuzu dinlendirmeden yoğun çalıştığınızda bir süre sonra da vücudun enerji üretimi teklemeye başlıyor. Tüm organlarda enerji üretim bölgeleri var ve fibromiyaljide tüm organlar etkileniyor. İşin aslı bu hastalar isteksiz değil, enerjileri olsa yapacaklar. Ama yaşam kaliteleri o kadar düşmüş ki ister istemez depresif hale geliyorlar. Bu nedenle de depresyon tanısı alabiliyorlar.

Mevcut araştırmalar, sorunun beyindeki ağrı işleme sistemlerinde yattığını da gösteriyor. Sinir hücreleri, vücuttaki diğer organlarla karşılaştırıldığında zararlı maddelerin toksik etkilerine karşı oldukça savunmasızdır.

Fibromiyalji hastalarının kan hücrelerinde, hücrelere enerji sağlayan koenzim Q10 (KoQ10) miktarında bir azalma tespit edildi. Enerji üretim merkezlerinin etkilenmesi, hem iltihaplanma, hem de zararlı toksinlerden kaynaklanabilir. Enerji üretim merkezlerinin çalışmasında güçlük ile, fibromiyaljide yaşanan yorgunluk, ağrı, kas güçsüzlüğü gibi bütün belirtiler ortaya çıkabilir. Birçok çalışma da CoQ10 gibi mitokondriyal güçlendiricilerin ve oksidatif strese karşı koruyucuların fibromiyalji belirtilerini azaltmada yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Araştırmalar ayrıca fibromiyaljili kişilerin beyinlerinde anormal derecede düşük serotonin, noradrenalin ve dopamin hormonları olduğunu da gösterdi. Bu hormonların düşük seviyeleri, fibromiyaljide önemli olabilir, çünkü bu hormonlar ruh halini, iştahı, uykuyu, davranışı ve stresli durumlara cevabınızı belirler. Hormonlar ayrıca sinirler tarafından gönderilen ağrı mesajlarının işlenmesinde rol oynar. Ayrıca fibromiyaljide dikkate alınması gereken diğer bir hormon, stres hormonu olarak da bildiğimiz kortizoldür. Stresli bir yaşantınız varsa ve kortizol seviyeleriniz yüksekse, bu sinir sisteminin heyecanlı ve aşırı hassas olmasına neden olur. Aynı zamanda bağışıklık yanıtının oluşmasına neden olarak iltihaplanmaya yol açar ve fibromyalji kliniğini tetikler.

Fibromiyalji nasıl tedavi edilir?

Fibromiyaljide, genel olarak ağrı kesici ilaçlar ve depresyon ilaçları kullanılıyor.

Ancak bu ilaçlar hastalığı tedavi etmiyor. Sebebin aslında bir enerji eksikliği ve beynin algılama zorluğu olduğunu kabul edilip buna yönelik tedavi uygulanması gerekiyor.

Bu tablonun tedavisinde multidisipliner bir yaklaşımla fizik tedavi, psikiyatri, endokrinoloji ve nöroloji ekibimizle birlikte çalışıyor size özel bir tedavi planlıyoruz.

Enerji sistemi ve beyin aktivitesinin tamirinde Amerika tedavi kılavuzlarında yer alan ve Beyin 360 kliniğimize özel yoğun serum kürlerinden yararlanarak hızlı etkinlik sağlıyoruz.

Enerji metabolizmasına, beyin tamirine ve inflamasyon dediğimiz vücutta iltihabın önlenmesine yönelik ön planda vitamin ve antioksidanlardan oluşan size özel tedavi planlamasının ardından yaklaşık 6 ay devam eden tedavi sürecinizi yakından takip ediyoruz. Bu tablo ile baş etmenin size düşen tarafı ise sağlıklı bir yaşam tarzından geçiyor.

Yavaş yavaş temponun artırıldığı kısa egzersiz seansları ile kortizolü azaltabilir, ağrı kesici özelliği gösteren ve sinir sistemini sakinleştirici serotonin, dopamin gibi hormonların salınmasını sağlayabilirsiniz. Ayrıca, antioksidan bakımından zengin diyet ile beyninizdeki ve mitokondrilerinizdeki oksidatif yükü azaltabilirsiniz. Beraberinde stres ile başetmeniz için gerekli destek tedavisi de sürece eklenmektedir.

