Küresel Migren ve Ağrı DerneğiKüresel Migren ve Ağrı Derneği
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik
Daha fazla oku...

Hamilelikteki baş ağrıları nasıl geçer?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Hamilelikle birlikte görülen mide bulantısı, koku hassasiyeti ve ruh hali değişikliklerine eklenebilen bir diğer belirti de baş ağrılarıdır. Her hamilelikte görülmeyebilir, ama başağrısı özellikle gebeliğin ilk 3 ayında şiddetli şekilde yaşanılabilen bir durum. Asıl endişe verici soru ise bu baş ağrılarının anne adayı ve bebeklerin sağlığı için tehlikeli olup olmadığıdır.

Hamilelikte neden baş ağrısı olur?

Baş ağrısı genellikle hamileliğin ilk ve son üç ayında görülür. İlk üç aylık dönemde görülen baş ağrıları vücuttaki hormonal dalgalanmalardan ve kan hacmindeki artıştan kaynaklanır. Bu baş ağrıları, stres, uykusuzluk, düşük kan şekeri, vücudun susuz kalması, aşırı kafein tüketimi, kötü pozisyon veya göz bozuklukları ile daha da şiddetlenebilir.

Hamileliğin ilk üç ayında, anne adayları vücutlarında büyük bir değişim yaşar. Gebelikle birlikte yüksek seviyelerde östrojen hormonu salgılanır. Östrojen; sinir hücrelerinde ve beyin kan akışında değişikliklere neden olur ve baş ağrısını tetikler.

Öte yandan bebeğin beslenmesi ve gelişmesi için kan hacminde yaklaşık yüzde 50 oranında bir artış yaşanır. Bu artan kan hacminin damarlarda oluşturduğu basınçla da baş ağrıları oluşabilir. Bunun yanı sıra, gebelikte vücudunuz bebeğinizin büyümesi için ihtiyaç duyduğu her şeyi yapma amacıyla aşırı hızlanır. Tonlarca hormonu dışarı pompalar, bebeğe besin gönderir ve hatta başka bir organı- plasentayı oluşturur.

Su tüketimini artırın

Bu yüzden de hamile kadınların çok daha fazla suya ihtiyacı vardır, içmediğinizde vücudunuzun diğer kısımlarında gerginlik oluşur ve baş ağrılarını tetikler. Yine plasenta için üretilen ekstra hormonlar nedeniyle, gebelikte ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri görülebilir. Kan şekeri düştüğünde, baş ağrılarını ve migreni tetikler. Bu yüzden anne adaylarına sık sık ve azar azar yemesini, ayrıca bol bol su içmesini öneriyoruz. Ek olarak, hamilelikte vücudun hemen her bölgesinde ödem dediğimiz sıvı toplanması yaşanır. Ödem burun ve sinüslerde tıkanıklıklara ve basınca neden olur, bu da baş ağrılarınızın artmasına katkıda bulunabilir. Bu ilk üç aylık dönemdeki baş ağrıları, hormonların dengelenmeye başlamasıyla birlikte ikinci üç aylık dönemde genellikle ortadan kaybolur.

Hamileliğin son üç aylık dönemdeki baş ağrıları ise, fazla kilo alımına ve kötü pozisyona bağlı ortaya çıkar. Büyüyen karnınızla birlikte ağırlığınızı boyun ve omuzlarınıza verirsiniz, uyuma pozisyonunuz bile değişir. Bu değişikliklerle başınızın arkasındaki sinirler uyarılır ve hem baş ağrısı oluşturur hem de kas spazmlarına neden olur. Bu dönemdeki baş ağrılarının diğer bir nedeni ise gebelik zehirlenmesi olarak da bilinen preeklampsidir. Preeklampsinin diğer belirtileri arasında ödem, idrarda anormal miktarda protein atılması, bulanık görme, karın ağrısı ve karaciğer ile böbrek anormallikleri bulunur. Yüksek tansiyonu ve şiddetli baş ağrısı yakınması olan kişilerde preeklampsi gelişme olasılığı 17 kat artar.

Hamilelikte migren ağrıları

Hamilelikten önce migren baş ağrıları olan kişilerin yaklaşık yarısında hamilelikle birlikte ağrılar hafiflemekte ya da tümüyle kaybolmaktadır. Ancak tersi de olabilir. Hamilelikte daha da şiddetlenen migren ağrıları, artan kan basıncıyla birlikte preeklampsi ve diğer damarsal hastalık risklerini artırabilir. Eğer hamilelikle birlikte migren baş ağrılarınızda artış oluyorsa mutlaka hekiminizle bu durumu tartışarak alternatif çözümler arayın. Hamilelik sırasında bebekte doğumsal kusur riskini artıracağından mümkün olduğunca ilaç almayın. Ancak çeşitli sinirlerin doğrudan hedeflendiği girişimsel dediğimiz tedavileri gebelerde rahatlıkla kullanabiliyoruz.

Hamilelikte baş ağrısına karşı hangi önlemleri alabilirim?

