Migren Tedavisinde Yeni Bir Biyobelirteç: Amylin
Günümüzdeki migrene özgü en son tedavi olan kalsiyum gen ilişkili peptidlere yönelik geliştirilen monoklonal antikorların başarılı sonuçlar vermesi; “patofizyolojisinde birçok farklı etmenin rol aldığı migrenin tedavisinde başka biyobelirteçlerden faydalanılabilinir mi” sorusunu akla getirmiştir. Birleşik Krallık’tan Dr. Holland önderliğinde “kalsiyum gen ilişkili peptidlerle benzer mekanizmaları paylaşan bir nöropeptid olan “amylin” proteininin reseptörlerdeki etkisinin migrenle ilişkisinin” araştırıldığı çalışmaya ait sonuçlar yeni ilaçların geliştirilmesinde yol gösterici olacaktır.
Kaynak:https://www.migrainetrust.org/finding-a-cure/our-research/current-research/

Uyku hayatımızın çevreyle iletişimde geri döndürülebilir biçimde, geçici kesildiği bir günlük döngüdür. Fiziksel ve psikolojik hastalıklar, insomnia (uykusuzluk), aşırı uyku hali, uykuda hareket bozuklukları, uykuya bağlı solunum hastalıkları gibi uyku bozukluklarına neden olabilir. Migren ve uyku bozukluklarının birbirleriyle ilişkisini değerlendiren bir araştırmada yüz otuz binden fazla kişi çalışmaya alınmış ve migreni olan kişilerde olmayanlara göre uyku bozukluklarının anlamlı olarak yüksek olduğu bulunmuştur (1).
Yüz yıkama, yüze dokunma, yemek yeme gibi etkenlerle başlayıp şiddetlenebilen Trigeminal Nevralji, yüzün yarısından beyin sapına uzanan trigeminal siniri etkileyen kronik bir ağrı durumudur. MS (Multiple Skleroz) beyinde ve omurilikte, mesajları taşıyan sinir telleri etrafındaki koruyucu miyelin kılıfının hasarı sonucu ortaya çıkan bir nörolojik hastalıktır. En sık şikayetler kol veya bacaklarda güçsüzlük, görmede bozukluk veya denge gibi sorunlarıdır. Laakso ve arkadaşlarının MS hastalarında trigeminal nevralji sıklığını araştırdıkları çalışmalarında 2575 MS hastasını değerlendirmişler ve %2,1’inde trigeminal nevraljinin MS hastalığına eşlik ettiğini saptamışlardır (1). Ayrıca araştırmacılar, MS hastalığı olanlarda trigeminal nevralji gelişmesinin diğer nörolojik hastaların populasyonuna göre 15 kat arttığını bildirmişlerdir. 1- Sini M Laakso ve arkadaşları. Trigeminal Neuralgia in Multiple Sclerosis: Prevalence and Association With Demyelination. Acta Neurol Scand. 2020 Mar 18. doi: 10.1111/ane.13243.
Migren; yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve dünyada en sık iş gücü kaybına neden olan, ülkemizde toplumun % 16’sında görülen baş ağrısı tipidir (1).
Hastalarda baş ağrısı nedeniyle gelişen depresyon, kaygı bozukluğu, düşük yaşam kalitesi ve iş gücü kaybının oluşturduğu ekonimik yük bu nörolojik hastalığın tedavisinin aciliyet ve önemini göstermektedir. Migren tipi baş ağrısının tedavisi için yola çıkan bilim adamları, son yıllarda “monoklonal antikor” denilen yeni bir tedaviye odaklanmıştır.
Ferrari ve arkadaşları; yeni tedavilerden biri olan Fremanezumab’ın, tedaviye dirençli migrenlilerde etkinliğini araştırdığı FOCUS isimli çalışmalarında hem epizodik hem de kronik migreni olan ve tedaviye dirençli hastalarda faydalı olduğu bildirmişlerdir (2).
Avrupa Baş Ağrısı Federasyonu, bu çalışmanın sonuçlarını temel alarak, tedaviye dirençli migren hastalarında fremanezumab kullanımını önermektedir.
1- Ertas M, Baykan B, Orhan EK, et al. One-year prevalence and the impact of migraine and tension-type headache in Turkey: a nationwide home-based study in adults. J Headache Pain. 2012;13(2):147‐157.
2- Michel D Ferrari ve arkadaşları. Fremanezumab Versus Placebo for Migraine Prevention in Patients With Documented Failure to Up to Four Migraine Preventive Medication Classes (FOCUS): A Randomised, Double-Blind, Placebo-Controlled, Phase 3b Trial. Lancet 2019 21;394(10203):1030-1040.