Fibromyalji belirtileri

Daha fazla oku...

Baş ağrılarından kurtulmanın doğal yolları

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Baş ağrılarında en sık karşımıza çıkan %50-70 oranında gerilim tipi baş ağrılarıdır. Adı gerilim olunca çoğumuz bu baş ağrılarını strese bağlı ortaya çıktığını düşünüyoruz. Aslında gerilim tipi baş ağrıları baş ve boyun kaslarının aşırı gerilmesi ile ortaya çıkıyor. Bilgisayar karşısında saatlerce çalıştığınızda, kitap okurken, gün boyu dişlerinizi sıktığınızda baş, boyun kaslarınız özellikle alın ve şakaklardaki kaslarınız aşırı kasılacak. Bu da kasların yorulmasına ve ağrıya neden olacak. Gerilim tipi çok sık görülmesine rağmen şiddeti fazla rahatsız etmediği için daha çok migrenden söz ediyoruz.

Migren de gerilim ağrıları kadar sık olmasa da hormonal dengesizliklere bağlı olarak kadınlarda %16-24, erkeklerde ise %8 sıklıkta görülüyor. Başımız ağrıdığında hızlıca bir ağrı kesici alarak ağrıdan kurtulmaya çalışırız. Oysa birazdan daha ayrıntılı bahsedeceğimiz üzere ağrı kesiciler çoğunlukla bir kurtuluş yolu değil sorunların başlangıcıdır. İlaçsız bir takım önlemler ve yöntemlerle ağrıları kontrol altına almak mümkün. Özellikle gerilim tipi ağrınız varsa asla ilaç almayın, aşağıdaki uygulamalar sizi rahatlatacak ağrınızı hafifletecektir. Migren ağrıları daha şiddetli olur. Bu nedenle ana hedef ağrı atağını geçirmekten ziyade atağın gelmesini önlemek olmalıdır. Ağrı atağı geldiğinde aşağıda okuyacağınız yöntemler ağrıyı hafifletebilir, ama tam olarak geçirmeyebilir. Öyle ise ağrı gelmesini önleyecek önlemlerden de biraz bahsetmemiz gerekiyor.

Şakaklarınıza buz sürün

Eğer migren ağrılarınız varsa bu yöntem iyi gelecektir. Bunun çok mantıklı bir açıklaması var. Migren ağrılarını ortaya çıkaran mekanizmalardan biri beyin damarlarının genişlemesidir. Genişleyen beyin damarı beyin dokusuna baskı yapar ve ağrıyı ortaya çıkarır. Aslında içtiğiniz ağrı kesicilerin çoğu bu genişleyen beyin damarlarını daraltarak ağrıyı dindirirler. Siz ağrı sırasında alın ve şakaklarınıza buz koyarsanız beyin damarları soğukta daralır ve buz uygulamak tıpkı bir ağrı kesici gibi etki eder. Yalnız burada bir istisna var. Bu uygulama migren ağrıları için geçerli. Oysa gerilim tipi ağrılar için tam tersini yapmalısınız. Gerilim ağrılarında kaslar gergin ve kasılı olduğundan ağrı ortaya çıkıyor demiştik. Siz buz uygularsanız kaslarınız daha da gerginleşir. Gerilim tipi ağrılarda sıcak uygulama kaslarınızı gevşeterek ağrınızı hafifletmenize yardımcı olur.