  • Artan vücut kan miktarı için dikkat edeceğiniz iki şey var: Tuz ve protein. Hekiminiz aksini önermediği sürece, hamileliğiniz sırasında tuz miktarınızı bir miktar azaltın. İşlenmiş yiyecekler veya fast food yerine, sağlıklı ve doğal beslenmelisiniz.
  • Günde en az 8–10 bardak su içmeyi hedefleyin.
  • Düşük kan şekeri, hamilelik sırasında baş ağrısını tetikleyebileceği için sık sık ve azar azar yemeye dikkat edin. Öğün atlamamaya çalışın.
  • Yüzdeki şişkinliklerden dolayı tıkanan sinüsler baş ağrısına neden olduğunda, sıcak buhar banyosu en iyi yöntemdir. Buharın sinüslerinize iyice sızmasını sağlamak için başınıza büyük bir havlu örterek tuz veya karbonat eklediğiniz sıcak suyun buharını soluyun. Mevsimsel alerjileriniz varsa, organik biber, turunç ve çilek gibi yiyeceklerle C vitamini alımınızı güçlendirin.
  • Sıcak ve soğuk duş alarak ya da ağrı bölgelerinize sıcak-soğuk kompress uygulayarak da baş ağrılarınızı hafifletebilirsiniz. Soğuk suyla alınan duş, gerginlik baş ağrısını hafifletir. Dönüşümlü olarak sıcak ve soğuk su ile duş almak da lenfatik sistemi güçlendirir ve baş ağrısına yardımcı olur. Sinüs baş ağrısında gözlerinizin ve burnunuzun etrafına sıcak kompres uygulayın. Gerilim baş ağrınız varsa, boynunuzun arkasına soğuk kompres uygulayın.
  • Hamilelik sırasında, doğru beden sütyen giymeye dikkat edin. Çünkü doğru desteklenmeyen göğüsler de sırtınıza ve boynunuza büyük baskı uygular ve baş ağrısına neden olur.
  • Yeterince dinlendiğinizden emin olun. Kaliteli uyku, baş ağrılarını ve migreni hafifletir.
  • Kafein tüketimini, hamilelik sırasında kademeli olarak azaltın, aniden kesmeyin, ani kesilen kafein baş ağrılarınızı tetikleyebilir.
  • Floresan aydınlatmaların bulunduğu ortamlardan ve fazla gürültülü mekanlardan uzak durun.
  • Uygulayabileceğiniz bazı bitkisel yöntemler de vardır. Ancak bitkisel bir ilaç almadan önce muhakkak hekiminize danışın. Aşırı hormon yükü ile yorulan karaciğerinizi, doktorunuzun da onayını alarak karahindiba kökü çayı, limon suyu ve suyla seyreltilmiş elma sirkesi ile güçlendirebilirsiniz. Günde bir öğününüze havuç salatası ekleyin, çalışmalarda adet döneminde artan östrojenin neden olduğu baş ağrılarını hafiflettiği görülmüştür. Tıkalı sinüslerden kaynaklanan baş ağrılarına nane yağı yardımcı olabilir. Lavanta yağı da baş ağrılarını hafifletir ve daha kaliteli bir uyku sağlar.
  • Bazı gıdalar kan basıncına etki ederek baş ağrılarını tetikleyebilmektedir. Çikolata, alkol, yoğurt, eski kaşar, yer fıstığı, taze mayalı ekmek, saklanmış etler, ekşi krema, kafein, monosodyum glutamat ve nitrat koruyucularını içeren gıdalar, aspartam yapay tatlandırıcılar bilinen baş ağrısı tetikleyici besinlerdendir. Hamilelik boyunca bu besinlerden uzak durmaya gayret gösterin.

Ne zaman doktora gitmeliyim?

  • Ağrınız için bitkisel de dahil herhangi bir ilaç almadan önce,
  • Ağrınız tüm çabalara rağmen geçmiyor hatta şiddetleniyorsa,
  • Her zamankinden çok farklı bir ağrı yaşıyorsanız,
  • Ağrınıza eşlik eden bulanık görme, ani kilo artışı, karın ağrısı, el ve yüzde şişme gibi yakınmalarınız varsa, muhakkak hekiminizle görüşün.

Bunlar hamileliğin ikinci veya üçüncü üç aylık döneminde gelişen preeklampsi belirtileri olabilir. Preeklampsi müdahale edilmediğinde, nöbetlere, komaya ve körlüğe kadar ilerleyebilir. Her iki durum da anne ve bebeğin sağlığı için tehlikelidir ve acilen tedavi edilmek zorundadır.

Daha fazla oku...

Ağrı eşiği nedir?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Hepimiz zaman zaman ağrılardan yakınıyoruz. Bu ağrılardan kastımız baş ağrısı olabilir, omuz ağrısı olabilir hatta bacak ağrısı bile olabilir. Fakat herkes ağrıyı farklı hisseder, örneğin benim için günümü etkilemeyen, yalnızca ara ara elimi omuzuma götürmeme sebep olan ve yorgunluk sonucu oluşan bir omuz ağrısı bir başkası için aynı şiddette bile olsa çok daha can yakıcı ve dayanılmaz hal alabilir. İşte bu noktada ağrı eşiği dediğimiz, ağrıya dayanıklılık seviyeniz belirleyici olacaktır. Peki, ağrı eşiği nedir?

Ağrı eşiği nedir?

Ağrı eşiği için kişinin herhangi bir nedenle oluşan ağrıyı veya acıyı hissettiği ilk an diyebiliriz. Mesela ağrı eşiği düşük olan biri küçücük bir dokunuş veya baskı ile bile ağrı hissedebilir, bu durum ‘ağrı eşiğinin’ düşük olduğunun göstergesidir.

Ağrı eşiği neyle ilgilidir?

Ağrı eşiği insandan insana değişen ve beyindeki sinir hücrelerinin karmaşık ilişkisi ile alakalı olan bir durumdur. Aslında ağrı hissedebilmek bir anlamda bakıldığında lütuf olarak da görülebilir çünkü vücutta oluşan ağrı çoğunlukla bizleri potansiyel hastalık ve sakatlıklara karşı koruyucu olarak ortaya çıkar.

Neden ağrı hissederiz?

Beyin ağrı ve acı hissini vücudu korumak için üretir. Mesela, çok sıcak bir şeye dokunduğunuzda beyniniz zararlı olduğunun sinyalini alır ve elinizi hiç düşünmeden hızlı bir refleksle geri çekmenizi sağlar, işte bu örnek beyinin ağrı/acı sinyallerini nasıl alıp, nasıl tepki verdiğini çok güzel özetlemiş oluyor.

Ağrı eşiğinin farklı olmasının sebepleri

Ağrı eşiğinin kişiden kişiye değişmesinin bazı sebepleri var:

Genetik: Yapılan araştırmalar gen yapımızın ağrıya nasıl tepki verdiğimizi etkilediğini ortaya çıkardı. Bu durum ağrı kesicilere verdiğiniz tepkileri de aynı şekilde etkileyebiliyor. Yani ben hangi ağrı kesiciyi içersem içeyim fayda etmiyor veya tam tersi en hafif ağrı kesiciyi de içsem anında tüm ağrımı sızımı alıyor diyorsanız bu durum gen yapınız ile ilgili olabilir.

Yaş: Sebebi net bir şekilde anlaşılamamış da olsa muhtemelen deneyimle ortaya çıktığı düşünülen, ileri yaştaki kişilerin ağrı eşiğinin gençlere oranla oldukça yüksek olduğu biliniyor.

Cinsiyet: Belirlenemeyen nedenlerle kadınların ağrıları daha uzun süreli ve erkeklere göre çok daha şiddetli oluyor.

Kronik hastalıklar: Migren, fibromiyalji gibi sürekli ağrıya sebep olan kronik hastalıklar zaman içinde ağrı eşiğinizin yükselmesine sebep olabilir ve sizi ağrıya daha dayanıklı hale getirebilir.