Masaj yapın

Masaj uygulaması aslında kişiye göre fark edebiliyor, bazı kişilerde ağrıyı dindirirken bazılarında artırabilir. Biz masaj uygulamasını tedavi yanıtı nasıl olacak diye test olarak da kullanıyoruz. Migren ağrısı olanlara şunu soruyoruz Ağrın olduğunda masaj yapmak ağrıyı dindiriyor mu? Hayır dindirmiyor hatta ağrı olan yere dokunamıyorum bile ağrımı kötüleştiriyor diyorsa bu migren tedavisinin zor olacağını ve tablonun kronikleşme riski olduğunu bize gösteriyor. Genellikle migreni olanların %20-30 kadarında masaj ağrıyı artırabilirken %70’inde iyi gelebiliyor. Özellikle migrende masaj yapılmasını önerdiğimiz bazı noktalar var. En etkilisi her iki kaş ile burun kökü arasında kalan noktalar, iki kaşınızın arasında alnınızın tam ortası, ense bölgesinde kafa kemiğinizin keskinleştiği sağlı sollu bölgeler ve her iki şakak bölgenize yaklaşık 10 dakika masaj yapmak ağrıyı hafifletecektir. Daha etkili olsun derseniz masajınızı propolis kremi ile yapmanızı öneririm. Masaj yaparken parmağınızı sabit tutup dairesel hareketler yapmanız en doğru yöntemdir.

Başınızı sarın

Başınızı bir tülbent veya bant ile sıkıştırarak sarmak da tıpkı soğuk uygulama benzeri etki göstererek beyin damarlarını daraltacak ve ağrıyı dindirmenize yardımcı olacaktır.

Gürültüden uzaklaşın

Migren veya gerilim baş ağrısı yaşayanlar ses ve ışıktan çok rahatsız olurlar. Ağrıları sıklıkla alışveriş merkezi gibi sesli ortamlarda tetiklenebilir. Ağrı sırasında en sevdikleri şarkıyı bile dinlemek istemezler, çocukları oynarken onların seslerine dayanamazlar. Ağrı atağınız sırasında sesten rahatsızlık çok duymuyorum diye düşünseniz bile sessiz bir ortam ağrınızı hafifletecektir.

Uyumaya çalışın

Uyku sadece ağrınız sırasında değil ataklarınızın gelmesini de önleyen en önemli koruyucu tedavidir. Günlük yaşamınızda gece 23.00’den önce yatağa girmeyi ve ortalama 7-9 saat uyumayı rutin hale getirmeliyiz. Çok uyumak da az uyumak da baş ağrısını tetikleyecektir. Bu nedenle vücudumuzda herşeyi dengeli yapmamız gerektiği gibi uykunuzu da dengeli hale getirmelisiniz. Özellikle baş ağrısından yakınanlar ağrılarının hafta sonu veya hafta başı daha sık olduğunu belirtirler. Bunun en önemli nedeni hafta sonu uyku saatlerimizin değişmesi daha geç yatmamız ve daha geç kalkmamız, daha uzun saatler uyumamızdır. Hafta başı ise tekrar iş düzenine dönmemiz gerektiği için gece geç yatıp sabah erken kalkmak zorunda kalıyoruz. Uyku düzenimizin ve saatlerinin değiştiği her ortam ağrınızı tetikleyebilir. Bu nedenle düzenli uyumak önemli. Hafta sonu ve hafta içi uyku saatleriniz en fazla 1 saat kaymalı. Yani hafta içi 23.00‘de yatıyorsanız hafta sonu 24.00 ‘den geç uyumamalısınız. Uyku saatleriniz ise 7 saatten az 9 saatten fazla olmamalı. Ağrı atağı sırasında ağrının şiddeti ile uyumak çok kolay olmayabilir. Ancak kendinizi sessiz ve karanlık bir odaya çekilerek uyumaya zorlayın. Uyumak ağrınızı hafifletecektir.

Güneş gözlüğünüzü takın

Gürültü kadar ışık da baş ağrısını tetikler. Hatta migren baş ağrısını tanı kriterleri içinde en ayırt edici soru ışığa karşı hassasiyet olup olmadığıdır. Özellikle floresanlı beyaz ışık ve yoğun güneşli bir havanın ağrınızı tetikleyici özelliği daha fazladır. Evinizde beyaz ışıkları sarı ışıkla değiştirmekle işe başlayın. Televizyon seyrederken mümkün olduğunca en az 3 metre mesafede oturun ve asla karanlıkta televizyon seyretmeyin. Yüksek ışık frekansı gözlerinizden beyninize süzülerek görme merkezine ulaşır. Ağrı merkezi ile görme merkezi yakın yerleşimlidir. Görme merkezine ulaşan uyarılar ağrı merkezini de etkileyerek atağınızı tetikleyebilir veya atak sırasında şiddetlendirebilir. Özellikle güneşli havalarda güneş gözlüğü takmanız veya atak sırasında gözlük ile ışığın beyne ulaşmasını engellemeniz fayda sağlayacaktır.

Açık havaya çıkın

Açık hava baş ağrısı yaşayanlara tavsiye ettiğimiz başlıca rahatlatıcı yöntemdir. Açık havada düzenli yapılan bir egzersizin ağrı ile baş etmede en önemli tedavi olduğunu söylememiz gerekiyor. Düzenli bir egzersiz derken yoğun bir tempodan söz etmiyoruz. Açık havada bol oksijen alarak hızlı tempoda (dakikada 100-120 adım) 45 dk-1 saat kadar yürüyüş yapmaktan bahsediyoruz. Tabii vitrinleri seyrederek de değil, hızlı adımlarla sık mola vermeden yürümek vücudun endorfin dediğimiz kendi ağrı kesicisini salgılamasını sağlıyorsunuz. Hiç ağrı kesici almaya gerek yok vücut düzenli egzersiz ile kendi ağrı kesicisini depoluyor ve sizin ağrınızın ortaya çıkmasını engellediği gibi ağrınız olursa da şiddetinin azaltıyor. Açık havada yürüyüş aynı zamanda vücudun serotonin dediğimiz mutluluk hormonunu salgılamasını sağlıyor. Serotonin artması ağrı ataklarını belirgin şekilde azaltıyor. Bazı migren hastaları egzersizin ağrılarını artırdığını da belirtebiliyor, aslında bu doğru ama nasıl? Çalışmalar şunu gösteriyor. Düzenli aralıklarla hafif ve orta tempoda (hızlı yürüyüş gibi) açık havada yapılan egzersizler ağrıyı belirgin şekilde azaltırken, seyrek aralıklarla yoğun tempoda (koşu bandında koşmak, ağırlık çalışmak gibi) egzersiz ağrıyı tetikliyor. Bu nedenle egzersizi arada sırada yapılan bir aktivite değil yaşam şekli haline getirmeniz ağrılarla baş etmede çok önemli.

Bir fincan kahve

Sadece kahve olarak düşünmeyelim kafein içeren gıdalar demek daha doğru olacaktır. En yüksek kafein oranı kahvede olduğu için akla ilk gelen o. Bir fincan kahvede 75 mg, 1 bardak çayda 50 mg, 1 dilim çikolatada 25 mg kafein var. Günlük tüketmemiz önerilen maksimum kafein miktarı 300 mg’ı geçmemeli. Kafein 100-150 mg’a kadar tüketildiğinde oldukça faydalı iken 300 mg’ı geçildiğinde zararları başlıyor. Aynı etki baş ağrılarında da geçerli. İki farklı boyutu var. Ağrı atağı sırasında 1 fincan kahve içtiğinizde aynen ağrı kesici gibi kafein beyin damarlarını daraltıcı etki ile ağrınızı dindirecektir. Hatta sağladığı bu etki nedeniyle bazı ağrı kesici ilaçların içinde kafein de var. Ancak unutmamamız gereken ise şu; siz kafein tüketiminizi sürekli olarak 300 mg’ı geçercesine yaparsanız bağımlılık yapıcı etkisi yüzünden kafein almadığınız zamanlar baş ağrınız tetiklenecektir. Biz hekimler buna kafein kesilme baş ağrısı diyoruz. Ağrı atağı sırasında kahve içmeniz yine ağrınızı dindirecektir. Fakat vücudunuz kısır döngüye girecek sürekli kafein isteyecek bu da ağrı ataklarınızın sıklaşmasına neden olacak. Bu nedenle günlük 150 mg üzerinde kafein tüketmemelisiniz.