Mental hastalıklar: Ağrı depresyon ve panik atak hastalarında oldukça sık görülen ve bu hastalıkların sebep olduğu ağrıya dayanma gücü kişiden kişiye değişen bir durumdur.

Stres: Aşırı stres ağrıyı olduğundan çok daha fazla hissetmenize sebep olabilen bir durumdur.

Sosyal izolasyon: Sosyal çevreden kopuk yaşama hissedilen ağrı seviyesini arttırabilir ve ağrı eşiğinizin zamanla düşmesine sebep olabilir.

Önceki deneyimler: Daha önce yaşadığınız ağrılar ya da hastalıklar ağrı eşiğinizi etkileyebilir. Örneğin, daha önce diş doktoruna gittiğinde yapılan işlemde çok canı yanmış kişi bir daha diş doktoruna gittiğinde en ufak dokunuşta bile acı/ağrı hissedebilir.

Daha fazla oku...

Kahve başağrısına iyi gelir mi?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır derken çok doğru söylemiyor muyuz? Kahvenin sağlık için faydalı olduğunu öncelikle vurgulayalım.

Bir fincan kahvede, B vitaminleri, folat, potasyum, magnezyum, fosfor, polifenoller, klorojenik asit ve en önemlisi kafein bulunur. Örneğin kahvede oldukça fazla bulunan polifenollerin kanserden, Alzheimer’e kadar pek çok hastalığa potansiyel faydaları olabileceği kanıtlanmıştır.

300 mg’ın Altındaki Kafein Kullanımının Olumlu Etkileri

Kahve sağlımız için oldukça yararlı ancak kahvenin içinde bulunan kafeinin vücudumuz için belli dozlarda alındığında faydaları olduğu kadar zararları da var. Eğer günde 300 mg’ın altında kafein tüketiyorsanız bu doz vücudunuz için çeşitli faydalar sağlayacaktır, kalp damar hastalıklarını önleyici, baş ağrılarını giderici ve mideyi rahatlatıcı özellik gösterecektir.

Fakat gün boyunca içtiğiniz kahve sayısı arttıkça alacağınız fayda artmaz, aksine içildikçe vücudunuza zarar vermeye başlar. Kahve içtiğinizde başınız ağrımaya başlıyorsa kafein bağımlılığı yaşıyor olabilirsiniz. Aynı şekilde bağımlılığınız gelişmişse kahve içmemeniz veya miktarını azaltmanız da başınızın ağrımasına sebep olabilir. Kafein, beyin damarlarını daraltır. Vücudunuz kafeine her gün maruz kalıyorsa ve aniden almayı keserseniz, kan damarlarınız hızlı bir şekilde genişler ve beyne giden kan akımı artar. Bu yoğun kan akışı baş ve boyun ağrılarına neden olabilir.

Kafein Bağımlısı mısınız?

Burada temel konu siz kafein bağımlısı mısınız? Bunu anlamak hiç zor değil. Genel olarak, kafeinde günlük önerilen miktar 300 mg’ın aşılmamasıdır. Günlük olarak vücudumuza aldığımız az miktarda kahve sağlığımız için faydalıdır, ancak 300mg’lık doz aşımında kahvede bulunan kafein sinir sistemini uyarıcı ve bağımlılık yapan bir etki gösterebilir.

Kafein belli dozun üzerinde tüketildiğinde bildiğimizin aksine kişide uyarıcı etki yaratmaz.  Beyin uyarılarında yavaşlama ve sersemliğe neden olur. Ve daha fazla kafein isteği doğurur. Kafein, 300 mg altında alındığında dikkati artırır, yorgunluğu azaltır. Ancak uzun süre 300 mg’dan fazla kullanıldığında bağımlılık riski taşır, özellikle bağımlılık için sınır doz 600-700 mg’dır.

  • 1 fincan Türk Kahvesi 150 mg kafein
  • 1 bardak hepsi bir arada hazır kahve 75 mg kafein
  • 1 orta koyu bardak çay 50 mg kafein içeriyor

Kafein bağımlılığını düşündüren yakınmalar:

  • Baş ağrısı
  • Yorgunluk
  • Halsizlik
  • Uykusuzluk ya da uykulu olma hali
  • Sersemlik hissi ve sık esneme
  • Konsantrasyon eksikliği, motivasyon ve dikkat eksikliği

Kafeinin Baş ağrısına Etkileri

Başınız ağrımaya başlamadan önce kan damarlarınız genellikle genişler, kafein ise işte tam bu noktada devreye girer ve damarları daraltıcı etki gösterir. Böylelikle yoğun kan akışını yavaşlatarak baş ağrısını önlemiş olur. Hatta eğer inceleyecek olursanız baş ağrısı için kullanılan birçok ilacın kafein içerdiğini görürsünüz. Tabi kafein kullanımını baş ağrısını geçirmek için bir tedavi yöntemi şeklinde değerlendirirken dikkatli olmalısınız, günlük 300 mg’lık dozu aştığınızda kafein bağımlılığı riski ile karşılaşabilirsiniz ve bu durum tersine baş ağrınızı tetikleyebilir.

Kafein Bağımlılığından Nasıl Kurtulursunuz?

Kafein bağımlılığının bir sonucu olan baş ağrılarına enerjide azalma ve odaklanma sorununu da eklediğinizde, günü bir kahve içmeden bitirmek imkansızlaşabilir, bu da aslında kısır döngüye neden olur. Bu yüzden eğer kahveyi azaltmak istiyorsanız, bunu birdenbire şok etkisi yaratmadan, sabah/öğle kahvesini yasaklamadan daha az miktarda kafein alarak yapmalısınız.

Kafein çok fazla idrara çıkmanıza neden olur. Eğer kaybedilen sıvıyı bol bol su içerek yerine koymazsanız, yine baş ağrısıyla karşılaşabilirsiniz.

Çok fazla kahve içmiyorsanız, sadece baş ağrınız olduğunda içeceğiniz bir bardak kahve tüm ağrınızı dindirebilir.

Eğer çok fazla kafein alıyorsanız, kahve içmediğinizde genişleyen kan damarları dolayısıyla baş ağrısı atakları yaşayabilirsiniz. Ancak, günlük aldığınız kafein miktarını azaltıp haftada yalnızca birkaç kere kahve içerseniz, bu durum size pozitif olarak geri döner ve baş ağrınız başladığında kafein tüketerek, kan damarlarının daralmasını sağlayıp ağrınızı hafifletebilirsiniz. Eğer Türk kahvesi içiciyseniz, günde en fazla 2 fincan tüketmelisiniz.

Hepsi bir arada hazır kahve için bu miktar maksimum 4 bardaktır. Çay seviyorsanız da günlük en fazla 6 bardak içmelisiniz. Ancak sık baş ağrısı ve migren atakları yaşıyorsanız, bu durum tükettiğiniz kafeinli içeceklerden kaynaklanıyor olabilir. Bu içeceklerin tüketimini aza indirerek, baş ağrılarınız olduğunda ağrı kesici olarak kullanmayı deneyebilirsiniz.

 
 
Daha fazla oku...

Eğildiğimde neden başım ağrıyor?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00
Eğer çok fazla baş ağrısı olmayan ve baş ağrılarıyla mücadele etmek zorunda kalmayan biriyseniz bir şeye uzanmak için eğildiğiniz sırada başınıza giren ani ve şiddetli ağrı sizi ürkütebilir bu çok normal. Bu tip baş ağrılarında ağrı çabucak geçse de ağrının başlangıç şekli ve şiddeti endişe verici olabilir.Eğildiğiniz zaman ani oluşan baş ağrılarının birkaç farklı sebebi olabilir. Hadi gelin bu sebepleri tek tek inceleyelim:

Sinüs Baş Ağrısı

Sinüslerde iltihaplanma yani diğer deyişle sinüzit yere eğilip doğrulurken baş ağrılarınızın artmasına sebebiyet verebilir. Sinüzitte bu ağrı başta ve yüzde zonklayıcı bir his oluşturur ve genellikle iltihap temizlenince ortadan kaybolur. Sinüzit sonucu eğilince oluşan ağrıya enerji azalması, yorgunluk, yanaklarda, alında ve gözlerin arkasında basınç hissi, diş ağrısı ve burun tıkanıklığı genellikle eşlik eder.Sinüs baş ağrısını tedavi etmek için; bol sıvı tüketimi, yüze ve başa sıcak kompres, sıcak banyo gibi buharlı ve nemli bir ortamda oturup havayı solumak önerdiğimiz başlıca yöntemlerden. Fakat eğer sinüzit ilerlemiş ve artık bu yöntemlerin hiçbiri işe yaramaz hale gelmişse mutlaka bir doktora başvurarak tedavisi almanız gerekir.

Öksürük Baş Ağrısı

Öksürük baş ağrısı öksürdüğünüz zaman oluşabileceği gibi eğildiğiniz zaman da oluşabilir, hatta hapşırdığınız, ağladığınız veya burnunuzu sümkürdüğünüz zaman bile oluşabilir. Bu tip baş ağrısı genellikle birkaç dakika sonra geçen anlık baş ağrıları olarak görülür fakat bazı durumlarda 1-2 saat de sürebilir.Öksürük başağrısı her ne kadar altında yüksek oranda ciddi bir sorun teşkil etmese de seyrek olarak beyinde yapısal bir sorunun göstergesi olabilir, bu nedenle öncelikle tetkik ettirmeniz gerekiyor. Hele ki ağrılar sırasında gözleriniz bulanık görmeye başlıyor, baş dönmesi ve denge kaybı yaşıyorsanız ve bu durum artık günlük hayatınızı etkilemeye başladıysa doktorunuzla görüşmenizi ve gerekli tetkikleri yaptırmanızı öneririz. Bu tarz baş ağrılarına ikincil öksürük baş ağrıları denir ve bu ağrılar beyninizdeki çok daha ciddi bir problemin habercisi olabilir.

Susuzluk Baş Ağrısı

Dehidrasyon ağrısı dediğimiz susuzluk ağrılarını hepimiz hayatımızın bir evresinde mutlaka yaşamışızdır. Su içmeyi unuttuğunuz yoğun günün sonunda oluşan o baş ağrısına susuzluk baş ağrısı diyoruz. Susuz kalmak, migreninizi tetikleyebilir veya var olan migrenin kötüleşmesine sebep olabilir.Susuzluk baş ağrısında ağrı genellikle eğildiğinizde, ayağa kalktığınızda ve yürüdüğünüzde artar. Bu tip baş ağrısı beraberinde, yorgunluk, aşırı susama hissi, baş dönmesi (özellikle ayağa kalkınca oluşan), koyu renk idrar ve ağız kuruluğu gibi birçok şikâyeti getirir.Eğer hafif bir ağrı başlangıcı hissediyorsanız su içmek bu ağrıyı hafifletecek belki de geçirecektir. Bu nedenle baş ağrısı başladığı anda 4 bardak su içmeyi deneyin susuzluk baş ağrısı ise birkaç saat içinde ağrı kaybolup gidecektir.Eğer ağrı ile beraber ateş ve ishal gibi ciddi susuzluk belirtileri gösteriyorsanız mutlaka bir acil servise başvurun.

Migren

Migren, genellikle belirli tetikleyicilerin sebep olduğu uzun süren şiddetli baş ağrılarına denir. Bu tetikleyiciler içerisinde bazı yiyecekler, stres, uykusuzluk ve eğilip doğrulmak da bulunabilir. Eğer bu zamana kadar eğildiğinizde migren ağrınız başlamıyorduysa fakat şimdi başlıyorsa mutlaka doktorunuza görünmelisiniz.Migrenin diğer yakınmaları mide bulantısı, kusma, buğulu görme, ışık, ses ve koku hassasiyeti, baş dönmesi ve bayılma sayılabilir.Herhangi bir tedavi uygulanmazsa migren atakları günlerce devam edebilir. Tedavisi ise oldukça karışık ve herkes için farklılık gösteren ciddiyet gerektiren bir tedavilerdir.Öyleyse eğilme sonucu oluşan baş ağrısı yaşıyorsanız, bu ağrıların sıklığına, şiddetine, ilerledikçe kötüleyip kötülemediğine, altta yatan bir sebep olup olmadığına ve saydığımız bu baş ağrısı türlerinden birinin sebep olup olmadığına bakarak durumun ciddiyetini ölçebilir ve sağlık kurumuna başvurabilirsiniz.Baş ağrıları bazen beyindeki pıhtının, kafa travmasının, toksin yükünün, menenjitin, ensefalitin veya beyin kanamasının habercisi olabilir.  Her ne kadar bu ciddi rahatsızlıkların baş ağrısı ile tespiti nadir de olsa yok değil. Bu sebeple eğer yeni başlamış ve alışılmışın dışında baş ağrıları yaşıyorsanız, ağrı bir türlü geçmiyorsa, kusma ve ishal gibi belirtiler gösteriyorsanız, kaslarınızda hissizlik oluşuyorsa, nöbet geçiriyorsanız, ruh halinizde alışılmadık değişiklikler yaşıyorsanız ve görme problemleri yaşıyorsanız bir doktora danışmakta fayda var…
Daha fazla oku...