Su için

Beynimizin %70’i sudur. Beyin susuz kaldığını hissettiğinde tehlike sinyalleri verir ve çığlık çağrısı olarak baş ağrısı ortaya çıkar. Sık sık baş ağrısı çeken kişilerin bazen sadece suyu dengeli tükettiklerinde bile ağrılarından kurtulduğunu görmeniz sizi şaşırtmasın. Dengeli su tüketmediğinizde ağrı atağı sırasında su içmek fazla işe yaramayacaktır aksine düzenli olarak dengeli su tüketmek ağrılarınızın ortaya çıkmasını önler. Düzenli olarak dengeli su içmek ne demek? Hergün kilonuzu 30 ile çarparak toplam miktar kadar su tüketmelisiniz. 60 kilo bir insan 60×30: günlük 1800 mlt su içmesi gereklidir. Vücudunuzda herşeyi dengede tutmanız gerektiği gibi su içmeyi de dengede tutmalısınız dediğim gibi azı da zararlı çoğu da. Bazen baş ağrısı olanlara bol su için dediğimizde litrelerce su tüketebiliyorlar. Günde maksimum 3000 mlt üzerinde su içmeyin böbreklerinize. Su içmeyi sevmiyor olabilirsiniz, şu anda Amerika’da moda haline gelmiş yaygın önerilen Sassy suyu dediğimiz evde yapacağınız formülü sizinle paylaşalım. Bu hem suyu tadı ile tüketmenizi sağlayacak hem de vücudunuzdaki toksinleri daha rahat atmanızı kolaylaştıracak bir tarif.

Sassy suyu hazırlamak için 2 litre suyun içine 1 tane salatalık ve 1 tane limon ince yuvarlak şekilde dilimliyoruz. 1 taze zencefilin dörtte birini rendeliyoruz. Üzerine 10-12 dilim nane yaprağı atıyoruz. Yaklaşık yarım saat beklettikten sonra gün boyu içiyoruz. Su içmek için bir yanlış algı var; suyu gün boyu tüketmelisiniz yani 2 lt suyu sabah 1 saat içinde bitirip tüm gün susuz kalmamalısınız. Düzenli su tüketmenin en ideali sabah 1 bardak su içtikten sonra gün boyu sürekli olarak suyu yudumlamaktır. Peki yeterince su tükettiğimizi nasıl anlayacağız. Size zor gelebilir ama eğer saatte bir tuvalete çıkıyorsanız en ideal şekilde su tüketiyorsunuz demektir. Unutmayın ne kadar tuvalete çıkıyorsanız vücudunuzdan o kadar toksin dediğimiz zararlı maddeler de atılıyor ve beyin vücut temizleniyor demektir. Beyin sağlığı için ve baş ağrılarınızdan kurtulmak için düzenli su şart.

Ağrı kesicileri kesin

Ağrı kesiciler çok büyük problem. Çoğumuz başımız ağrıdığında en yakındaki komşumuza veya işyerinde arkadaşımıza ağrı kesici ilacın var mı diye sorar verilen ilacı alırız. Veya en yakın eczaneye gider eczacının önereceği ilacı alırız. Daha da vahim olanı sabah kalktığımızda eğer o gün önemli bir toplantımız varsa başımız ağrımasın korkusu ile daha ağrı olmadan önlem için ağrı kesici alırız. Eğer siz haftada 1’den daha sık ağrı kesici kullanma ihtiyacı hissediyorsanız dikkat! Tehlike sinyalleri çalıyor demektir. Haftada 1’den daha sık ağrı kesici almak sizi ağrı kesici bağımlısı haline getirir ve ağrı kesicilere bağlı baş ağrılarınız olur. Beyin ağrı kesiciye alıştığında sürekli ister ve bulamadığında baş ağrınız olur ki ağrı kesici alın. Haftada 1’den fazla ağrı kesici tüketenler; mutlaka ve mutlaka ağrı kesicilerden uzak durmalısınız ağrı kesici olmadan önlemlerle ağrınızı dindirmeye çalışmalısınız. Ama bazen şöyle de bir yanlış kaygı var bizim adet migreni dediğimiz bir baş ağrısı tipi var sadece adet dönemlerinde kişinin ağrıları olur. Özetle ayda 1-2’yi geçmeyen ağrı ataklarınız varsa, benim atağım oldu. Çok şiddetli oldu ama ağrı kesici almadım düşüncesi de yanlış. Ayda 1-2’yi geçmeyecek şekilde ağrı kesici kullanabilirsiniz. Önemli olan bu ağrı kesicileri kullanırken beraberinde önlemler de alarak ağrı sıklığını iyice azaltabilin. Aksi halde sürekli ağrı kesici almanız ağrı sıklığınızı artıracağını unutmamalısınız. Ağrı kesiciler hiçbir şeyi düzeltmiyor tersine sık ağrı kesici kullandığınızda ağrı hafıza merkezinizde ağrınızı kronikleştiriyorsunuz.

Daha fazla oku...

Yiyecekler baş ağrısını tetikler mi?

manager2024-11-15T23:25:44+03:00

Sürekli öğün atlıyoruz. 6 saatten uzun aç kaldığınızda ağrınız mutlaka tetikleniyor. Neden çünkü beyin enerji üretmek için glukoz istiyor. Ortamda glukoz yok beyin yine çığlık atıyor beyin damarları bir şekilde enerji üreteceği besini alabilmek için genişliyor daha fazla kan gelsin diye ve size ağrı şeklinde geri dönüyor. Yiyecekler konusunda çok fazla endişe var.

Baş ağrısı yakınması olanlar için sık aralıklarla az az yemek en doğrusudur. Yüksek karbonhidratlı besinlerden uzak durun. Trans yağlardan yani oda ısısında dona yağlardan uzak durun. Besinlerinizde trans yağ oranını %10 geçmeyin. Ancak günümüzde trans yağları çok tüketiyoruz pizza, hamburgerlerle besleniyoruz. Baş ağrısını tetikliyor. Bunun yanında içinde MSG içeren gıdalar ağrıyı tetikleyici özelliğe sahip, besinlere lezzet katıcı MSG et ve tavuk bunyonda, hamburger, cips gibi gıdalarda sıkça bulunuyor.

Bazı besinler de çokça suçlanıyor. Baş ağrısı yaşayanlar hekime gittiklerinde önlerine 15-20 maddelik bir yasak besinler listesi çıkabiliyor. Çikolata, şarap, kabuklu fıstık…hemen bunları kes diyor. Bu doğru değil, her kişinin besine vereceği yanıt ve ağrısını tetiklemesi farklı. Çikolata örneği ile devam edersek; eğer sizin ağız boşluğunuzda mikrobiyata dediğimiz iyi huylu bakterileriniz yetersizse çikolatanın içinde nitrat dediğimiz bir madde var.

Çikolatayı yediğinizde ağzınızda kötü huylu bakteriler çikolatadan enerji elde etmek için onu hemen parçalamak isterler ve ortama nitrat salınıyor ve nitrit denilen bir maddeye dönüyor. Nitrit de hemen kana geçerek damarları genişletiyor ve ağrıya yol açıyor. Ama sizin sindirim mikrobiyatanız sağlıklı ve yeterli ise o kötü huylu bakteri vücudunuzda yoksa bu reaksiyonlar olmuyor ve ağrıyı tetiklemiyor. Hatta çikolata içerdiği kafein ile işe yararken beraberinde ağrı sırasında ortaya çıkan iltihap maddelerini de baskıladığı savunuluyor. Öyle ise her yiyeceği suçlamadan önce tetikleme riski olanları diyetinizden teker teker eksilterek deneyebilirsiniz. Eski kaşar, çikolata, kabuklu fıstık, glutenli gıdalar, süt ve süt ürünleri, mayalı içecekler, hazır besinler ve konserve gıdalar sayabileceklerimizden.

Yiyecekler baş ağrısına iyi gelir mi?

Çalışmalardan elde edilen bulgular bazı besinlerin ağrı çok şiddetli olsa bile ağrı ile savaştığını göstermiştir. Besinler bileşiminde bulunan besin öğelerinden oluşur ve bu besin öğelerinin vücutta çeşitli görevleri vardır. Besinlerde ağrıya karşı koyan şey de bu besin öğeleridir.