Çocuklarda ve ergenlerde baş ağrısı için psikolojik müdahaleler

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Yapısal bir nedene bağlı olmayan ve özellikle migren ve gerilim tipi sık tekrarlayan baş ağrıları çocukluk ve ergenlik döneminde yaygındır.

Biyopsikososyal multidisipliner yaklaşım, psikolojik tedavide dahil olmak üzere, etkili bir yönetim için elzem kabul edilmektedir. Baş ağrısı olan çocuklarla ilgilenen doktorların, bu popülasyonun şartlarını kolaylaştırması için psikolojik müdahalelere aşina olmaları gerekmektedir.

Eş zamanlı, tetikleyici ve yardımcı psikolojik faktörler

Çocukluk ve ergenlik çağı baş ağrısının başlangıcına, devamına ve şiddetlenmesine sıklıkla katkıda bulunan önemli faktörler arasında stres ve psikiyatrik bozukluklar, özellikle anksiyete ve depresyon bulunmaktadır. Ayrıca, çocuklukta yaşanan kötü muamele, olumsuz ebeveyn tutumları erişkin hayatında baş ağrısı ile ilişkilendirilmiştir.

Çocuklarda baş ağrısı tedavisini etkileyebilecek biyopsikososyal faktörler

Baş ağrısına yatkınlık

Aşağıdaki durumlar, baş ağrısı için sorumlu olabilecek ağrıya biyolojik yatkınlık olma olasılığına işaret etmektedir:

  1. Kalıtsallığa dair kanıt
  2. Sıklığı etkileyen cinsiyet farklılıkları
  3. Ergenlik sonrası özellikle kadınlarda sıklığın artışı
  4. Baş ağrısı ve fonksiyonel karın ağrısı gibi diğer ağrı sendromları arasında güçlü birliktelikler bulunması
  5. Baş ağrısı ile anksiyete ve depresyon gibi psikiyatrik bozuklukların sık görülmesi

Hekimler bu değerlendirmelere karşı hassasiyet göstermelidirler.

Gelişimsel Değerlendirmeler

Değerlendirme ve yönetme çocuğun gelişimsel düzeyinden (bilişsel, psikososyal, velilere bağımlılık, iş birliği yapma becerisi, öz bildirim ve rıza) etkilenmektedir. Yaşın gelişim için yalnızca kaba bir yaklaşım olduğu koşuluyla, Andrasik ve arkadaşları 1-6 yaş , 7-11 yaş ve 12-18 yaş grubu olmak üzere üç yaş grubu ortaya koymuşlardır.

Bu süreç boyunca, aktif olarak tedaviye katılma kabiliyeti de dahil olmak üzere, gelişimsel olgunlaşma artmaktadır. Aktif katılım, birçok psikolojik tedavi için ön şart olmaktadır; ancak, birçok müdahale, okul öncesi çocuklara uyarlanabilir ve bilişsel açıdan meydan okunabilir.

Aile ve Kültür

Aile ile ilgili faktörlerin çocukluk baş ağrısı ile karışık bir ilişkisi vardır: çocuk, acıyı yorumlamayı ve ona nasıl tepki vereceğini aile üyelerinden öğrenir. Çocuklarda birincil baş ağrıları çoğunlukla birinci dereceden aile üyelerinin baş ağrısı ile olan geçmişiyle ilintilidir. Kronik baş ağrısı olan ebeveynlerin çocukları, kontrollerden daha fazla somatik odak (fiziksel semptomlar ve sağlık ile ilgili kaygı) göstermektedir. Hem çocukların hem de ebeveynlerin cinsiyetleri ebeveynsel raporlamayı etkileyebilir.

Ebeveynsel psikopatoloji, çocuklarda baş ağrısı ve diğer hastalıklar bir etkiye sahiptir. Klinik temelli çalışmalarda, baş ağrısı olan çocukların ebeveynlerinde, özellikle de migren, psikiyatrik bozuklukların görülme oranı oldukça yüksektir. Aile üyelerinde olan bu tarz hastalıklar, baş ağrısı olan çocuklar için önemli tetikleyicilerdir. Bütün bu sebeplerle, değerlendirme ve tedavi hem çocuk hem de aile merkezli olmalıdır.

Baş ağrısında kültürel etkileşimler çok iyi çalışılmamışlardır ancak yönetimi etkilemektedirler.

Daha fazla oku...

Boyun ağrıları sağlığınız için gizli bir tehdit olabilir

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Boynumuz başımızın dik durmasını ve rahat hareket etmesini sağlayan bölge. Boyun ağrıları sık bir yakınma ve en sık sebebi duruş bozukluğu veya aşırı zorlanmadır. Özellikle son yıllarda teknoloji çağı ile birlikte masa başında, bilgisayar karşısında uzun saatler çalışmak ağrıları ciddi derecede tetikliyor.

Kendinize dikkat edin, kaç saat cep telefonunuza bakıyorsunuz? Peki cep telefonunuzu incelerken boynunuz genellikle öne eğik pozisyonda mı kalıyor?

Duruş hataları boyun ağrısı yapıyor

Duruş hataları gittikçe artan boyun ağrılarına neden olabilir. Duruş hataları ile beraber kaslarınız aşırı zorlanacak ve ağrınız kronik hale gelecektir. Bunun yanında düşmek veya sporlarda alınan sert darbeler de boyunda hasar oluşturabilir ve sonucunda sürekli boyun ağrıları çekebilirsiniz.

Boyun ağrıları ne zaman önemsenmeli?

Burada önemli soru boyun ağrıları ne zaman önemsenmeli sorusudur. Hepimizin ara ara yaşadığı basit boyun ağrıları genellikle bir iki gün içinde yok olurken, geçmeyen ve şiddeti günden güne artan boyun ağrıları ciddi rahatsızlıkların veya sakatlıkların habercisi olabilir. Bu tip durumlarda mutlaka bir doktora danışmak gerekir.

Eğer bir haftadan uzun süredir devam eden ve günden güne şiddeti artan bir boyun ağrınız varsa ve özellikle beraberinde kola vuran ağrı, kolda uyuşma güçsüzlük gibi başka şikayetler de eşlik ediyorsa mutlaka doktora başvurmalısınız. Boyun ağrılarınız sizi uykunuzdan uyandırıyorsa bu da doktora başvurmanız için önemli bir ipucudur.

Çalışırken pozisyonunuzu değiştirmeyi unutmayın

Duruş bozukluğunuz varsa veya gün içerisinde işe dalıp çalışma masanızda otururken pozisyonunuzu değiştirmeyi unutuyorsanız ya da uyku veya egzersiz sırasında boynunuzu ters bir pozisyona soktuysanız kaslarınız normalden daha fazla gerilir ve devamında eski pozisyonuna gelene kadar boyun ağrıları çekebilirsiniz.

Boynumuz vücudun geri kalanına oranla daha savunmasız bir yapıdır. Özellikle düşme vakalarında, trafik kazalarında ve birebir sert müdahaleler gerektiren sporlar sırasında boynumuzda bulunan kaslar normalden çok daha fazla zorlanır ve eğer boyun kemiklerimiz hassassa omurgamız bu durumdan zarar görebilir.

Boyun ağrısı kalp krizi belirtisi de olabilir

Bunların haricinde boyun ağrısı nadir de olsa ilginç bir şekilde kalp krizinin bir belirtisi olabilir. İşte böyle durumlarda boyun ağrınızın kalp krizi gibi endişe verici bir rahatsızlıkla ilişkili olup olmadığını anlamak için bakmamız gereken şey beraberinde başka kalp krizi yakınmasının eşlik edip etmediğidir. Örneğin; boyun ağrınızla birlikte nefes darlığı, terleme, mide bulantısı, kusma ve göğüste veya kolda ağrı var ise hızlıca doktora başvurmalısınız.

Direkt bir sebebi olmamasına rağmen şiddeti artarak devam eden ve günlerce geçmeyen boyun ağrınız varsa, boynunuzda şişlik varsa, ağrı ile beraber ateşiniz, mide bulantınız, kusmanız, nefes alma ve yutkunma zorluğunuz ve bunlar gibi normalden farklı gördüğünüz çeşitli yakınmalar yaşıyorsanız fazla paniğe kapılmadan bir doktora başvurmanız en doğrusu olacaktır. Tabii bu demek değil ki her boyun ağrısı riskli ve hemen doktora gitmeniz gerekiyor, kendinizi takip etmeli ve ağrıyı önemsemelisiniz ve eğer saydığımız yakınmalarla karşılaşırsanız tıbbi yardım almalısınız.

Daha fazla oku...

Baş ve boyun ağrılarının en önemli nedenlerinden biri: İleri kafa duruşu

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Hiç aynada kendinize bakarken başınızın omurganızın önüne kaymış olduğunu fark ettiniz mi? Burnunuzun sanki insanları selamlar gibi ileriye doğru çıkık şekilde durduğunu hissediyor musunuz? Hiç etrafınızdaki sürücülere baktınız mı? Çalışma masanızda otururken burnunuz havaya doğru mu bakıyor? Gözlüğünüzün altından mı bakıyorsunuz? Bilgisayarınıza doğru eğiliyor musunuz? Bunlar, sağlığınızı etkileyebilecek kötü duruş örnekleridir. Biz buna “ileri kafa duruşu” diyoruz.

İleri Kafa Duruşu ve Boyun Ağrıları: Baş AğırlığıBaşınız ortalama olarak 5,4 kg kadar olabilir. Omurganızın üstünde dengelenmiştir ve öne doğru eğildiği her kötü duruş başın ağırlığını artırır. Başınız biraz öne eğildiğinde ağırlığı 5,5 kilodan 14 kiloya, biraz daha öne eğildiğinde 20 kiloya kadar çıkabilir. Düşünün 20 kilo ağırlığında bir başı omurga nasıl taşımakta zorlanacak.

Baş ve boyun kaslarının sürekli gerilmesi

Peki, bu bizim için ne anlama geliyor? Bu, başınızın ve boynunuzun arkasındaki kasların ekstra ağırlık ile sürekli olarak gerildiği anlamına gelir. Bu duruş sürekli hale gelirse, omuz ve sırtta gelişen, kürek kemiklerinizin hemen yanında, üst omuzlarınızın arkasında sürekli yanma, sırt omuz ağrısı, baş ağrısı ve/veya migren, çene ağrısı, boyun ağrısı oluşabilir. Bu da araba sürerken omuzlarınızı düzeltmek veya ağrı hissetmeden aşağı bakabilmek gibi belirli boyun, çene veya omuz hareketlerinde kısıtlamalar yaratacaktır. Zamanla, vücut buradaki kötü duruşu telafi etmeye çalışırken, diğer alanlarda duruş sorunları başlayacaktır.

Baş ağrıları ve migrenin nedeni

Baş ağrıları ve migren, başımız denge noktasından çok ileride durduğunda kaslarda oluşan tetik noktalarından kaynaklanır. Tetik noktaları, basit bir deyişle, sıkıştırıldığında veya üzerlerine baskı uygulandığında, ağrıyı vücudun başka bir yerine öngörülebilir bir düzende yönlendiren kas düğümleridir. Kastaki sıkıştırılma veya basınç, istemli bir hareket veya kasın gerilmesi ile oluşan baskıdan kaynaklanabilir ve kastaki tetik noktası o esnada sıkıştırılır.

İleri Kafa Duruşu ve Boyun Ağrıları: Suboksipital KaslarKafatası tabanında 4 küçük kas vardır ve duruşunuz ileri kafa pozisyonuna geçtikçe bu kaslar kısalır. Örneğin, bir hafta boyunca dirseğinizi bükerek kolunuzu tutarsanız, sonunda kolunuzu ağrı yaşamadan düzeltemezsiniz. Bu hareket kol kaslarının bu duruşa adapte olmasına ve kısalmasına sebep olur. Bu da muhtemelen kaslarınızda başka noktalarda ağrı oluşturacak tetik noktalar oluşmasını sağlar.

Kafatasının tabanındaki 4 küçük kas, suboksipital kaslar olarak adlandırılır ve tetik noktaları olursa, kafatasının derinliklerinde gözlere doğru hareket eden bir baş ağrısı olur.

Ne yapabilirsiniz?

Kambur bir pozisyonda oturun ve başınızın ne kadar ileri gittiğini görün. Birisinin bu duruşunuzun yan hizadan fotoğrafını çekmesini isteyin. Sonra, kasık kemiğinizden göğüs kemiğinize kadar gövdenizi dik tutan bir çelik çubuğun sırtınıza yerleştirildiğini hayal edin. Şimdi yandan başka bir fotoğraf çekin ve başınızın pozisyonunun değişip değişmediğine bakın.

Bu duruş sırtınızı çok çabuk yorabilir, bu yüzden bu pozisyonu her saat başı bir dakika tutmaya çalışın ve süreyi yavaşça artırın.

İleri Kafa Duruşu ve Boyun Ağrıları: TrapeziusOmuz kaslarının baş ağrısı ile ilişkisi

Bazen boyun kaslarınızda aşırı gerginlik sizde baş ağrısı ile sonuçlanabilir. Sağdaki resimde trapez omuz kasınızda (soldaki resimde bordo renk ile gösterilmiştir) gerilme baş ve şakaklarda ağrı ile sonuçlanır (sağdaki resimde kırmızı ile gördüğünüz bölgeler).

Bir diğer boyun kası sternokleidomastoid kas gerildiğinde ise siz göze vuran ağrıdan yakınabilirsiniz.

Aslında baş ağrılarının ana sebebi boyun ve omuz kaslarınızın gerginliği olabilir. Bu nedenle ayrıntılı bir muayene ile ağrınıza yol açan kasları tek tek değerlendirmek gereklidir.

İleri Kafa Duruşu ve Boyun Ağrıları: Sternocleidomastoid

Daha fazla oku...

Boyun ağrılarına neler eşlik edebilir?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Boyun ağrıları hemen hemen hepimizin en az birkaç kez yaşadığı ve genellikle yaptığımız ters bir hareket veya gün içerisindeki duruş bozukluklarımızın bir sonucu olan ve şiddetlendikçe katlanılmaz hale gelen ağrılardır.

Boyun ağrıları sırasında:

  • Boynun tam ortasında veya her iki yanında ve hatta devamında omuzlarda ağrı hissedilebilir.
  • Kollarda güçsüzlük ve ağrı hissedilebilir.
  • Ağrı boynunuzdan yukarı doğru ilerleyerek başınızın arkasına kulaklarınıza ve gözlerinizin arkasına ulaşarak gerilim baş ağrılarının oluşmasına sebep olabilir.
  • Başınızı ve boynunuzu hareket ettirmek çok fazla ağrı hissetmenize sebep olabilir.
  • Uzun süre aynı pozisyonda durduysanız veya uyuduysanız ağrı daha şiddetli bir hal alabilir ve boyun kaslarının iyice gerilmesine sebep olabilir.
  • Boynunuzun normalde olduğu kadar esnek hareket edemediğini fark edebilirsiniz. Mesela araba kullanırken kör noktalara bakmakta zorluk yaşayabilirsiniz.

Yaşlılıkta polimiyalji romatika riski var

Özellikle 65 yaş ve üzeriyseniz ve boynunuzun kaskatı olduğunu ve şiddetli bir şekilde ağrıdığını hissediyorsanız, beraberinde iki kolunuzu birden başınızın üzerinde kaldırmakta güçlük çekiyorsanız bu polimiyalji romatika (PMR) dediğimiz kaslarda biriken iltihaplanma sonucu oluşan bir rahatsızlığın habercisi olabilir. Eğer bu rahatsızlığınız olduğunu düşünüyorsanız mümkün olan en hızlı şekilde bir doktora görünmelisiniz.

Hissizlik ve karıncalanma ile gelen boyun ağrısı

Bunların yanında nadir de olsa boyun ağrısı ile beraber hissizlik ve karıncalanma da görülebilir bu durum genellikle kasları çok yorduğumuzda oluşan basıncın omurilikte sinir hücrelerine baskı uygulaması sonucu oluşur bazen kola hatta parmaklara kadar bu uyuşukluk ve karıncalanma hissi ulaşabilir. Eğer bu durum bir süre sonra geçmez aksine şiddetlenerek devam ederse mutlaka bir doktora görünmenizi öneririz.

Yanlış pozisyonda uyumamaya çalışın

Boyun ağrıları eğer altta yatan farklı bir rahatsızlık sebebi ile oluşmuyorsa genellikle yanlış pozisyonlarda uyumanın, çalışırken boynu zorlayacak hareketlerde bulunmanın veya fark etmeden ters hava akımında kalınca oluşan tutulmaların devamında oluşur ve çoğunlukla birkaç gün azalarak devam eder.

Dinlenme boyun ağrısına iyi gelebilir

Genellikle hiçbirimiz boynumuz ağrıdığında direkt bir neden bulamayız. Bu durum boyun ağrısı çeşitlerinin en çok rastlanan türü olan özellikli olmayan boyun ağrısıdır ve dinlenme ile çabucak iyileşir.

Tabii, ağrılar zamanla şiddetleniyorsa ve beraberinde bahsettiğimiz gibi kol ağrısı, uyuşma hissi, karıncalanma ve baş ağrısı gibi belirtiler de oluşuyorsa mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır.

Daha fazla oku...

Migren ve felç arasında bağlantı var mı?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Auralı migrenin özelliği, felç riskinin diğer migrenlere göre daha sık görülmesidir. Bu risk özellikle sigara içen ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha da fazladır. İnme veya felç geçirme riski açısından kişilerin mutlaka incelenmesi gereklidir.

Migren baş ağrısı habercisinin olup olmadığına göre 2 şekilde görülüyor. Ağrının geleceğini bildiren haberci belirti varlığında auralı migrenden söz ediyoruz. Auralı migren genel migren grubu içinde daha nadir görülen ancak daha sıkıntılı bir durumdur.Auralı migrenin özelliği, felç riskinin diğer migrenlere göre daha sık görülmesidir. Bu risk özellikle sigara içen ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda daha da fazladır. İnme veya felç geçirme riski açısından kişilerin mutlaka incelenmesi gereklidir.

Kişiler tipik migren ağrısı özellikleri sergiler. Fakat baş ağrısı başlamadan önce ağrı başlayacağının ipucu belirtisi dediğimiz yakınmalar görülür.

Auralı migrende ağrı öncesinde yaklaşık 20 dk. kadar süren (maksimum 1 saat)

  • Görme ile ilgili yakınmalar:Görme bulanıklığı, bir tarafı görememe, görme alanında karartılar, parlak ışıklar veya yıldızlar, yanıp sönen ışıklı noktalar, zigzaglar görme. Görüntüleri küçülmüş ya da büyümüş görme
  • Diğer yakınmalar:Vücudun bir tarafında uyuşma veya güçsüzlük, kelime bulmada veya konuşmada güçlük, algı bozukluğu

Auralı migren 2 şekilde olabilir; aura başlar maksimum 1 saat içinde biter ve ardından baş ağrısı başlayabilir, bazen de sadece auralarla giden sessiz migren dediğimiz baş ağrısı tipi vardır. Hatta kişi hayatı boyunca baş ağrısı yakınması olmadan gözünün önünde zaman zaman uçuşan noktalar yakınması ile başvurabilir.

Aura belirtilerinin ardından tipik migren baş ağrısı yakınmaları başlar

Baş ağrısıile birlikte:

  • Midenizde bulantı veya rahatsızlık,
  • Işık sizi baş ağrınızın olmadığı zamanlara göre çok daha fazla rahatsız eder,
  • Baş ağrılarınız çalışabilmenizi ya da ihtiyaç duyduklarınızı yapabilmenizi en az bir gün kısıtlayabilir

Auralı migreni olan kişilerde

  • PFO (patent foramen ovale) dediğimiz doğuştan kapanmayan kalp delikleri görülme sıklığı çok daha fazladır. Bazen sadece bu kalp deliğine müdahale yapılması ile kişi aura ve ağrılarından kurtulabilmektedir. Bu deliğin varlığı ilerde felç veya inme riskini artıracaktır. Bu amaçla mutlaka auralı migrende kalp ekokardiyografisi ve transkranyal dopler dediğimiz beyne kalpten sessiz pıhtıların atılıp atılmadığını tetkik etmek gereklidir.
  • Auralı migren şiddetli aura atakları ile sık seyrediyorsa beyin MR tetkiki ile sessiz damar lezyonlarının olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Auralı migreni olan kişilerin doğum kontrol hapı ve sigara kullanımından uzak durmaları felç veya inme riski açısından önemlidir.
  • Her ağrı kesici kullanılmamalıdır, bazı ağrı kesiciler inme riskini artıracaktır. Kişilerin mutlaka doktor kontrolünde ilaç almaları gereklidir

Auralı Migrende Transkranyal Dopler Ultrasonografi neden ve nasıl yapılır?

Auralı migrenli kişilerde kalp delikleri sık görülmektedir. Kalp deliğinin varlığı ağrı şiddeti ve sıklığını ciddi artırmakta ve tedaviye yanıt alınamamaktadır. Aynı zamanda bu kalp delikleri kişide inme veya felç geçirme riskini de artırabilmektedir. Bu nedenle auralı migrenli kişilerde mutlaka transkranyal dopler tetkiki dediğimiz beyin damarlarının incelendiği ve kalpten beyne herhangi bir pıhtının atılıp atılmadığını incelediğimiz bir tetkik yapıyoruz.

Bu tetkik sonucunda kalpte delik varlığı ve beyne olumsuz etkisi olduğunu saptamamız durumunda kardiyoloji ekibi ile kişiyi konsülte ederek tedaviyi planlıyoruz. Sıklıkla sadece kalbe yönelik tedavi ile aura ve baş ağrıları da ortadan kalkabiliyor.

Daha fazla oku...

Auralı migren nedir?

manager2024-11-15T23:25:45+03:00

Migren ağrıları başlamadan önce kişilerde bazen ‘aura’ dediğimiz haberci belirtiler olabilir. Migreni olan 4 kişiden 1 tanesinde aura görülür.

Auranın nedeni beynin arka bölgesinden ön bölgeye yayılan elektriksel bir uyarı ile beyindeki sinyallerin olumsuz etkilenmesi ve beyin kan dolaşımında aksama olmasıdır. Migren aurası olan kişiler nörologlar tarafından daha ayrıcalıklı öneme sahiptir.

Aura ataklarının varlığı kişilerde; felç gibi beyin doku hasarı veya PFO dediğimiz kalpte delik görülme olasılığını artırmaktadır. Özellikle sigara içen ve doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda auralı migren varlığında felç riski daha fazladır.

Migren aurası çoğunlukla görsel yakınmaları içerir, özellikle ağrının başlayacağı baş yarımındaki tarafta gözde parlak ışıklar, yanıp sönen ışıklar, zigzaglı şekiller görülebilir. Görsel yakınmalar göz kapatılsa da devam eder.

Daha seyrek olarak migren aurasında negatif bulgular dediğimiz gözde karaltılı ve bulanık görme, belli bir noktayı görememe şeklinde yakınmalar olabilir. Bazen kişi baktığı yerin yarısını göremediğini ifade edebilir. Özellikle negatif aura bulguları görülen kişilerde mutlaka beyin görüntüleme ve kalp tetkikleri yapmak gerekmektedir. Görsel yakınmalar yanısıra bazı kişilerde duysal yakınma dediğimiz kollarda elde yüzde uyuşma, karıncalanmalar görülür. Seyrek olarak konuşmakta zorluk çekebilirler, kelimeleri bulmakta zorlanırlar.

Migren aurası klasik olarak en kısa 5 dakika sürer ve 1 saat içinde geçmesi beklenir, sıklıkla da 20-40 dakika sürer. 5 dakikadan kısa süren veya 1 saatten uzun süren auralarda sara nöbetleri veya beyin felci gibi diğer olabilecek nedenlerin araştırılması gereklidir. Sıklıkla beklediğimiz auranın bitmesinin hemen ardından baş ağrılarının başlamasıdır, ancak her auralı migrende ağrı öncesi aura olmayabileceği gibi her aura sonrasında da ağrı görülmeyebilir. Baş ağrısız aura yaşayan kişiler de görülebilmektedir.

  Prev1…891011Next  

Son Yazılar

  • 10th MENA Meeting & 6th Turkish African Meeting of Headache and Pain Management Congress
  • 4. Mısır Başağrısı Kongresi
  • Çocuk-Ergenlere Mektup Var!
  • Doktora gitmeden önce başağrıları hakkında çocuğunuzu bilgilendirin: Örnek bir ebeveyn-çocuk diyaloğu
  • Başı ağrıyan çocukları olan ebeveynlere yönelik genel öneriler: Ağrısız bir yaşam için ne yapabilirsiniz?

Copyright © 2025 Küresel Migren ve Ağrı Derneği. Tüm hakları saklıdır.

Facebook Twitter Youtube Instagram Linkedin
  • Anasayfa
  • Hakkımızda
    • Vizyon Misyon
    • Başkan’ın Mesajı
    • Yönetim Kurulu
    • İş Birlikleri
    • Dernek Tüzüğü
  • Hekimler İçin
  • Hastalar İçin
  • Basında Biz
  • İletişim
  • Üyelik