Besin öğeleri vücudun inflamatuar yanıtını yatıştırır, ağrıyan sinirlere ağrı kesici madde sağlar ve beyinde kişinin ağrıya olan hassasiyetini azaltır. Örneğin bir besin öğesi olan B6 vitamininin vücudun ağrıya direncini arttırarak kronik ağrılarının azalmasında yardımı olduğunu gösteren kanıtlar vardır. Bununla ilişkili olarak kan B6 seviyesi düşük olan kronik migren hastaları ağrıyı daha şiddetli yaşamaktadırlar. B grubu vitamin ailesinde bulunan B6 vitamininin başlıca kaynaklarına bakacak olursak en zengin kaynakları hayvansal ürünler, tam tahıllardır. Diğer bir örnek ise acı biberdir. Acı biberde yüksek miktarda bulunan kapsaisin maddesi belirli bir dozda alındığında sinirlerin ağrı iletme özelliğini bloke ederek ağrı hissini azaltmaktadır.

Serotonin seviyenizi besinler ile arttırın

Besinlerde doğal olarak bulunan triptofan amino asidi beyinde ağrı hassasiyeti, modunuz ve uyku üzerinde etkisi olan serotonin maddesinin üretiminde kullanıldığından dolayı triptofan içeriği yüksek besinler ağrı kesici besinler olarak bilinir. Bu besinler badem, muz, kakao, tavuk, hindi, soya, kırmızı ettir. Serotonin üretimini etkileyen diğer besin öğeleri de Omega-3 yağ asidi, magnezyum, çinko ve folik asittir.

Doğal ağrı kesiciler

Doğal ağrı kesici ve antiinflamatuar özelliği olan diğer bir besin zencefildir. Bu özelliklerinden dolayı zencefil yüzyıllardır Hindistanlı doktorlar tarafından baş ağrısı gibi nörolojik hastalıklar için kullanılmaktadır. Yapılan bir çalışmada migren atağı geldiği sırada çeyrek çay kaşığı toz zencefili (0.5 gr) 1 bardak suyla karıştırıp içmenin 30 dakika içinde ağrıyı ortadan kaldırmıştır. Zencefili baharat olarak yemeklerinizde kullandığınızda migren ataklarının sayısında azalma göreceksiniz. Zencefilin migren ağrısının yanında kas ağrısı gibi diğer ağrı tipleri üzerinde de olumlu etkisi olduğundan akut ağrı sırasında toz zencefili suyla karıştırıp içmenin yansıra zencefil çayı da tercih edilebilir.

Migreni tetikleyen yaygın yiyecekler

Diğer bir ağrı kesici besin ise çok güçlü özelliklere sahip olan zerdeçaldır. Birçok yemekte baharat olarak kullanılmasının yanı sıra kapsül olarak da alınabilen zerdeçal en iyi doğal ağrıkesicilerden biri olan, vücutta ağrıyı bloke eden ve aynı zamanda inflamasyonla mücadelede etkili olan kürkümin maddesini içermektedir. Kürkümin sinir ağlarını bloke ederek ağrının vücutta hissedilmesini azaltır. Yapılan çalışmalar kürküminin bu etkisinden dolayı zerdeçalın kronik ağrılarda oldukça etkili olduğunu göstermiştir.

Magnezyum

Yapılan çalışmalar magnezyumun migrenle savaşıcı etkisinin olduğunu göstermektedir. Çalışma mekanizması tam olarak bilinmemekle beraber magnezyumdan zengin bir diyet tercih edildiğinde migren atakları daha az sıklıkla görülmektedir. Özellikle adet döneminde baş ağrısının önüne geçmek için magnezyum oldukça etkilidir. Günlük 50-100 mg B6 vitaminiyle beraber alınan magnezyum bu dönemdeki ağrılara oldukça yardımcı olmaktadır. Eğer günlük diyetinizin magnezyum içeriği düşükse takviye almadan önce besinlerle arttırmayı düşünün ve beslenmenizde sebzelere, tahıllara ve kuru baklagillere daha çok yer verin. Magnezyumdan zengin besinler tam tahıllar, baklagiller, yeşil sebzeler, çekirdek ve kuruyemişlerdir. En fazla kabak çekirdeği, badem ve ıspanakta bulunur.

Kalsiyum

Kalsiyum migreni önlemede etkili minerallerden bir tanesidir. Süt ve süt ürünleri çok iyi birer kalsiyum kaynaklarıdırlar fakat bunlar migren için yaygın tetikleyici besinler arasındadırlar bu nedenle diğer kalsiyum kaynaklarını tercih etmek gerekir. Kalsiyumdan zengin diğer besinler yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagillerdir. Migren ağrısı yaşayan kişilerin bu besinlerden birini her öğün tüketmesi çok önemlidir. Kalsiyumun vücuda alımının yanında vücutta tutmak da çok önemlidir. Kalsiyumun emilimi D vitamini tarafından kontrol edilir. D vitamini eksikliğinde de baş ağrıları ciddi oranda tetiklenebilir. D vitamininin besin kaynakları çok sınırlıdır ve genellikle besinlerden almak çok yetersiz kalmaktadır. Günlük 10 dakika kolların ve yüzün güneş görmesi günlük miktarı almak için yeterli olacaktır.

Parfüm kokusuna dikkat

Parfüm, kolonya, temizlik malzemeleri gibi keskin kokular direk migren tetikleyicileridir. Biz hekimler buna ozmofobi diyoruz yani kokuya karşı aşırı duyarlılık hali. Ağır ve keskin kokuların neden migren ataklarını tetiklediği çok araştırılmış ancak nedeni hala net değil. Muhtemelen beyinde ilişkili bölgelerde artan aşırı uyarılma ile ağrı tetikleniyor. Baş ağrısı atağını tetikleyen kokuya karşı aşırı hassasiyet varsa bu baş ağrısınız olasılıkla migrendir. Koku hassasiyeti migrene spesifik bir durumdur. Hangi kokular; parfüm, kolonya, sigara, duvar boyası, temizlik malzemeleri, egzoz dumanı ve benzin kokusu en sık şikâyet edilenlerdir.

Ne zaman doktora gideceksiniz?

Baş ağrısında ne zaman doktora gitmeniz gerektiğini aslında iki kategoride değerlendirmek lazım.

  1. Eğer baş ağrılarınız yeni başlamış veya 6 aydan kısa süredir varsa, yaşınız 50’nin üzerinde veya 10 yaşından küçük ise, böyle bir şiddetli baş ağrısını daha önce hiç yaşamadıysanız, özellikle erkek cinsiyette iseniz, ağrılarınız başladı ve günler haftalar içinde daha da şiddetli hale geldiyse, baş ağrılarınız yanında bulanık görme, çift görme, uyuşukluk, şiddetli kusma gibi başka yakınmalarınız da varsa bu acil bir durum olabilir mutlaka vakit kaybetmeden doktora gitmelisiniz.
  2. 6 aydan uzun süredir tekrarlayan baş ağrılarınız varsa çok fazla panik olmaya gerek olmayabilir. Ancak diğer ağrılarınıza benzemeyen yeni bir ağrınız başladı ise, diğer ağrılarınıza benziyor ama bu sefer ağrınız çok daha şiddetli ise, ağrınız için ağrı kesici almanıza rağmen bir türlü geçmiyorsa, haftada 1’den daha sık ağrı kesici almak zorunda hissediyorsanız, ağrılarınız ayda en az 3 gün sürüyorsa, ağrılarınız yüzünden günlük yaşamınız sosyal ilişkiniz artık olumsuz etkileniyorsa mutlaka baş ağrıları konusunda deneyimli bir hekime başvurmalı ve bir an önce tedaviye başlamalısınız.
  Prev1…789…11Next  

Son Yazılar

  • 10th MENA Meeting & 6th Turkish African Meeting of Headache and Pain Management Congress
  • 4. Mısır Başağrısı Kongresi
  • Çocuk-Ergenlere Mektup Var!
  • Doktora gitmeden önce başağrıları hakkında çocuğunuzu bilgilendirin: Örnek bir ebeveyn-çocuk diyaloğu
  • Başı ağrıyan çocukları olan ebeveynlere yönelik genel öneriler: Ağrısız bir yaşam için ne yapabilirsiniz?

Copyright © 2025 Küresel Migren ve Ağrı Derneği. Tüm hakları saklıdır.

Facebook Twitter Youtube Instagram Linkedin
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik